Kürt sorunu çözüm önerileri

Araştırmacı Mustafa Kaya Kürt sorunu ile ilgili raporunda bir çok düzeyde atılması gereken adımlardan bahsediyor.

Kürt sorunu,terör sorunu,doğu-güneydoğu sorunu olarak adlandırılan ve ülkenin genelini ilgilendiren meselenin temelinde uzlaşma,aynileştirme,insan hakları,sosyo-kültürel ve sosyo ekonomik etmenlerle asayiş konularının çözülemeyişi yatmaktadır. Tüm bu unsurlara ek olarak siyasilerin bu konuyu politik malzeme yapması, ötelemesi, çekinceli davranması ve radikal önlemler alamaması da çözüme sekte vurmaktadır.

Uzun yıllardır binlerce cana mal olan, milyarlarca dolar maddi kayba neden olan ve ülkenin gelişmesini sekteye uğratan terör meselesi ve bununla ilintili kürt meselesi bir türlü çözüme kavuşturulamamıştır. Bunda siyasilerin etkileri olduğu gibi dış unsurlarında ciddi desteği ve kaşıması sonrası durum kangren halini almıştır. Meydana gelen çatışma ve sonrasında verilen onlarca şehit ülke gündeminde ve başta şehit yakınları olmak üzere tüm vatandaşlarda derin izler bırakmıştır. Kartopu misali olaylar artarak devam ede gelmiştir. Sürekli olarak gündem olan mesele hükümetin demokratikleşme ve kardeşlik projesi adıyla uygulamaya geçirdiği yeni bir atılımla ve sonrasında tek taraflı ateşkes ilanıyla çözüm noktasında pozitif bir durum almasına neden olmuştur. Fakat bu yeni açılımda yapılan kimi hatalar süreci sekteye uğratsa da genel kanaat bu çabaların artırılarak devam etmesi yönündedir.

Terörle ilgili, doğunun kalkınması anlamında onlarca toplantı,panel, sempozyum,çalıştaylar yapılarak soruna çözüm aransa da henüz ciddi bir sonuç alınmış değildir.
Aklı selim ile meseleye bakıldığında sorunun çözümünü birkaç başlık altında ele almak mümkün olacaktır.

SİYASİ ADIMLAR;

Parlemento içi ve dışındaki tüm partilerin bir araya gelerek sorunun çözümü konusunda samimi yaklaşımlar sergilemeleri, ayrıntılardaki ihtilaflar bir tarafa bırakılarak çözüm sürecine yönelik adımların parti ayrımı gözetmeksizin ve politik malzeme yapılmaksızın hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bunun için de öncelikle partilerin keskin, radikal, olmazsa olmaz söylem ve eylemleri bu süreçte dondurulmalıdır. Bir taraftan uç noktada verilen milliyetçilik söylemleriyle diğer tarafta verilen etnisiteyi önceleyen ve bunu varlık sebebi sayan anlayışların askıya alınmaları gerekmektedir. Ortak payda ülkenin refah ve mutluluğu olmalı ve bunu sokaktaki vatandaş hissetmelidir. Çözüm adına yapılan atılımlar hiçbir taraf için taviz olarak algılanmamalı, temel mesele ülkenin huzura kavuşturulması olmalıdır. Bunun için tez zamanda yapılması gereken şey tüm partilerden oluşacak geniş katılımlı bir organizasyonun kurulması ve aktif olarak çalıştırılmasıdır. Masada konunun tüm yönleri enine boyuna tartışılmalı, çözüme yönelik net, uygulanabilir kararlar alınmalıdır. Tüm partilerin katılımıyla doğu ve güneydoğuya sık sık ziyaretler yapılmalı, siyasi görüşü ne olursa olsun oradaki vatandaşlara gerekli sıcaklık gösterilerek birlik ve beraberlik mesajları verilmelidir.

Özellikle hükümet bu girişime elindeki tüm imkan ve kabiliyetiyle çok daha fazla katkı sunmalıdır.Kürtlerin haklarını sadece bir parti değil tüm partiler savunmalı fakat aşırı etnik yaklaşımlardan ziyade bölgedeki halkın yaşayışını kolaylaştıran, refah getirici adımlar ağırlık kazanmalıdır.

HÜKÜMET DÜZEYİNDE ADIMLAR;


Bu soruna verilecek katkının ağırlıklı bir kısmı mevcut iktidara düşmektedir. Çünkü devletin tüm imkan ve kabiliyeti kendisinin elindedir. O bakımdan cesaretle ve zaman kaybetmeksizin ciddi atılımları devreye sokmalı ve takipçisi olmalıdır. Hükümetin yapması gereken işleri de şöyle özetleyebiliriz;

Bir mahallin iyi yönetilmesi oradaki sorunların çözümünde asli katkı sağlamaktadır. Esasen atılacak kimi küçük adımlar sonrasındaki büyük adımların öncüsü olacak ve çözüm süreci hızlanacaktır. Bu bağlamda öncelikle yerel yönetimlere çok büyük bir önem verilmesi zaruret arz etmektedir. O bölgeye göndereceğiniz vali, vali yardımcısı, kaymakam, jandarma komutanı,mal müdürü,doktor,emniyet müdürü gibi kamu görevlilerini çok iyi yetişmiş mesleğinde temayüz etmiş, başarılı, uygulamaları çok iyi bilen, halkla çok rahat ve uzun vadeli temaslarda bulunabilen ve sorunlarına hiçbir mevzuatı bahane göstermeden inisiyatif kullanarak çözme azminde olan,idealist ama mantıklı, çok çalışan ama sonuç odaklı, pratik yaklaşımlara sahip iyi yöneticilerin o bölgeye gönderilmesi şarttır. Devletin katı ve sert yüzü yerine sempatik şefkatli ve kucaklayıcı yüzü olmalıdır yöneticiler. Eskiden sürgün yeri olarak adlandırılan bu bölgeler şimdi en başarılı mesleğini en iyi icra edenlerden oluşturulmalıdır. Ama bunun en kısa sürede ve ciddi bir tasnif sonrasında yapılması çok yararlı olacaktır. Yeri geldiğinde bir mezrada veya köyde eşiyle birlikte bir evi ziyaret eden vali beyin bağdaş kurarak vatandaşın sofrasına oturabilmesi o bölge halkı üzerinde çok olumlu etkiler yapacaktır. Bölge halkıyla devlet erkanı aynileşecek ve vatandaş kendini değerli ve batıdakinden farklı görmeyecektir. Tüm bu çabalar bir projenin parçası gibi değil tamamen samimi,içten ve olması gerektiği gibi uygulanmalıdır.

Böyle olunca öğretmende, doktorda,jandarmada bölge halkına aynı sıcaklık ve ilgi içerisinde olacak ve hızlı bir entegrasyon sağlanmış olacaktır. Aynı şekilde bölgedeki dini ve aşiret liderleriyle de aynı tavır içerisinde bulunularak sorunun çözümünde onlardan da katkı istenmelidir, onlarda kendileriniz değerli hissetmelidir.

Merkezi düzeyde ise olabildiğince yerel yönetimlere maddi manevi katkılar sunmak için yeni çaba ve kaynaklar oluşturulmalıdır.Özellikle askeri ve emniyet mensuplarının yöre halkına olan tavır ve yaklaşımları gözden geçirilmeli ve daha pozitif bir hal almalıdır.

STK’LAR DÜZEYİNDEKİ ADIMLAR;

Gerek bölgedeki gerekse batıda bulunan sosyal,siyasal ve ekonomik alanda faaliyet gösteren meslek örgütleri sivil toplum örgütleri ve üniversiteler sorunun çözümü adına bir araya gelmeli ve resmi atılımlara paralel adımlar atmalı ve özellikle ekonomik alanda bölgeye yatırım yapılmasını teşvik etmelidir. Bölgede mevcut tüm yer altı ve yer üstü kaynakların kullanılmasını kapsayacak bu adımlar GAP projesi kapsamında da desteklenerek hayata geçirilmelidir. İnsan hakları bağlamında insan hak ve özgürlüklerini önceleyen ve varsa meydana gelmiş hak ihlallerinin önüne geçecek adımların bir an önce atılması ve yörenin sorunlarının çözümü adına her türlü bürokratik işlemler hızlandırılmalıdır.

ASAYİŞ VE EMNİYET DÜZEYİNDEKİ ADIMLAR;

Asker ve polis terörü bahane göstererek halkın yaşayışını zorlaştırıcı davranışlarda bulunmamalı, hükümetin ve stk ların attığı adımlara destek mahiyetinde davranmalıdır. Halkla temasında şefkatli ve sevecen olmalı, zaruret arz etmedikçe yaşamın içerisine girmemelidir. Terörle mücadelede daha etkin olmak adına gerekli teknolojik araç gereç silah ve ekipmanları temin etmeli, istihbarat önlemlerine öncelik vererek çok spesifik durumlarda müdahil olmalıdır. Bunun dışında sadece istihbarat temini ve gözetleme emniyet görevi uhdesinde kalmak kaydıyla halkın yaşayışına müdahil olmamalıdır. Bölgenin yönetimini sivil inisiyatife bırakmalı ve kendisi de bu inisiyatife dahil olmalıdır. Yapılan tüm operasyon ve faaliyetler yerel yöneticinin inisiyatifi ve bilgisi dahilinde olmalıdır. Aksi takdirde şu ana kadar olduğu gibi sanki bir ceberut yönetim hissi verilir ki bu tamamen yanlıştır.

SOSYO-EKONOMİK DÜZEYDEKİ ADIMLAR;

Bölge imkanları itibariyle zengin olsa da bu imkanları dinamizme dönüştürücü iradenin henüz tam olarak sağlanamamasından dolayı o bölgeye yeterince yatırım yapılamamıştır. Yatırımlar hızlansa en büyük sorunlardan biri olan işsizlik sorunu ve buna bağlı dağa çıkma sorunu da bir nebze olsa hafifleyecektir.Bölge insanı işe muhtaç aşa muhtaçtır. Zor tabiat ve yaşam şartları içerisinde hayatını idame ettirmektedir. Buralara açılacak fabrika ve iş yerleri bölge insanına doping etkisi yaparak refah ve huzurun gelmesine ciddi katkılar sağlayacaktır. Gerekirse bu girişimleri devlet eliyle yapılmalıdır. Örneğin askeri fabrikalar veya devletin elindeki kimi kuruluşların birimleri bu bölgelere taşınmalıdır. Bu sayede sivil inisiyatifte daha rahat bölgeye gelerek yatırımlarını yapacaktır. Güven tazelemek gerekmektedir.
Bölge kadınlarına yönelik el sanatları faaliyetleri yaptırılmalı, bölgedeki okuma yazma oranını yukarıya çekecek tedbirler alınmalıdır. Teşvikler bu bölgeye daha öncelikli ve az bürokratik işlemlerle getirilmelidir.

Belki bu sayede daha yaşanır hale gelecek bölgeye terör ve ekonomik sebeplerden dolayı batıya göç etmek zorunda kalanlar geri dönecek ve bir rahatlama yaşanacaktır.

BASIN VE MEDYA DÜZEYİNDEKİ ADIMLAR;

Basın ve medya bu bölgenin tarihi turistik yönlerini daha fazla ele almalı ve tanıtımına katkı sağlamalıdır. Bölgedeki olumsuzluklar daha az yer almalı olumlu yönler fazlaca işlenmelidir.Köşe yazarları bölgeyi çok daha fazla ziyaret etmeli,çözüme katkı sağlayıcı, birlik beraberliği artırıcı yazılar yazmalıdır. Hükümetin ve diğer inisiyatiflerin yaptığı olumlu adımları manşetlerine taşımalıdır. Bölgedeki çatışma ve operasyon görüntülerini haber yapmamalıdır. Çözüme ve barışa katkı sağlayıcı çabalar içerisinde olmalıdır.

Yapılacak tüm işlerin cesaretle ve yılmadan yapılması ve bölge halkının da yapılan işlerdeki kararlılığı görerek kendilerini bu faaliyetlere entegre etmeleri çok daha kolay olacaktır. Esasen özel bir reçeteye ihtiyaç yoktur. Ankara’da, Konya’da, İstanbul’da nasıl davranılıyorsa bu bölgede de aynı şekilde davranılmalıdır. Normalleşme de ancak böyle sağlanacaktır. Örneğin bakanlar kurulunu Şırnak’ta toplayıp halkla teması böylece sağlamak, İstanbul’da yapılacak bir uluslar arası faaliyeti Diyarbakır’da yapmak normalleşme olarak değerlendirilecektir. Cumhurbaşkanının veya bir başbakanın bu bölgeye seyahatleri de haber olmaktan çıkmalı ve İzmir’e nasıl gidiliyor ise Batman’a da öyle gidilmeli ve bu flaş haber olmamalıdır. Hükümetin şu ana kadar yaptığı olumlu adımların hız kesmeden devam ettirilmesi de hayati bir öneme sahiptir. Başbakanın da söylediği gibi fert fert hepimizin sorunun çözümü adına elimizi değil tüm vücudumuzu taşın altına sokma vaktimiz çoktan gelmiştir.12.01.2011

Mustafa KAYA
Araştırmacı