Gıdalarda Pestisit Kullanımı Tehlikeli Mi, Yararlı Mı
Pestisit için “sofralardaki zehir” tanımlaması gündemdeki yerini alırken Prof. Dr. Şükrü Karataş ezberleri bozdu. “Pestisit dozunda ve kurallara uygun kullanıldığında zararlı değildir. Ürün miktarını ve kalitesini arttırmak ve hızla artan insan nüfusuna yeterli gıda maddesi sağlamak için kullanılan en etkin yöntemler arasında birinci sıradaki yerini korumaktadır. Başka türlü bu ürünleri üretmek ve bu kadar insana gıda sağlamak nicel ve nitel olarak imkansızdır” dedi.

“Pestisit uygulaması yetkin kişilerce yapılmalı”
Pestisit uygulamasını herkesin yapamayacağını belirten Prof. Dr. Karataş “Pestisit uygulamasından ürün kalitesi ve verimliliği açısından optimum yarar sağlayıp olumsuz etkilerini minimuma indirmek için tarımsal mücadelenin bilinçli olarak, alanda yetkin kişilerce yapılması, tarım ürünlerindeki kalıntı sorunlarının önüne geçilmesi, laboratuvarlarda kalıntı analiz yöntemlerinin sıklıkla değerlendirilmesi, güncellenmesi, uluslararası kalite kontrol ve kalite güvence sistemlerine göre hareket edilmesi önem taşır. Pestisit ilaçlamasını bu konuda yetkin kişilerin yapması veya nasıl yapılacağını anlatması gerekiyor. Pestisit tavsiye edilen dozun üzerinde kullanılmamalı. Bu kullanımın belli bir limiti var ve bu limit aşıldığında son derece zararlı ve tehlikeli bir hal alıyor. Son ilaçlamayla hasat arasındaki süre ‘hasat dönemi’ süresi olarak tanımlanmaktadır ve bu dönemde kesinlikle pestisit kullanılmaması gerekmektedir. Erken hasat yapıldığında ise gıdaların üzerinde pestisit kalıntıları kalabilir. Bu dönüşüm yaşanmadan erken hasat, yanlış kullanım ve bilinçsiz çiftçilerin pestisit kullanması hem yağmur suları vasıtasıyla çevreye, hem de insan sağlığına zarar verir. Ruhsatlı olmayan pestisitler de kalıntı bırakır. Pestisitin, etiketinde belirtilen ürünlerin dışında başka ürünler üzerinde ise kesinlikle kullanılmaması gerekir. Pestisit doğru kullanıldığında ise bir süre sonra zararsız kimyasala dönüşür” ifadelerini kullandı. Avrupa ülkeleri arasında hektar başına en az pestisit tüketen ülkenin Türkiye olduğunu ve dünyada yıllık tarım ilacı kullanımının 3.5 milyon ton olduğu söyleyen Prof. Dr. Karataş’a göre, FAO’nun 2018 yılındaki verilerine göre; Hollanda 9,34, İtalya 6,96, Almanya 4,03, İngiltere 3,02, Türkiye ise 1,63 (kg/ha) pestisit tüketiyor.
Bakanlığın takip etmesi gerekiyor
Pestisit kullanımı konusunda sürekli denetim ve takip yapılması gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Şükrü Karataş “Sebze, meyve koruması için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın çok sıkı bir şekilde denetim uygulaması gerekir. Aksi takdirde halkın sağlığıyla oynanmış olur” dedi ve pestisit kalıntısı riskine karşı tüketilen gıda maddelerinin çok iyi yıkanması ve mümkünse kabuğunun soyulması gerektiğini ekledi: “Bazen meyveye Haziran ayında atılan pestisit Aralık ayına kadar kalıntı olarak kalabiliyor. Bu yüzden yenen her şeyin çok iyi yıkanması ve kabuğu soyulabilen meyve sebzelerin kabuklarının soyulması gerekir.”
“Tescillenmiş organik ürünlerde pestisit bulunmaz”
Tescillenmiş organik ürünlerde pestisit olmadığını son olarak ekleyen Prof. Dr. Karataş “Organik pazarlardaki tescillenmiş ürünlerde pestisit yok. Bir ürünün organik olması için toprağının da tohumunun da organik olması gerekir. Gıda yetiştiren herkesin ürünlerine organiktir demesi yanlıştır. Bir ürünün organik olabilmesi için ruhsatlı olması gerekir. Organik ürünler ekiminden hasadına kadar sürekli olarak denetlenir ve sertifikalıdır” diye konuştu.
Prof. Dr. Karataş, sözlerini şöyle sonlandırdı “Sonuç olarak pestisit kullanımı insan sağlığını ve dolayısıyla yaşam kalitesini arttırmak için zararlılara karşı kullanılan kimyasal mücadele yöntemleri arasında hızlı sonuç vermesi ve pratik olması açısından en fazla kullanılan bir yöntem olup, bilinçli ve yetkin kişiler tarafından kontrollü ve standartlara uygun olarak uygulandığında ürünü toksin salgılayan organizmalardan koruyan en etkin ve ekonomik yöntem olarak kabul edilebilir. Ancak pestisitlerin kontrolsüz, bilinçsiz ve yetkin olmayan kişiler tarafından kullanımı yaşamı tehdit ederek insan sağlığı açısından onarılamayacak tahribata yol açabilir.”
