Silifke‘de Nükleer Santrallere Karşı İnsan Zincirli Eylem
Mersin Nükleer Karşıtı Platformu tarafından Mersin-Akkuyu karayolu üzerinde 30 ayrı noktada gerçekleştirilen "Nükleer Santrallere Karşı İnsan Zinciri" eyleminin Silifke ayağı yapıldı.
Yaklaşık 3 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen eyleme çeşitli sivil toplum kuruluşları, siyasi parti temsilcileri, yaşlı ve çocukların da yer aldığı her yaştan vatandaş destek verdi. Boyunlarına "Ölüm Fermanı Akkuyu" yazılı pankartlar asan göstericiler, Keklik Anıtı yanında basın açıklaması yaptı. Avukat Harika Levent, yaptığı basın açıklamasında, "Bu eylemimizi hükümeti bir kez daha uyarmak, nükleer santralleri istemediğimizi haykırmak için yaptık. Ülkemizi yönetenler ülkemizin tüm kaynaklarını ve
emeğimizi sömürmeye devam ederken, şimdi de yaşam hakkımızı elimizden almak için tüm yaşam alanlarımızı rant uğruna kirletmeye ve yabancı şirketlere peşkeş çekmeye, kamu kaynaklarımızı zarara uğratan yatırımları hukuk ve demokrasi kurallarını hiçe sayarak, yangından mal kaçırır gibi aceleci kararlarla sularımızı özelleştiren HES projelerine, doğa ve insan sağlığına zarar veren termik ve nükleer santrallerin kurulumuna halkın iradesine ve hukuk kazanımlarına rağmen hala devam etmektedir. Danıştay‘ın
nükleer santrallere ÇED muafiyetini kaldıran kararını görmezden gelen hükümet, dün tekrar ÇED muafiyetini uygulayacak yeni bir yönetmelik yayınlayarak, yargı kararlarını hiçe saymıştır" dedi.
Japonya‘da meydana gelen nükleer felaketlerden sonra tüm ülkeler nükleer santral projelerini gözden geçirip, birçok ülke nükleer santrallerini kapatmaya karar verirken hükümetin nükleer santral kurma inadını sürdürdüğünü söyleyen Levent, "Çernobil faciasından sonra bizlere tonlarca radyasyonlu çayları içiren Cahit Aral zihniyetiyle davranan Başbakan ve Enerji Bakanının etkisi yüzyıllar süren nükleer santralin zararlarını bir tüp gazın zararlarına indirgemeleri, yaşam hakkımızı hiçe saymak demektir" diye
konuştu.
Eyleme Düzce‘de yaşarken Çernobil faciasının ardından radyasyon yüklü bulutların oluşmasıyla yağan yağmura maruz kalıp kanser olan Zafer Taşdemir de katıldı. 28 yaşında olmasına rağmen 10 yaşında gibi görünen Taşdemir, nükleer santral istemediğini söyledi. Çernobil felaketinin yaşandığı dönemde Düzce‘de görevli bulunduğunu, radyasyonlu bulutların oluşturduğu yağmurdan etkilenmemesi için vatandaşları kapalı bir yere topladığını anlatan baba Ahmet Taşdemir ise, "Buna rağmen üç çocuğum ve eşimle birlikte
hepimiz kanser olduk. Çernobil faciasından tüm ailem etkilendi. En küçük çocuğum Zafer Taşdemir kanser oldu, iki kızım ve eşim meme kanseri oldu. Ben ise prostat kanseri oldum. Kanser olmamıza Çernobil‘den Karadeniz‘e gelen radyasyon yüklü bulutlar neden oldu. Radyasyonun bu denli tehlikeli olduğu bir ortamda Akkuyu‘ya nükleer santral yapılmasını istemiyoruz. Benim ailem kanser oldu, başka aileler kanser olmasın, ölmesinler" dedi.
Basın açıklamasının ardından grup, yaklaşık 5 kilometrelik insan zinciri oluşturdu.
Kaynak: İHA
emeğimizi sömürmeye devam ederken, şimdi de yaşam hakkımızı elimizden almak için tüm yaşam alanlarımızı rant uğruna kirletmeye ve yabancı şirketlere peşkeş çekmeye, kamu kaynaklarımızı zarara uğratan yatırımları hukuk ve demokrasi kurallarını hiçe sayarak, yangından mal kaçırır gibi aceleci kararlarla sularımızı özelleştiren HES projelerine, doğa ve insan sağlığına zarar veren termik ve nükleer santrallerin kurulumuna halkın iradesine ve hukuk kazanımlarına rağmen hala devam etmektedir. Danıştay‘ın
nükleer santrallere ÇED muafiyetini kaldıran kararını görmezden gelen hükümet, dün tekrar ÇED muafiyetini uygulayacak yeni bir yönetmelik yayınlayarak, yargı kararlarını hiçe saymıştır" dedi.
Japonya‘da meydana gelen nükleer felaketlerden sonra tüm ülkeler nükleer santral projelerini gözden geçirip, birçok ülke nükleer santrallerini kapatmaya karar verirken hükümetin nükleer santral kurma inadını sürdürdüğünü söyleyen Levent, "Çernobil faciasından sonra bizlere tonlarca radyasyonlu çayları içiren Cahit Aral zihniyetiyle davranan Başbakan ve Enerji Bakanının etkisi yüzyıllar süren nükleer santralin zararlarını bir tüp gazın zararlarına indirgemeleri, yaşam hakkımızı hiçe saymak demektir" diye
konuştu.
Eyleme Düzce‘de yaşarken Çernobil faciasının ardından radyasyon yüklü bulutların oluşmasıyla yağan yağmura maruz kalıp kanser olan Zafer Taşdemir de katıldı. 28 yaşında olmasına rağmen 10 yaşında gibi görünen Taşdemir, nükleer santral istemediğini söyledi. Çernobil felaketinin yaşandığı dönemde Düzce‘de görevli bulunduğunu, radyasyonlu bulutların oluşturduğu yağmurdan etkilenmemesi için vatandaşları kapalı bir yere topladığını anlatan baba Ahmet Taşdemir ise, "Buna rağmen üç çocuğum ve eşimle birlikte
hepimiz kanser olduk. Çernobil faciasından tüm ailem etkilendi. En küçük çocuğum Zafer Taşdemir kanser oldu, iki kızım ve eşim meme kanseri oldu. Ben ise prostat kanseri oldum. Kanser olmamıza Çernobil‘den Karadeniz‘e gelen radyasyon yüklü bulutlar neden oldu. Radyasyonun bu denli tehlikeli olduğu bir ortamda Akkuyu‘ya nükleer santral yapılmasını istemiyoruz. Benim ailem kanser oldu, başka aileler kanser olmasın, ölmesinler" dedi.
Basın açıklamasının ardından grup, yaklaşık 5 kilometrelik insan zinciri oluşturdu.
