SDE'den 'Dünya'da Güvenlik Mimarisi Değişirken Doğu Akdeniz Paneli'

SDE Savunma ve Güvenlik Kurulu Başkanı Emekli Tümgeneral Dr. Güray Alpar: '(S400'lerin alımı) Bir ülkenin kendini savunması için bir sistem tercih etmesi taarruz amaçlı değildir, eksen kayması değildir. Bu, uluslararası hukukun da kabul ettiği tamamen yasal bir durumdur, bir haktır' SDE Savunma ve Güvenlik Kurulu Üyesi Emekli Tümgeneral Mehmet Özoğlu: 'Doğu Akdeniz'deki kaynaklar bölgedeki ülkelere aittir. Bölge dışından ülkelerin buraya girmesi karışıklıktan başka bir işe yaramaz' SDE Savunma ve Güvenlik Koordinatörü Emekli Albay Mithat Işık: 'Kıbrıs Adası bakıldığında Doğu Akdeniz'i kontrol eden bir uçak gemisi gibidir. Öyle bir uçak gemisi ki, ne yakıt istiyor ne bakım istiyor. Sadece doğadan aldığı enerji ve denizden aldığı güçle beraber kendisini kontrol altında tutan ülkelere büyük bir stratejik üstünlük sağlıyor'

Türkiye'nin uluslararası hukuk kapsamında hava savunması için attığı adımların yasal bir hak olduğu görüşünü paylaşan uzmanlar, Kıbrıs Adası'nın stratejik önemini vurgulayarak, Doğu Akdeniz'deki kaynakların bölgedeki ülkelere ait olduğunun da altını çizdi.

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) tarafından kurumun genel merkezinde, SDE Başkan Yardımcısı Alper Tan'ın moderatörlüğünde "Dünya'da Güvenlik Mimarisi Değişirken Doğu Akdeniz: S-400, F-35, Su-57" paneli düzenlendi.

Panelde konuşan SDE Savunma ve Güvenlik Kurulu Başkanı Emekli Tümgeneral Dr. Güray Alpar, Doğu Akdeniz'de Kıbrıs Türklerine haklarının verilmediğini, Akdeniz'e en uzun kıyısı olan Türkiye'nin de bölgedeki gelişmelerin dışında tutulmaya çalışıldığını belirtti. Alpar, Doğu Akdeniz'deki güvenlik dengelerinde Libya ve Suriye'deki gelişmelerin de etkili olduğunu vurguladı.

Birçok ülkenin S-400'lere sahip olduğunu ancak Türkiye'nin S-400 alması söz konusu olduğunda itirazların yükseldiğini ifade eden Alpar, Türkiye'nin hava savunma sistemi için önce müttefiklerinden destek istese de buna karşılık bulamadığına dikkati çekti.

Alpar, ABD ve Almanya'nın Türkiye'deki patriot füzelerinin, 2015'te kritik bir dönemde sökülerek götürüldüğünü hatırlattı.

Türkiye'nin müttefiklerden hava savunma füzesi alamadığı için Rusya'dan S-400'leri aldığına ve bu füzelerin sadece savunma amaçlı olduğuna vurgu yapan Alpar, "Bir ülkenin kendini savunması için bir sistem tercih etmesi taarruz amaçlı değildir, eksen kayması değildir. Bu, uluslararası hukukun da kabul ettiği tamamen yasal bir durumdur, bir haktır." dedi.

Alpar, S-400'lerin patriotlarla kıyaslandığında radar ve füze menzili ile füzelerin etkili olduğu irtifa gibi hem teknolojik açıdan hem de fiyat bakımından daha avantajlı olduğunu da kaydetti. Rusya'nın Su-57 uçakları ile ABD'nin F-35 uçaklarını da kıyaslayan Alpar, Amerikan kaynaklarının da Su-57'lerin F-35'lere göre hava muharebelerinde daha iyi olduğunu vurguladığını aktardı.

- "Doğu Akdeniz'deki kaynaklar bölgedeki ülkelere aittir"

SDE Savunma ve Güvenlik Kurulu üyesi Emekli Tümgeneral Mehmet Özoğlu da Akdeniz'in stratejik önemine vurgu yaptığı konuşmasında, Doğu Akdeniz'de 12 milyar varilden fazla petrol, 25 milyon metreküp de gaz olduğuna dikkati çekerek, "Bölge, geleceğin enerji maddesi olacağı değerlendirilen gaz, hidrokarbon yatakları açısından son derece zengin." diye konuştu.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) 2002'den itibaren Mısır, Lübnan, Suriye ve İsrail ile münhasır ekonomik bölge anlaşmaları yapmaya başladığını dile getiren Özoğlu, Türkiye'nin itirazlarına rağmen GKRY'nin 13 arama sahası belirlediğini kaydetti.

GKRY'nin fiili durum yaratmasına karşılık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) tarafından da Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na ruhsat verildiğini ve Türkiye'ye ait gemilerin bölgede sismik araştırmalar yaptığını belirten Özoğlu, Türk tarafının bu konudaki tezinin ise kaynakların ortak paylaşımından yana olduğunu hatırlattı.

Özoğlu, "Asıl sorun birilerinin uluslararası hukuka uymayan sahte bir harita ortaya çıkarması ve hiçbir geçerliliği olmayan bu sahte haritayı Rum yönetiminin alıp tek taraflı olarak parsellere bölüp bunu sahiplenmesidir." değerlendirmesinde bulundu.

Doğu Akdeniz'deki kaynakların bölgedeki ülkelere ait olduğunun altını çizen Özoğlu, "Doğu Akdenizdeki kaynaklar bölgedeki ülkelere aittir. Bölge dışından ülkelerin buraya girmesi karışıklıktan başka bir işe yaramaz. Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan bölgedeki tek ve gerçek dostlarının Türkler olduğunu bilmeli ve bölge dışından güçleri taraf haline getirmemelidir." ifadelerini kullandı.

Özoğlu, Türkiye ve KKTC'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının göz ardı edilemeyeceğini, Türkiye'nin KKTC'de üs kurmak için anlaşmalar imzalaması gerektiğini söyledi.

- "Kıbrıs Adası Doğu Akdeniz'i kontrol eden bir uçak gemisi gibidir"

SDE Savunma ve Güvenlik Koordinatörü Emekli Albay Mithat Işık da Kıbrıs Adası'nın Akdeniz'in stratejik ve jeopolitik açıdan en önemli adalarından biri olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin güvenliği açısından da oldukça etkili bir konumda olduğunu ifade etti.

Ada'nın stratejik önemini detaylandıran Işık, "Kıbrıs Adası bakıldığında Doğu Akdeniz'i kontrol eden bir uçak gemisi gibidir. Öyle bir uçak gemisi ki ne yakıt istiyor ne bakım istiyor. Sadece doğadan aldığı enerji ve denizden aldığı güçle beraber kendisini kontrol altında tutan ülkelere büyük bir stratejik üstünlük sağlıyor." diye konuştu.

Işık, Kıbrıs'ın kontrol altında tutulması halinde buradan geçecek petrol doğalgaz naklinin de kontrol altında tutulacağına dikkat çekerek, Türkiye'nin Kıbrıs'ta bir üs kurmasının gerektiğini sözlerine ekledi.
Kaynak: AA