Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Bahreynli Mevkidaşı Al-Khalifa İle Görüştü
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Bahreynli kardeşlerimiz bizden ne yardım talep ederse, her türlü imkanlarımızla yardımcı oluruz. Önemli olan, Bahreyn‘de çok önceden başlayan reform sürecinin sağlıklı şekilde yürümesidir" dedi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Bahreyn Dışişleri Bakanı Şeyh Khalid Bin Ahmed Bin Muhammed Al-Khalifa ile görüştü. Görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Davutoğlu, Türkiye ile Bahreyn arasında tarihi bir dostluk olduğunu, Bahreyn Veliaht Prensi‘nin geçen ay Türkiye‘ye geldiğini ve kendisiyle kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Davutoğlu, konuk mevkidaşıyla bölgesel ve ikili ilişkileri gözden geçirdiklerini, Bahreyn‘deki olaylara değindiklerini ifade etti. Türkiye olarak gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Davutoğlu, Bahreyn‘in istikrarı, egemenliği, toprak bütünlüğü ve güçlü ekonomisinin bozulmaması yönünde görüş bildirdiklerini kaydetti. Davutoğlu, Al-Khalifa ile olaylar hakkında bilgi alış verişinde bulunduklarını, yapabilecekler hakkında konuştuklarını ifade etti. Davutoğlu, bu konuda 4 önemli prensipten
bahsederek,"İlk olarak; bütün bu yaşanan sürecin Bahreyn‘de süre gelen siyasi reform sürecinin derinleştirilmesi ve siyasi reformların kapsamlı şekilde hayata geçirilmesinin sağlanmasıdır. Aslında bu, bölgemizdeki siyasi reform taleplerinden çok önce Bahreyn‘de gündeme gelmiş ve Bahreyn yönetimi bu konuda adımlar atma kararlılığı göstermiştir" dedi. Bahreynlilerin güven içinde yaşamalarının önemine dikkat çeken Davutoğlu, Bahreyn‘de sivil halkın korunması ve bu taleplerin yerine getirilmesi sürecinde
güvenlik güçleri ile sivil halkın karşı karşıya gelmemesi hususunun altını çizdi. Davutoğlu, dönüşümün barışçıl yolla olması ve halkın sürece aktif olarak katılımının sağlanmasının gerektiğini, yaşananların mezhep çatışmasına dönüşmemesine çalışılması gerektiğini söyledi.
Davutoğlu, "Bu çerçevede Körfez İşbirliği Konseyi mekanizmaları içinde Bahreyn‘in Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri‘nden güvenlik gücü talep etmesi, Bahreyn‘in iradesiyle gerçekleşen bir gelişmedir. Biz bu tedbirin Bahreyn‘de güvenlik şartlarının iyileşmesine müteakip geçici bir tedbir olduğunu düşünüyoruz ve bu tedbire en kısa zamanda hissedilmeyeceğini düşünüyoruz" dedi.
Körfez ülkelerinde kardeşliğe, yakın dostluğa, iyi ilişkilere önem verdiklerini kaydeden Davutoğlu, sürekli istişareler içinde bulunduklarını belirtti. Davutoğlu, "Biz bu görüşmelerde Körfezde tansiyonun düşürülmesi, Bahreyn‘in egemenliğine, geleceği konusunda herkesin Bahreynli kardeşlerimizin iradelerine saygı göstermelerine gerektiğini vurguladık" şeklinde konuştu.
Bahreyn Dışişleri Bakanı Al-Khalifa ise, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine teşekkür ederek, iki ülke ilişkilerinin daha da geliştirilmesini istediklerini söyledi. Bahreyn‘de durumun iyiye gittiğini söyleyen Al-Khalifa, tüm toplumun farklı kesimlerinin katılımıyla bir siyasi diyalogu gerçekleştireceklerini belirtti. Al-Khalifa, "Veliaht Prensi‘nin çağrıda bulunmuş olduğu diyalog, tamamıyla bütün kesimleri içerisine alan ve masa üzerinde her türlü konunun konuşulmasına olanak sağlayacak bir çağrıydı. Bizim
önümüzde kalkınma, siyasi istikrarı yakalama ve son dönemde yaşanan olayları bir daha tekrar etmeme arzusunda içerisinde yapıyoruz. Bahreyn mezhep çeşitliliği ile bilinen bir ülke. Ama hiç bir zaman bu problem olmamıştı. Son zamanda problem olmaya çalışıldı. Ama bu problemi de çözerek, önümüze bakacağız ve halkın iradesi, isteği doğrultusunda reformlara devam edeceğiz" dedi.
Körfez İşbirliği askerlerinin müdahalesi ile istikrar ve güvenliği sağlamaya başladıklarını belirten Al-Khalifa, bunun tamamen ülke içindeki kurumların korunmasına yönelik olduğunu ifade etti. Sivil halkın hedef alınmadığını söyleyen Al-Khalifa, bunu dış güçlerin ülkelerine müdahalesini engellemek için yaptıklarını belirtti. Al-Khalifa, "Ulusal Barış Kanunu da anayasa çerçevesinde tamamıyla ülkede istikrarı ve güvenliği sağlamaya yönelik olarak ortaya konulmuş bir kanundur. Bu kanun çerçevesinde Körfez
güçleri bizim ülkemize getirildi. Hedefimiz ve amacımız, tamamıyla devletin kurumlarını himaye etmekti. Geçici yapılan bu uygulama, istikrarın ve güvenliğin sağlanmasıyla birlikte zaten doğal sürecine geçecektir" ifadelerini kullandı.
Bir basın mensubunun sorusu üzerine Davutoğlu, "Bahreynli kardeşlerimiz bizden ne yardım talep ederse, her türlü imkanlarımızla yardımcı oluruz. Önemli olan Bahreyn‘de çok önceden başlayan reform sürecinin sağlıklı şekilde yürümesi ve Bahreynliler arasında birliği ve beraberliği arttırıcı şekilde, insan haklarına saygılı şekilde tamamlanmasıdır. Bahreynlilerin taleplerini barışçıl şekilde karşılamalarıdır. Bahreyn onlarındır, Bahreyn‘in geleceğini onlar belirleyecektir" ifadelerini kullandı.
Bahreyn‘de bir kadının öldürülmesi konusundaki soru üzerine Al-Khalifa, kadının iki gün önce kaza sonucu öldüğünü belirterek, "Ulusal Barış Kanunu çıktığı zaman, kendisi güvenlik barikatına hızlı bir şekilde çarpmış ve orada kaza sonucu silahtan çıkan bir silahla yaralanmış ve hayatını kaybetmiş" dedi.
Kaynak: İHA
Davutoğlu, konuk mevkidaşıyla bölgesel ve ikili ilişkileri gözden geçirdiklerini, Bahreyn‘deki olaylara değindiklerini ifade etti. Türkiye olarak gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Davutoğlu, Bahreyn‘in istikrarı, egemenliği, toprak bütünlüğü ve güçlü ekonomisinin bozulmaması yönünde görüş bildirdiklerini kaydetti. Davutoğlu, Al-Khalifa ile olaylar hakkında bilgi alış verişinde bulunduklarını, yapabilecekler hakkında konuştuklarını ifade etti. Davutoğlu, bu konuda 4 önemli prensipten
bahsederek,"İlk olarak; bütün bu yaşanan sürecin Bahreyn‘de süre gelen siyasi reform sürecinin derinleştirilmesi ve siyasi reformların kapsamlı şekilde hayata geçirilmesinin sağlanmasıdır. Aslında bu, bölgemizdeki siyasi reform taleplerinden çok önce Bahreyn‘de gündeme gelmiş ve Bahreyn yönetimi bu konuda adımlar atma kararlılığı göstermiştir" dedi. Bahreynlilerin güven içinde yaşamalarının önemine dikkat çeken Davutoğlu, Bahreyn‘de sivil halkın korunması ve bu taleplerin yerine getirilmesi sürecinde
güvenlik güçleri ile sivil halkın karşı karşıya gelmemesi hususunun altını çizdi. Davutoğlu, dönüşümün barışçıl yolla olması ve halkın sürece aktif olarak katılımının sağlanmasının gerektiğini, yaşananların mezhep çatışmasına dönüşmemesine çalışılması gerektiğini söyledi.
Davutoğlu, "Bu çerçevede Körfez İşbirliği Konseyi mekanizmaları içinde Bahreyn‘in Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri‘nden güvenlik gücü talep etmesi, Bahreyn‘in iradesiyle gerçekleşen bir gelişmedir. Biz bu tedbirin Bahreyn‘de güvenlik şartlarının iyileşmesine müteakip geçici bir tedbir olduğunu düşünüyoruz ve bu tedbire en kısa zamanda hissedilmeyeceğini düşünüyoruz" dedi.
Körfez ülkelerinde kardeşliğe, yakın dostluğa, iyi ilişkilere önem verdiklerini kaydeden Davutoğlu, sürekli istişareler içinde bulunduklarını belirtti. Davutoğlu, "Biz bu görüşmelerde Körfezde tansiyonun düşürülmesi, Bahreyn‘in egemenliğine, geleceği konusunda herkesin Bahreynli kardeşlerimizin iradelerine saygı göstermelerine gerektiğini vurguladık" şeklinde konuştu.
Bahreyn Dışişleri Bakanı Al-Khalifa ise, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine teşekkür ederek, iki ülke ilişkilerinin daha da geliştirilmesini istediklerini söyledi. Bahreyn‘de durumun iyiye gittiğini söyleyen Al-Khalifa, tüm toplumun farklı kesimlerinin katılımıyla bir siyasi diyalogu gerçekleştireceklerini belirtti. Al-Khalifa, "Veliaht Prensi‘nin çağrıda bulunmuş olduğu diyalog, tamamıyla bütün kesimleri içerisine alan ve masa üzerinde her türlü konunun konuşulmasına olanak sağlayacak bir çağrıydı. Bizim
önümüzde kalkınma, siyasi istikrarı yakalama ve son dönemde yaşanan olayları bir daha tekrar etmeme arzusunda içerisinde yapıyoruz. Bahreyn mezhep çeşitliliği ile bilinen bir ülke. Ama hiç bir zaman bu problem olmamıştı. Son zamanda problem olmaya çalışıldı. Ama bu problemi de çözerek, önümüze bakacağız ve halkın iradesi, isteği doğrultusunda reformlara devam edeceğiz" dedi.
Körfez İşbirliği askerlerinin müdahalesi ile istikrar ve güvenliği sağlamaya başladıklarını belirten Al-Khalifa, bunun tamamen ülke içindeki kurumların korunmasına yönelik olduğunu ifade etti. Sivil halkın hedef alınmadığını söyleyen Al-Khalifa, bunu dış güçlerin ülkelerine müdahalesini engellemek için yaptıklarını belirtti. Al-Khalifa, "Ulusal Barış Kanunu da anayasa çerçevesinde tamamıyla ülkede istikrarı ve güvenliği sağlamaya yönelik olarak ortaya konulmuş bir kanundur. Bu kanun çerçevesinde Körfez
güçleri bizim ülkemize getirildi. Hedefimiz ve amacımız, tamamıyla devletin kurumlarını himaye etmekti. Geçici yapılan bu uygulama, istikrarın ve güvenliğin sağlanmasıyla birlikte zaten doğal sürecine geçecektir" ifadelerini kullandı.
Bir basın mensubunun sorusu üzerine Davutoğlu, "Bahreynli kardeşlerimiz bizden ne yardım talep ederse, her türlü imkanlarımızla yardımcı oluruz. Önemli olan Bahreyn‘de çok önceden başlayan reform sürecinin sağlıklı şekilde yürümesi ve Bahreynliler arasında birliği ve beraberliği arttırıcı şekilde, insan haklarına saygılı şekilde tamamlanmasıdır. Bahreynlilerin taleplerini barışçıl şekilde karşılamalarıdır. Bahreyn onlarındır, Bahreyn‘in geleceğini onlar belirleyecektir" ifadelerini kullandı.
Bahreyn‘de bir kadının öldürülmesi konusundaki soru üzerine Al-Khalifa, kadının iki gün önce kaza sonucu öldüğünü belirterek, "Ulusal Barış Kanunu çıktığı zaman, kendisi güvenlik barikatına hızlı bir şekilde çarpmış ve orada kaza sonucu silahtan çıkan bir silahla yaralanmış ve hayatını kaybetmiş" dedi.
