Ekmeğini Barıştan Çıkaran Sektör Turizm Kongresi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, "Suriye'den gelen 970 bin turist neredeyse bitme noktasında. Burada bir sorun var. Kimin ekmeği elinden alınıyor? Turizmcinin. Turizmci nerede? Yok" dedi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Ekmeğini Barıştan Çıkaran Sektör Turizm" konulu konferansın öğleden sonraki oturumunda, "Türkiye ve Antalya Turizmine Çözüm Önerileri" paneli yapıldı.

Oturum başkanı CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, Türkiye'nin turizm potansiyelini yeniden gözden geçirmek gerektiğini savundu. Toprak, Türkiye'nin komşularıyla savaş noktasına geldiğini, ancak turizmcilerin bu konuda tepki göstermediklerini ifade etti.

Geçmişte Suriye'den Türkiye'ye yılda yaklaşık 970 bin turistin geldiğini anlatan Toprak, "Suriye'den gelen 970 bin turist neredeyse bitme noktasında. Burada bir sorun var. Kimin ekmeği elinden alınıyor? Turizmcinin. Turizmci nerede? Yok" diye konuştu.

Alkol konusunda yapılan düzenlemeleri de eleştiren Toprak, bu yasanın en çok turizmcileri etkileyeceğini söyledi.

Bu konuda da turizmcilerin seslerini çıkarmadığına işaret eden Toprak, sözlerini şöyle sürdürdü:

". Arkadaşlar biz siyasiyiz. Siyasetin arkasında halk desteği olmazsa siyasetin güçlü bir muhalefet yapma gücü olmaz. Bugün üç tane ağacın kesilmesinde 1 milyon insan Taksim'e yürümeseydi o ağaçlar çoktan kesilmiş, orası AVM olmuştu bile. Bugün Türkiye tehlikeli bir noktada. Biz bunu defalarca söylüyoruz. Komşumuz El Kaide oldu. Düşünün ki gümrükten geçenler El Kaide'nin onayıyla Türkiye'ye geliyor. Bu bir tehlike."

-"Parama yazık"

TUI AG Türkiye Temsilcisi Hüseyin Baraner, konuşmasının başında kongrenin yapıldığı salonda yerel ve kamu yetkililerinin bulunmamasına tepki gösterdi. Kongrede konuşmak üzere Almanya'dan geldiğini hatırlatan Baraner, "Beni buraya çağıryorsa karar vericiler de dinlesin. Benim parama bile yazık, Almanya'dan çıkıp buraya gelip, beni tanıyan aynı insanlara aynı şeyleri söylemek beni sıkıyor" dedi.

Turizmde artık yeni bir vizyona, yeni projelere ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Baraner, Türkiye'de 1980'li yıllardan bu yana turizm ile ilgili aynı sorunların konuşulduğunun altını çizdi. Dünyanın, güçlü olabilen, güç yaratabilen, konusunu savunabilen, elindeki değerleri koruyabilen, geliştirebilen dinamiklere doğru kaydığını belirten Baraner, şöyle konuştu:

"Bugün dostlukla sempatiyle ticaret ne yazık ki mümkün olmuyor. Çok büyük hileler var, yanıltmalar var. Çok büyük bir ürün obezitesi var. 'Alıcıyım' dediğin zaman sana size bin ton ürün sunuyorlar. Turizmde de bu böyle, siyasette de böyle. Ama turizm sizi tabi ki çok dikkatli olmanızı gerektiren bir karaktere dönüştürüyor yıllar içinde. Heyecanlı yaptığı kadar, çabuk sıkılan insan durumuna da getirebiliyor. Dünyanın bu ikiyüzlülüğünde güçsüzlerin bütün kıtalarda ezildiğine, savaşların her zaman her yerde çıkarılabildiğine bugün bile şahit oluyoruz. Aklı başında insanlar olarak kabul etmemiz lazım. Güçlüler güçsüzleri ezmeye devam ediyor."

Antalya'nın dünyada kabul gören bir kent haline geldiğini vurgulayan Baraner, kente son 30 yılda herkesin katkıları olduğuna değindi. Baraner, bütün mevcut siyasi partilerin turizm sektörü etrafında kenetlenmesi gerektiğini belirterek, "Antalya'ya13 milyon turist geliyor. Türkler bunu hep birlikte başardık. Dolayısıyla bu değerin Türkiye'de bütün siyasiler tarafından ele alınması lazım. Bunu kaybettiğimiz, yavaşlattığımız veya yaraladığımız zaman Türkiye'nin tamamı zarar görecektir" dedi.

-"Acımayacaksınız, yıkacaksınız"

Antalya'yı "Türkiye'nin misafir odası" diye nitelendiren Baraner, geçmişte doğru karar verilmiş olması halinde Antalya'nın tüm Türkiye'yi besleyebilecek durumda olacak güce sahip olduğunu söylediğini ancak bu şansın yeterince değerlendirilmediğini ifade etti.

Antalya'daki plansız yapılaşmaya da tepki gösteren Baraner, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dünyanın en değerli topraklarına, en güzel konumuna dünyanın en çirkin evlerini yaptık. 30 bin dolara ev satabilmek için mahvettik orayı. İnsanlara hiç huzur vermeyecek binaları yaptık. Hala Antalya'yı tartışıyoruz. Antalya doğaya hasret. Bu kadar insanı biz otellere kilitlemeye devam ediyoruz. Bunu biz turizmciler olarak yapmıyoruz. Turizmciler olarak hep yardım istedik. Yürüyüş yolları, bisiklet yolları yapalım istedik. Buna mecburuz artık. Bina mı yıkılacak, yıkacaksın. Ahmet Bey'in mi yıkacaksın, CHP'nin mi yıkacaksın, AK Parti'nin mi yıkacaksın, acımayacaksın. Şehrin önünü açmak mecburiyetindesiniz. Çünkü herkesin o gizli dostukları şehri kilitliyor. Onun ağabeyi, onun yeğeni, onun amcası. Yıkacaksınız. O yolları açın. Biz turistlerle Antalya içinde yürümek istiyoruz."

-"Turistleri Kaleiçi'nde adam kesiyorlar diye kandırıyorlar"

Turist Rehberleri Birliği Başkanı Zeki Apalı, birlik olarak Antalya'da esnafı ziyaret ederek rehberlere yönlik görüşlerini sorduklarını anlattı. Ziyaretleri sırasında rehberlere karşı büyük bir tepkiyle karşılaştıklarını belirten Apalı, bunun nedenini anlayabilmek için turistlerin arasına karıştıklarını ve kendilerini rehber olarak tanıtan kişilerin konuşmalarını dinlediklerini söyledi.

Bu gezilerden örnek veren Apalı, şöyle konuştu:

"İnsanların rehber olarak algıladıkları kişiler aslında rehber değil. Yabancı uyruklular, biraz Türkçe bilen ya da işverenleri tarafından görevlendirilmiş kişiler. Bazıları bizim vatandaşımız. Yabancı dil bildiği için grupların başında görevlendirilmişler. Öyle yanlış bilgiler anlatıyorlar ki. Yabancı uyruklu bir kişinin Türkler'in Selçuklular zamanında burada insanları kılıçtan geçirdiklerini, aynı dönemin devam ettiğini, Kaleiçi'ne indikleri zaman bazı ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalabileceklerini bu sebeple Kaleiçi'ne inmemeleri ve belirtilen yerler dışında alışveriş yapmamalarını istediklerine şahit olduk."

Rehber olmanın koşullarının kanunlarla belirlendiğine değinen Apalı, ancak lisanslı kişilerin rehberlik yapmasının sağlanması gerektiğini vurguladı. Apalı, barışın doğaya ve emeğe saygının egemen olduğu bir dünya istediklerini dile getirdi.

Kaynak: AA