Kibris Gazisi Tuncer Ballioglu, O Günleri Unutamiyor
Aydin’in Efeler ilçesinde yasayan Kibris Gazisi Tuncer Ballioglu, 48 yil önce yasadiklarini, harekatin nasil çetin geçtigini duygulanarak anlatirken, “Komutanimi kanlar içinde görene kadar savas degil tatbikat gibi gelmisti” dedi.

Kibris Baris Harekati sirasinda Türk savas uçaklarinin istihbarat hatasi ve haberlesme eksikliginden dolayi Yunan gemisi zannederek 4 muhrip gemisine saldirmasinin ve TCG Kocatepe Muhribi’ni batirmasinin harekatin en trajik olayi oldugunu ifade eden Ballioglu, toplam 246 personelin görev yaptigi gemide 54 askerin sehit oldugu talihsiz faciayi anlatti.
“Karayi toplarla dövmeye basladik”
Kibris Harekati’nda 24 yasinda olan Kibris Gazisi Ballioglu, o günleri dün gibi hatirladigini ifade ederek, “Rumlarin oradaki soydaslarimiza yaptiklari iskence ve Kibris’tan kovmak amaciyla yapilan hareketler neticesinde, 20 Temmuz 1974’te o zamanki hükümetimiz kesin ve kararli olarak çikarmayi baslattilar. O zaman bizler bir tatbikat arasinda Marmaris’teydik. 19 Temmuz gecesi aniden gemiye bir mesaj geldi ve Akdeniz’e dogru yola çiktik. 20 Temmuz sabahinda Kibris önlerine geldik ve arkamizdan çikarma gemilerimiz ve Türk askeri ile dolu sivil gemiler vardi. O zamanlarda ileri teknikli ve modern olan Maresal Fevzi Çakmak Muhribi, Kocatepe Muhribi, Adatepe Muhribi ve Tinaztepe Muhribi olarak 4 muhrip gemimiz ile çikarma için önde ilk harekati baslattik. Sabahin alacakaranliginda su alti komandolarimiz botla hizli bir sekilde sahil taramasi yaptilar. Daha sonra Girne’nin yüksek binalarindan, tepelerden atesler basladi.
Bu arada biz muhripler ates edilen mevzilere kara bombardiman toplari dövmeye basladik. Önce komutanimiz Girne’deki binalara hasar vermemek için oralara ates edilmesin demisti ama oralardan da atesler gelince mecburen oralara, kisacasi ates gelen tüm yerleri dövmeye basladik. O ara Rumlarin 3 tane sahil muhafaza botlari göründü bize karsi ve onlar muhriplerimiz tarafindan batirildi. Bize ates eden mevziler susturulduktan sonra biz geri çekildik ve arkamizda bekleyen çikarma gemileri, sahile çikarma yapmaya basladi.
Birinci gün çikarmalar devam etti. Askerlerini birakan gemiler İçel’e dönüyordu, bizler tabi sürekli denizden bombardiman atislarimizi yapmaya devam ediyorduk. O sira bulundugumuz yere bir zirh delici mermi düstü. Macit Binbasi hemen yangin söndürücüyü alip, yangin söndürür gibi mermiyi soguttu ve daha sonra denize atti. Birinci harekatta biz daha çok denizden atis yaptik. Ögleden sonra jetlerimizden birinden mesaj geldi. Uçagim isabet aldi, atliyorum, su mevkideyim diye. Hemen verdigi mevkiye gittik. Aksam karanligina kadar aradik ama bulamadik. Bütün gece Girne’nin önünde hem çikarma gemilerimizi koruyor hem de bombardiman atislarimiza devam ediyorduk. Ertesi sabah jetlerimiz havadan, çikan askerlerimiz de karadan harekata devam ediyordu. Ikinci gün sabah, atlayan pilotumuzu küçük bir bot içerisinde bulduk ve kurtardik” dedi.
“Bir anda uçak alarmi çalmaya basladi”
Kibris Harekati’nin faciasi olarak nitelendirilen olayi da anbean yasayarak ve duygulanarak anlatan Ballioglu, “Ikinci gün ögle siralarinda gemimize mesaj geldi. Yunanlilar Baf’a çikarma yapacaklarmis bu çikarmaya mani olun diye. 21 Temmuz’da biz 4 tane muhrip, Baf sehri mintikasina dogru yola çiktik. Aksam üzeri verilen sahaya geldik ama orada ne Yunan gemisi var, ne baska bir sey. Bir anda gemide uçak alarmi çalmaya basladi.
Daha sonra komutanimizin sesi duyuldu, gelen uçaklar dost uçaklar, ates yok diye ama komutanimiz daha sözünü bitirmeden uçaklar havadan dalarak makineli tüfek ile gemileri taramaya ve büyük bombalarini birakmaya basladi.
Tabi bir anda gemide panik olustu. O zaman muhriplerde de uçak savar yok, sadece kara bombardiman toplari vardi. Ama toplari uçaklara dogru ateslemeye basladik, uçaklari yaklastirmamak için. Tabi o toplarin atislari da gemiyi sarsiyor. Basta ve kiç taraftaki toplar durmadan ates ediyor. Uçagi vurmaktan ziyade rahatça yaklasip da bacadan rahatça bombalarini birakamasin diye. Geminin içi ana baba günü gibi. Sagdan soldan firlayan kapaklar, patlayan borular. Bu yaklasik 13 dakika sürdü. Bize göre çok uzun sürdü ama. Daha sonra uçaklar gitti. Muhabereci arkadaslar biz Türk gemileriyiz kartallar ates etmeyin diyor ama ses yok. Bizler de bombaliyorlar demek ki Türk uçagi degil diye düsündük. Bizim uçaklarimiz nerede diye düsünürken, tekrar uçak alarmi çalmaya basladi.
Yine komutanimiz gelenler dost uçaklar ates yok dedi ama yine daha sözünü bitirmeden saldiri basladi.
Bomba bir sancak tarafina düsüyor gemi diger tarafa savruluyor, makineli ile tariyorlar geminin telsiz kamarasina patliyor. Sarapneller herkesi yaraliyor. Yine bu sekilde yaklasik 15 dakika daha sürdü ama bu sefer daha is çok ciddiye bindi. Çünkü uzak bir yerdeyiz. Bizde uçaksavar yok. O sirada uçaklar da meger Adana’ya cephane doldurmaya gidiyorlarmis. Tekrar bir panik havasinda iken Kocatepe Muhribi, o büyük bombalardan aldigi agir hasar ile hem yaniyor hem batiyordu. O ara artik o gemideki askerlerimiz gemiyi terk etmeye çalisiyor. Bir kisim atliyor bir kisim sala biniyor. Bir kisimda ise atilan o can sallari sismiyor. Bir kargasa ani hakim. Bizim de o sahadan çikmamiz lazim. Çünkü Yunan gemisi yok yanlis istihbarat var ve kendi uçaklarimiz bize saldiriyor. O esnada komutanimiz anons etti. Kocatepe Muhribini yedekleyip götürecegiz. Sancak tarafindan güverte personeli hazirliklara baslasin diye. Biz gemi ile geri döndük hizimizi kademe kademe düsürerek. Sancak tarafindan yedekleme yapmak için yaklastigimiz sirada bir daha uçak alarmi geldi ve saldiri basladi.
Orada zor toparlandik, uçaklar bombalama yapiyor. Diger muhripler de ayni durumda tabi. Üçüncü saldirida artik zor toparladik. Çok yaralanan oldu. 54 sehit verdik. Artik hava da karardi o bizim için bir sans oldu. Oradan çikip İçel’e dogru yola çiktik ve sabaha dogru İçel’e vardik” dedi.
“O faciada yaklasik bin 1200 askerimiz mevcuttu”
Saldirilarin ardindan gemilerinin İçel’de delik gemi olarak ün saldigini ifade eden Ballioglu, “Gemilerden agir yaralilar hastanelere gönderildi hemen. Diger yaralilar da genis bir alanda yatiyor. Herkes kan revan içinde sargili. Normal gemi personeli 300’dür. 4 muhrip gemisi ile birlikte yaklasik bin 200 askerimiz mevcuttu o saldirida. Bu arada ateskes oldu bir taraftan Cenevre’de görüsmeleri yapiliyor bir taraftan biz de geminin acil yaralarini sariyorduk. O arada bizi vuran pilotlar gelmis ve gemiyi görmek istemisler. Komutanimiz da bizim geminin isbasi kiyafetlerinden giyin öyle gelin demis. Gemi personeli pilot olarak görürse hadise olabilir diye tedbir almis. Komutanla görüsüyorlar. Biz bu gemiyi uçaksavari da yok bu kadar sürede nasil batiramadik düsüncesi ile gemiyi görmeye gelmisler aslinda. Bizim gemimiz orda delik gemi olarak anilmaya baslanmisti. O zamanki harp karargahi Izmir Uzunada’da kurulmus. Birinci gün biz Girne’yi bombalarken, bir istihbarat alinmis ve Yunanlarin çikarma yapacak diye. Biz 4 muhrip oraya gidiyoruz. O esnada ayni emirde Adana’ya hava kuvvetlerine gitmis. Yunanlilar çikarma yapacakmis, o Yunan gemilerini batirin diye. Yanlis istihbarat dolayisiyla bize saldirmislar. Gemide Türk bayragi var ama savas ani Yunan gemisi de Türk bayragi çekebilir. Bir de o bize saldiran pilotlar hedefleri gördüklerinde hedefe odaklanmak için muhabereyi kapatirmislar. O yüzden onlar ile iletisim de kuramadik” dedi.
Ikinci harekat için tekrar Kibris’a hareket ettiklerini ifade eden Ballioglu, “Cenevre görüsmelerinden sonuç çikmayinca ikinci harekat için emir geldi. O meshur ’Ayse tatile çikti’ parolasi ile emir geldi. Bu sefer ikinci harekat öncesi ayni yanlislar yapilmasin diye gemilerin numarasi her gece degistirilmeye ve merkeze bildirilmeye baslandi. Geminin ortasindaki helikopter pistine branda ile uçaklarin görebilecegi sekilde o degisen kodlar yazildi ki bizim gemi oldugunu bilsin. Daha sonra uçaksavarlar monte ediliyor. Ikinci harekat için tekrar yola çiktik. Tekrar Kibris’a vardigimizda karacilarin verdigi koordinatlari bombalamaya basladik” dedi.
“Hala daha rüyalarima giriyor”
Hala daha rüyalarinda gemiye çagrildigini gördügünü ifade eden Ballioglu, “O zamanlar 24 yasinda firildak gibi bir delikanliydim. 2 harekata da katildim. Savasin ilk günlerinde bende savas degil de tatbikat yapiyormusuz hissi vardi. Tatbikat gibi hareketlilik vardi. Tabi biz karaya hiç çikmadik. Çünkü savasin kara ayagi oldugu gibi deniz ayagi da vardi. Savas bende derin bir iz birakmadi. Dedigim gibi basta tatbikat gibi geliyordu bana. Ta ki ikinci komutanimiz koridordan basi sarilmis kanlar içinde geçinceye kadar. O an savasi biraz daha canli hissettim. Bizler her sene Karadeniz’de, Akdeniz’de, Ege’de tatbikatlar yapiyorduk. Gene tatbikat havasinda gibi hissediyordum ama ikinci komutanimiz öyle görünce bir anda gerçekle yüz yüze geldim. Maalesef savasin kirli yüzü ortaya çikti. 2 gün kisa gibi gözükse de çok seyler yasadik. Yanlislarimizi gördük. Mesela helikopter pistine o parola olayi niye düsünülmemis. O zaman parola olsaydi belki bizim uçaklarimiz saldirmayacakti, Kocatepe batmayacakti. Ben bu savastan hiç yara almadan çiktim. Çünkü bizler makineci oldugumuz için hep geminin kalbindeydik içerisinde ama oradaki atmosfer ve panik havasi gerçekten anlatilamaz. Allah tekrarini göstermesin ancak yine böyle bir sey olsa gözümü kirpmadan tekrar kosa kosa giderim. Zaten gemim rüyalarima giriyor. Rüyamda bile zaman zaman çagriliyorum, gidiyorum. Hep gözümün önünde. Unutulmuyor onlar. 78 yilinda gemide elimi makineye kaptirdiktan sonra malulen emekli oldum. Ancak her gece gemim, o anlar rüyalarima giriyor” dedi.
