Şanlıurfa'da 'Dünya Alerji Günü' eğitimi

'Dünya Alerji Günü' nedeniyle Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde eğitim semineri düzenlendi.

Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Operatör Doktor Ahmet Çakır, alerjik hastalıkların dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 20-35'ini etkilediğini ve bu oranın giderek arttığını vurguladı. Astım, alerjik rinit, atopik dermatit (allerjik egzema), ürtiker (kurdeşen), ilaç, besin ve arı-böcek alerjileri olarak sıralanabilen alerjik hastalıkların sadece alerji uzmanlarını değil, genel tıp uygulamasının önemli bir alanını ilgilendirdiğini belirten Çakır, "Alerji vücudun tek bir organını tutan hafif seyirli bir
hastalık olabileceği gibi birden çok organı ve sistemi etkileyen ve yaşamı tehdit edecek boyutta ağır tablo ile seyredebilir. Bu durum anafilaksi olarak adlandırılır. Alerji gelişimini kişinin aileden gelen yatkınlığı ile birlikte çevresi belirlemektedir. Birçok farklı madde alerjik hastalıklara neden olabilir. Bunlar arasında solunum yolu ile alınan polenler (çayır, ot ve ağaçların çiçek tozları), akarlar (ev tozları), küf mantarları ve hayvan tüylerinin yanı sıra ağız yolu ile alınan besinler ve ilaçlar
yer alır. İlaçlar sadece ağız yolu ile değil enjeksiyon yolu ile de alınabilir. Alerji nedeni olan bir başka etken de böcek sokmalarıdır ki en sık görüleni arı sokması sonucunda ortaya çıkan reaksiyonlardır" dedi.
Alerjik hastalıklar ve neden olan ajanlar farklı testler ile tanınabilir olduğunu kaydeden Çakır, "Bu testlerin birçoğu ülkemizde üniversite ve diğer eğitim hastanelerindeki çocuk ve erişkin alerji kliniklerinde uygulanmaktadır. Tanının ve alerjiye neden olan ajanın belirlenmesi tedavide ilk basamağı oluşturmaktadır. Bu nedenle, alerjik hastalık düşünülen kişilerin sadece yakınmalarını giderecek geçici tedaviler ile izlenmemesi ve uygun bir alerji merkezinde değerlendirilmesi önemlidir. Tanı ve tedavisi
mümkün olan bu hastalıklardan toplumun etkilenmemesi ve yaşam kalitesinin bozulmaması rasyonel ve standart bir tedaviyi gerektirir. Ülkemizde alerjik hastalıkların tanı ve tedavisi konusunda toplumun, hekimlerin ve diğer sağlık personelinin eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi ve bu konudaki sorunların çözümünü üstlenen mesleki örgüt Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği'dir" diye konuştu.
Yineleyen öksürük, hırıltı ve nefes darlığı yakınmaları olan ve astım düşünülen çocuk yada erişkin hastalara erken dönemde tedavi başlanması hastalık seyrini önemli ölçüde değiştirebilir olduğunu kaydeden Çakır, "Benzer şekilde burun tıkanıklığı, sık hapşırma, burun akıntısı, gözlerde kaşıntı ve kızarıklık bulguları ile ortaya çıkan alerjik nezle (rinokonjonktivit), hastanın günlük yaşamı ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Kaşıntı, kızarıklık, kuruluk gibi deri bulguları ile seyreden ürtiker ve alerjik
egzema da allerjik nezle gibi hastanın yaşam kalitesini bozar. İlaç ve besin alerjileri çok farklı belirtiler ile ortaya çıkabilir ve bunlar bazen basit döküntüler, bazen de yaşamı tehdit eden durumlar olabilir. Tüm bu farklı yakınmalar ve nedenlerle oluşan alerjik hastalıklar tedavi edilebilir. Ancak uygun tedavi öncelikle doğru tanı konulmasını ve alerjiye neden olan maddenin saptanmasını gerektirir. Bu konuda profesyonel sağlık hizmeti alerji uzmanları tarafından verilmelidir" dedi.