Yarim Asir Önce Eline Aldigi Igne Ve Ipligi Bir Daha Birakamadi
Aydin’da 50 yildir terzilik yapan 63 yasindaki Selami Köseglu basarisinin sirrini her sabah erkenden isinin basina geçmek olarak açikladi.

Aydin’in Efeler ilçesinde yasayan Selami Köseoglu yarim asirdir terzilik yapiyor. 10 yasinda çirak olarak basladigi meslekte 50 yili deviren evli ve 2 çocuk babasi Köseoglu, her sabah en geç saat 06.00’da isinin basina geçiyor. El emegi ile ortaya çikarttigi giysileri insanlarin tasidigini görmekten büyük mutluluk duydugunu ifade eden Köseoglu, "Severek yaparsaniz her meslek kendince çok güzel. Insanlari giydirmek, bir seyler üretmek inanilmaz mutluluk veriyor" dedi.
Kirsal Dalama Mahallesi’nde 10 yasindayken ustasinin yaninda çirak olarak meslege basladigini kaydeden asirlik terzi Selami Köseoglu, "Evimiz Dalama’daydi. Bizim okulda sabahçi ve ögleci uygulamasi vardi. Ögleye kadar dükkanda çalisip, ögleden sonra okula gidiyordum. Yasim küçüktü ama isi çok sevdim. O yasta hem çalisip hem de okudum. Çok sükür ustam sayesinde elimde bir meslegim oldu. 1980 yilinda Aydin merkeze geldim. Kendi is yerimi açtim. O zamandan beri bu ise devam ediyorum. Bu meslek sayesinde evlendim, kimseye muhtaç olmadan iki çocuk büyüttüm ve okuttum. Evimin geçimini elimin emegi, alnimin teri ile kazandim. Severek yaptiktan sonra meslegimiz çok güzel. Insanlari giydirmek, bir seyler üretmek inanilmaz mutluluk veriyor. El emegimiz olan giysileri vatandaslarin üzerinde görmek onlara yakistigini görmek çok farkli bir duygu. Meslegin tek zor kismi var o da göz hastaliklari. Sürekli ince islik ile ilgilendigimiz için çogu meslektasimda erken yasta gözlük kullanimi basliyor" diye konustu.
"1980-2000 yillari arasi meslegimizin ’altin’ yillariydi"
1980 ile 2000’li yillar arasi terziligin en güzel yillari oldugunu ve o 20 yili ’altin yillar’ olarak degerlendiren Köseoglu, "1980 ile 2000 yillari arasindaki 20 yillik süre bizim için altin yillar. Islerimizin yüzde 90’i siparis üzerineydi. Bayan olsun, erkek olsun ragbet fazlaydi. Hazirlar giyim çogaldikça bizim isler de azaldi. Eskiden siparis aldigimizda pesin çalisiyorduk. Kumasini getirenler ücretini de pesin veriyorlardi. Islerimiz çok daha iyiydi. Su zamanlarda sifirdan üretim yerine tadilati daha fazla yapiyoruz. Siparis yok denecek kadar azaldi. Insanlar yeni bir elbise aliyor. Bir süre sonra mutlaka bir yerinde bir sey çikiyor ve tadilata geliyor. Olay buna döndü. Insanlar artik hemen alip giymek istiyor. Beklemeye tahammülleri yok. Herhangi bir tadilat için 3-5 saat beklemeyi bile çogu zaman fazla buluyorlar" ifadelerini kullandi.
"Bu meslegi yapmak isteyen Aydin sartlarinda çok rahat geçinir"
Terzi Köseoglu son yillarda terzi ve kalfa bulamadiklarini belirterek, "Yeni nesil gençlerin bu tür islere meraki da yok, müsteri olarak talebi de yok. El emeginin degerini anlamadiklarini düsünüyorum. Her seyin haziri daha cazip geliyor onlara. Giyimin haziri, yemegin haziri derken gençlerimiz köreliyor. Elbette çocuklarimizi meslek seçimlerinde zorlayamayiz ama bazi degerler gibi bazi meslekler de artik unutulmaya dogru gidiyor. Bu meslegi ögrenseler Aydin sartlarinda paraya para demezler diye düsünüyorum. Hele bir de genç olacaksin, isinin ehli olacaksin biraz da agzin laf yapacak müsteriye nasil davranacagini bileceksin çok rahat geçimini saglarsin. Elin de seri olacak. Hele ki çirakliktan geldigin isin piri olursun. Bir giysiyi hazir da alsan mutlaka ileride bir tadilat isi olacak. Fermuar isi, paça isi gibi ve sayamadigim çesitli küçüklü büyüklü islerden güzel gelir elde etmek mümkün" dedi.
"Her sabah en geç saat 6.00’da isimin basindayim"
Erken kalkip isinin basina erken geçmenin her zaman faydasini gördügünü aktaran Köseoglu sözlerini su sözlerle tamamladi;
"Çiraklik dönemlerimden kalma çok güzel bir aliskanlik oldu benim için. O zamanlarda okuldan önce çalistigim için ustamdan önce is yerine gidiyordum. Dönemin kömürlü ütüleri vardi. Onlarin kömürlerini hazirlayip ustam geldiginde hazir ediyordum. Hele ki yaz günlerinde sabah serinliginde isleri erken yapak daha önem kazaniyordu. Hem ütünün hem de havanin sicakligi olmasin ögleye kadar çogu isi hazir ediyorduk. Iyi ki de bunlari yapmisim. Hayatim boyunca düzenimi hep erken kalkmak üzerine kurdum. Is yerimin kapisini 50 yildir en geç saat 6.00’da açar ’bismillah’ diyerek isime baslarim. Zinde bir sekilde isimin basina geçiyorum. Ögleye kadar da pek çok isimi tamamlamis olurum. Hem insan trafigi de pek fazla olmuyor erken saatlerde rahat rahat dikisimi dikiyor, siparisleri hazir ediyorum. Biyolojik olarak insanlarin ögleden sonra pek verimli olamiyorlar. Yorgunluk çökmeye basliyor yavas yavas. Ben islerimi erken görmeyi hayat felsefem haline getirdim, bu aliskanligi da herkese öneriyorum"
