'İlişkileri Güçlü Olan Bir Türkiye, Kıbrıs Türk Halkı İçin De Önem Taşımaktadır'
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, "Suriye’den başlayarak Türkiye’nin tüm bölge ülkeleri ile olan ilişkilerinin düzelmesi, AB ile yaşanan sorunların giderilmesi en büyük temennimdir. İlişkileri güçlü olan bir Türkiye, Kıbrıs Türk halkı için de önem taşımaktadır” dedi.

“Kıbrıs Türk halkı, Türkiye’nin güvenli sınırları içinde, terör belasından arınmış ülke olmasından başka bir şey istemez”
Akıncı açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
“Bilinmesini isterim ki Kıbrıs Türk halkı bir bütün olarak, Türkiye’nin güvenli sınırları içinde, terör belasından arınmış, mutlu ve huzurlu bir ülke olmasından başka bir şey istemez. Elbette bunun nasıl sağlanabileceği konusunda farklı fikirler olabilir; ama bu farklı düşünceler en ağır hakaret ve tehditlere maruz kalmayı hak etmemektedir. Bunu yapmaya da kimsenin hakkı yoktur. Toplumumuzu bölücü, bir kısmını ötekileştirici söylemlerden de artık vazgeçilmelidir. Bunun kimseye yararı yoktur. Yaşananların yargısını elbet tarih verecektir. Bu süreçte söylediklerimi seçime endeksli olarak yorumlamanın ise hiçbir anlamı yoktur. Hayat, seçimden ibaret değildir. İnsan hayatının kazanılması ise seçim kazanılmasından çok daha değerlidir. Birçok defalar ifade ettim: Kıbrıs Türk halkı bu topraklarda siyasi eşitlik, özgürlük ve güvenlik içinde iki kurucu devlete dayalı federal bir çözüm ve uluslararası hukuk içinde, kendi özgün kimlik ve kişiliğini koruyarak Avrupai çağdaş bir yaşamı arzulamaktadır. Kıbrıs Türk halkı gelecekte Kıbrıs Rum tarafı ile eşitlikçi bir ilişki içinde olmayı arzular ve onların azınlığı olmayı istemezken, Türkiye ile de sağlıksız ve dengesiz bir ilişkiyi asla onaylamamaktadır. Bu açıdan Kıbrıs Türk halkına tepeden bakan, amir-memur ilişkisini çağrıştıran tutum ve davranışları halkımız tasvip etmemektedir. Halkımız karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı, medeni bir ilişki istemektedir”
Her iki tarafa da düşen görev ve sorumluluklar olduğunu kaydeden Akıncı, “Kıbrıslı Türkler olarak bizim Türkiye’ye sürekli avuç açan pozisyondan bir an önce kurtulmamız, kendimize daha yeterli hale gelmemiz bu sorumlulukların en başta gelenlerinden biridir. Kıbrıs Türk toplumunun ekonomisi ve demokrasisi ile güçlü bir yapıya kavuşması, kendi kurumlarının gerçek söz sahibi olması da kaçınılmaz bir görevdir” dedi.
