Dicle Üniversitesi'nde 2. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi

Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nin düzenlediği 2

Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nin düzenlediği 2. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi başladı. "Türkiye'de Toplumsal Zemin, Kimlik ve Demokratik Açılım" konusunun ele alındığı kongreye birbirinden ünlü yazar ve bilim adamları konuşmacı olarak katıldı.
Kongrenin açılış konuşmasını yapan Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, üniversitelerin bilimsel düşüncelerin konuşulduğu merkezler olduğunu söyledi. Saraç, "Bölgenin bilinen sorunlarına çözüm bulmak için büyük gayret içerisindeyiz. Geçen yıl bin 202 panel ve konsferans düzenledik. Bu yıl düzenlediğimiz etkinlik sayısı 200'ü geçti" diye konuştu.
Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Genel Sekreteri Prof. Dr. Sabri Eyigün ise Diyarbakır'da 25 yıldan bu yana sosyal bilimler alanında hiçbir kongrenin yapılmadığını, yapılan sempozyum sayısının ise ikiyi geçmediğini kaydetti. Eyigün, "Bölgedeki sosyal sorunlarda bizim de sorumluluğumuz var. Oyuncak tutmak yerine taş atan ellere karşı herkesin sorumluluğu var" dedi.
Dicle Üniversitesi Kongre Merkezi'nde başlayan ve iki gün sürecek kongrenin bugünkü oturumunda 'Türkiye'de Demokratikleşme' konusunda Prof. Dr. Fuat Keyman, Prof. Dr. Soli Özel, Prof. Dr. Mümtazer Türköne ve Doç. Dr. Osman Can birer konuşma yaptı.
Öğrenci ve öğretim üyelerinin büyük ilgi gösterdiği kongrenin oturum başkanlığını Prof. Dr. Doğu Ergil yaptı. Prof. Dr. Fuat Keyman, parlamento yapısının üzerinde durdu. Keyman, Türkiye demokrasisinde ciddi bir kriz ve ikilem yaşandığını anlattı. 1980 yılında başlayan dönüşümün devam ettiğini kaydeden Keyman, bu dönüşümün kimlik siyasetini güçlendirdiğini, etnik ve dinsel kimliğe dayalı siyasetin güçlendiğini öne sürdü.
Prof. Dr. Mümtazer Türköne Türkiye'de bir zorbalık düzeni olduğunu söyledi. Demokrasilerde çoğulculuk, siyasi eşitlik ve azınlık haklarının korunması prensibinin olduğunu belirten Türköne, "Aslında demokratik açılım Kürt sorununu çözmek için atılan bir adımdı. Türkiye'deki mevcut sorunlar ancak hukuk normlarının uygulanmasıyla çözülebilir. Türkiye'de bu hukuk normlarını uygulayan bir sistem yok. Bir zorbalık ve zorbalık düzeni var. Hukuku demokrasi içine yerleştirmedikçe zorbalık devam eder. 1960
yılından beri silahın zorbalığını meşru kılmak için hukuku eğmiş bükmüşler. Bugün bir orgenerali, hakim önüne kimse çıkaramıyor. Aslında bütün yargı sisteminin ayağa kalkması gerekiyordu. Fakat bunun yerine savcıyı görevden alan HSYK ortaya çıkıyor. Silah ve gücün üstünlüğüne dayalı demokrasiyi değiştirmek gerekiyor" diye konuştu.
Doç. Dr. Osman Can ise Türkiye'de kurulan hukuk düzenini anlattı. Can, mesleğe başlama noktasından itibaren hukukçuların seçilerek Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ve yargının diğer üst kademelerine kadar geldiğini kaydetti. Soli Özel ise Türkiye'de bir devrim yaşandığını kaydetti.