Sinop'ta 'Türk Tarihi Üzerine Düşünceler' Konulu Konferans Düzenlendi
Sinop'ta 'Türk Tarihi Üzerine Düşünceler' konulu konferans düzenlendi.
Sinop Üniversitesi Kitap Öğrenci Kulübü tarafından organize edilen ve Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen konferansa, konuşmacı olarak Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saadettin Gömeç katıldı.
Gömeç, burada yaptığı konuşmada, her tarihçinin neredeyse kendi anlayışı çerçevesinde değişik bir tarih tarifi yaptığını söyledi.
Kimi tarihçilerin geçmişte yaşanan hadiseleri günümüze olduğu gibi aktardığını anlatan Gömeç, 'Bazısı bunlara bir takım kıssalar da ekleyerek dersler çıkarmamızı amaçlar. Kimisi de bir doktor gibi her hadisenin sebep ve sonucunu araştırır. Bu bir tercih meselesidir. Durum böyle olunca tarihi yazmanın metodu, zamana ve şahıslara göre değişir. Bu yüzden tarih metodunda tek bir kalıba girmek de doğru değildir. Yani her tarihçinin kendi anlayışı, usulü ve tabi ki metodunun olması gayet normaldir.' dedi.
Tarih yazmanın, tarih yapmak kadar önemli olduğunu vurgulayan Gömeç, şöyle devam etti:
'Avrupa'da yaygınlaşan Türklük çalışmalarının hızlanması neticesinde, Batılılar, Türk'lerin geçmişte münasebet kurdukları kavimlerin vesikalarını inceleyerek, Türklerin en eski tarihini yazdılar. Bilhassa J.De Guignes'nin, eski Çin tarihlerinde ve daha sonraki kaynaklarda yer alan Türklerle alakalı bölümleri tercümesi, modern Türklük biliminde bir çığır açtı. Süleyman Paşa'nın askeri okullar için kaleme aldığı Tarih-i Alem'le, İslam öncesi Türk tarihini öğrendik. Varlığımızın ve köklerimizin Osmanlılardan çok daha gerilere uzandığı görüldü.'
Konferans sonunda Sinop Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ekrem Memiş, Gömeç'e hediye takdim etti.
Kaynak: AA
Gömeç, burada yaptığı konuşmada, her tarihçinin neredeyse kendi anlayışı çerçevesinde değişik bir tarih tarifi yaptığını söyledi.
Kimi tarihçilerin geçmişte yaşanan hadiseleri günümüze olduğu gibi aktardığını anlatan Gömeç, 'Bazısı bunlara bir takım kıssalar da ekleyerek dersler çıkarmamızı amaçlar. Kimisi de bir doktor gibi her hadisenin sebep ve sonucunu araştırır. Bu bir tercih meselesidir. Durum böyle olunca tarihi yazmanın metodu, zamana ve şahıslara göre değişir. Bu yüzden tarih metodunda tek bir kalıba girmek de doğru değildir. Yani her tarihçinin kendi anlayışı, usulü ve tabi ki metodunun olması gayet normaldir.' dedi.
Tarih yazmanın, tarih yapmak kadar önemli olduğunu vurgulayan Gömeç, şöyle devam etti:
'Avrupa'da yaygınlaşan Türklük çalışmalarının hızlanması neticesinde, Batılılar, Türk'lerin geçmişte münasebet kurdukları kavimlerin vesikalarını inceleyerek, Türklerin en eski tarihini yazdılar. Bilhassa J.De Guignes'nin, eski Çin tarihlerinde ve daha sonraki kaynaklarda yer alan Türklerle alakalı bölümleri tercümesi, modern Türklük biliminde bir çığır açtı. Süleyman Paşa'nın askeri okullar için kaleme aldığı Tarih-i Alem'le, İslam öncesi Türk tarihini öğrendik. Varlığımızın ve köklerimizin Osmanlılardan çok daha gerilere uzandığı görüldü.'
Konferans sonunda Sinop Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ekrem Memiş, Gömeç'e hediye takdim etti.
