Başbakan'ın Siyasi Hayatındaki İki Dönüm Noktası
ANKARA - Başbakan Erdoğan'ın büyükşehir belediye başkanlığı döneminde bir süre genel sekreterlik yapan Kahraman Emmioğlu, hayatını kaleme aldığı "Bir Ömür" kitabında, Başbakan'ın siyasi hayatındaki iki dönüm noktası olan il başkanlığı ve büyükşehir belediye başkan adaylığıyla ilgili bilinmeyenleri anlattı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği ve ardından 20. Dönemde Refah Partisi milletvekili olarak TBMM'ye giren Doç. Dr. Kahraman Emmioğlu, "Bir Ömür" kitabında hayatını kaleme aldı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la uzun süre siyaset yapan ve büyükşehir belediyesinde birlikte çalışan Emmioğlu'nun kitabında, Erdoğan'ın siyasi hayatının dönüm noktalarına ilişkin anekdotlar da yer alıyor.
Kitabın "Siyaset" başlıklı bölümünde siyasi hayatı üzerinden yapılan değerlendirmelerinde Emmioğlu, 1983 yılında kurulan Refah Partisinin İstanbul'daki teşkilatlanmasında kurucu il başkanlığı görevinin Necmettin Erbakan tarafından kendisine verildiğini belirterek, teklife karşı, işlerine sekte vuracağını düşündüğü halde herhangi bir itirazda bulunmadığını kaydediyor.
Refah Partisiyle ilgili teklifin geldiği dönemin siyasete girme cesaretinin az olduğu dönemler olduğuna dikkati çeken Emmioğlu, Tayyip Erdoğan'ın o dönemde siyasete girme cesareti gösterenler arasında olduğunu belirterek, "Tayyip Erdoğan bana teşkilat kurulurken en çok yardımcı olandı. Kurulduktan sonra da benim yardımcım olarak çalışmaya başladı.
Fevkalade gayretli ve devamlıydı…Fatih'te arkadaşlar birleşip çalışmalarımızda kullanacağımız bir daire de almıştık. Artık yer sorunumuz da olmayacaktı. İlk günler, il başkanlığı çalışmalarımızı Tayyip Erdoğan'ın bulduğu Kasımpaşa'daki bir büroda yürüttük sonra Fatih'e geçmiştik" ifadesine yer veriyor.
-İl başkanı Erdoğan-
Yurt dışında devam eden işleri nedeniyle parti işlerini yürütmekte sıkıntı çektiğini bu nedenle parti işlerini Erdoğan'ın yürüttüğünü söyleyen Emmioğlu, uzun süre yurtdışında kaldığı için imza yetkisini de Erdoğan'a verdiğini dile getirerek şöyle devam ediyor:
"Baktım bu böyle olamayacak, il kongresi yaklaşırken merkeze, il başkanlığından ayrılacağımı, yerime Tayyip Erdoğan'ın getirilmesinin uygun olacağını bildirdim. Uzun ısrar ve çalışmalar neticesinde kabul ettiler. Bu husustaki düşüncemi tabii ilk önce Tayyip'e açtım. Tayyip, 'Ağabey sen başkanlığa devam et, ben her şeyimle yanındayım, size yardımcı olarak çalışırım, yeter ki siz kalın. Biz zaten işleri yürütüyoruz ' demişti. Kendisine 'Tayyip ben başkasının verdiği emeği sahiplenemem, sen güzel götürüyorsun. Ben uzun zaman olmadığımda da iyi götürdün. Götüreceğini de ispat ettin, gençsin, önünde açık, çok iyi olur inşallah' dedim. O da ikna olunca mesele kalmadı. Partinin bazı eski elemanları bana 'Ağabey genç bir çocuğa il başkanlığı verilir mi. Sizin mutlaka kalmanız lazım' demişlerdi. Ben ise 'göreceksiniz Tayyip bu işi çok iyi götürecek beni mahcup etmeyecek' demiştim… Bastırdım ve neticede il başkanlığını Tayyip'e devrettim. Allah için söylemek gerekirse Tayyip, il başkanı olarak da mükemmel bir performans gösterdi. Aynı performansı, şartlarım ve tabiatım gereği benim göstermem mümkün değildi. Böylece Tayyip'in yolu açılmış, kabiliyetini göstermeye imkan bulmuştu, ülke de böyle bir idareciye sahip olmuştu."
Emmioğlu, il başkanlığıyla ilgili verdiği bu kararın hiçbir zaman pişmanlığını yaşamadığını ve çok isabetli bir karar verdiğine dikkati çekiyor.
-"Belediye başkanlığı adaylığına Tayyip'in hakkı vardır"-
1994 yılı mahalli idareler seçimlerinde Gaziantep ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı gibi adaylıkların teklif edildiğini anlatan Emmioğlu, İstanbul'la ilgili teklife karşılık, "Artık belediye başkanlığı adaylığına Tayyip'in hakkı vardır. İstanbul il teşkilatı Tayyip'in eseri olmuştur. Ekip çalışmasında büyük başarı göstermiştir. O arzu ediyorsa kimse onun önüne geçmemelidir, geçemez de" dediğini ifade ediyor.
Erdoğan'a, aday olması halinde seçim çalışmalarında yardım edeceğine dair söz verdiğini de kaydeden Emmioğlu, "Sonradan bir teşkilat mensubundan duydum, Tayyip 'Benim önüme geçecek bir Kahraman abi var. O başkan adayı olmak isterse o zaman ben yokum, aksi halde aday benim' demiş, sağolsun büyük bir incelik ve kadirşinaslık, vefakarlık göstermiş" ifadesine yer veriyor.
-Genel sekreterlik-
Mahalli idareler seçimlerinde Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini kaybettiğini ve Erdoğan'ın da İstanbul'u kazandığını hatırlatan Emmioğlu, Erdoğan'ı tebriğe gittiğinde Genel Sekreterlik teklifi yaptığını ve kendisinin de bu teklifi hiç düşünmeden kabul ettiğini yazıyor.
-"İstanbul bugünkü güzel yeşilliğe büründü"-
Erdoğan'la çalıştıkları süre içerisinde yaptıkları faaliyetlerden de bahseden Emmioğlu, özellikle ağaçlandırma konusunda önemli kararlar aldıklarını söyleyerek, şöyle devam ediyor:
"İlk sene yüz bin ağaç sloganımız vardı. Ben ayrıldıktan sonra hedef büyüyerek devam etti. Bulvarlardaki yeşillikler için en az bakımla hangi türün uygun olacağı araştırması yapıldı ve uygulandı. Ağaç dikimi hızlandırıldı. İstanbul bugünkü güzel yeşilliğe büründü."
-İstanbul'un su meselesi-
Göreve geldikleri dönemde İstanbul'un birçok sorunu olduğunu ama en önemlilerinden birinin de zaten su problemi olan İstanbul'da kuraklığın bulunması olduğunu anlatan Emmioğlu, Erdoğan'ın konuyla ilgili sorulan bir soruya "Biz elimizden geleni yapacağız, Allah kerim" cevabını verdiğini, sonrasında ise gazetelerin "Tayyip'in işi Allah'a kaldı" şeklinde başlık attığını hatırlatıyor.
Emmioğlu, "Basın aklınca gırgır geçiyordu. Ama Allah, kendine sığınanı mahcup etmiyor. Hem yağmur yağdı hem de iyi tedbirler alındı ve İstanbul o seneyi aşırı susuzluk çekmeden atlattı" ifadesini kullanıyor.
-"Tayyip Başkan'la Çalışmak"-
Emmioğlu, kitabının "Tayyip Başkan'la Çalışmak" bölümünde Refah Partisi İstanbul İl Teşkilatında birlikte çalışmaya başladıkları dönemde Erdoğan'ın tecrübelerinin işleri kolaylaştırdığını şöyle anlatıyor:
"Takriben bir sene benim adı konmamış yardımcım olarak çalıştığı sürece aramızda hiçbir sürtüşme olmamıştı. Yönetimde alınan kararları titizlikle ve çabucak uygular, pratik çözümler üretirdi… Sonrasını bilmem ama beraber çalıştığımız sürece gururlanıp, her şey benim havasına hiçbir zaman girmedi. Bu gerçekten bu makamlarda başarılması çok güç olan bir husustur. Zira büyük imkanlarıyla talep makamı olan bu mevkilerde insanlara övgüler, yağ çekmeler, sen büyüksün havaları vermeler o kadar yoğun olur ki bunlara nefsin aldanmaması gerçekten çok güçtür… Tayyip bey, çalıştığım sürece imtihanı kazanmışlardandı…"
Kaynak: AA
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la uzun süre siyaset yapan ve büyükşehir belediyesinde birlikte çalışan Emmioğlu'nun kitabında, Erdoğan'ın siyasi hayatının dönüm noktalarına ilişkin anekdotlar da yer alıyor.
Kitabın "Siyaset" başlıklı bölümünde siyasi hayatı üzerinden yapılan değerlendirmelerinde Emmioğlu, 1983 yılında kurulan Refah Partisinin İstanbul'daki teşkilatlanmasında kurucu il başkanlığı görevinin Necmettin Erbakan tarafından kendisine verildiğini belirterek, teklife karşı, işlerine sekte vuracağını düşündüğü halde herhangi bir itirazda bulunmadığını kaydediyor.
Refah Partisiyle ilgili teklifin geldiği dönemin siyasete girme cesaretinin az olduğu dönemler olduğuna dikkati çeken Emmioğlu, Tayyip Erdoğan'ın o dönemde siyasete girme cesareti gösterenler arasında olduğunu belirterek, "Tayyip Erdoğan bana teşkilat kurulurken en çok yardımcı olandı. Kurulduktan sonra da benim yardımcım olarak çalışmaya başladı.
Fevkalade gayretli ve devamlıydı…Fatih'te arkadaşlar birleşip çalışmalarımızda kullanacağımız bir daire de almıştık. Artık yer sorunumuz da olmayacaktı. İlk günler, il başkanlığı çalışmalarımızı Tayyip Erdoğan'ın bulduğu Kasımpaşa'daki bir büroda yürüttük sonra Fatih'e geçmiştik" ifadesine yer veriyor.
-İl başkanı Erdoğan-
Yurt dışında devam eden işleri nedeniyle parti işlerini yürütmekte sıkıntı çektiğini bu nedenle parti işlerini Erdoğan'ın yürüttüğünü söyleyen Emmioğlu, uzun süre yurtdışında kaldığı için imza yetkisini de Erdoğan'a verdiğini dile getirerek şöyle devam ediyor:
"Baktım bu böyle olamayacak, il kongresi yaklaşırken merkeze, il başkanlığından ayrılacağımı, yerime Tayyip Erdoğan'ın getirilmesinin uygun olacağını bildirdim. Uzun ısrar ve çalışmalar neticesinde kabul ettiler. Bu husustaki düşüncemi tabii ilk önce Tayyip'e açtım. Tayyip, 'Ağabey sen başkanlığa devam et, ben her şeyimle yanındayım, size yardımcı olarak çalışırım, yeter ki siz kalın. Biz zaten işleri yürütüyoruz ' demişti. Kendisine 'Tayyip ben başkasının verdiği emeği sahiplenemem, sen güzel götürüyorsun. Ben uzun zaman olmadığımda da iyi götürdün. Götüreceğini de ispat ettin, gençsin, önünde açık, çok iyi olur inşallah' dedim. O da ikna olunca mesele kalmadı. Partinin bazı eski elemanları bana 'Ağabey genç bir çocuğa il başkanlığı verilir mi. Sizin mutlaka kalmanız lazım' demişlerdi. Ben ise 'göreceksiniz Tayyip bu işi çok iyi götürecek beni mahcup etmeyecek' demiştim… Bastırdım ve neticede il başkanlığını Tayyip'e devrettim. Allah için söylemek gerekirse Tayyip, il başkanı olarak da mükemmel bir performans gösterdi. Aynı performansı, şartlarım ve tabiatım gereği benim göstermem mümkün değildi. Böylece Tayyip'in yolu açılmış, kabiliyetini göstermeye imkan bulmuştu, ülke de böyle bir idareciye sahip olmuştu."
Emmioğlu, il başkanlığıyla ilgili verdiği bu kararın hiçbir zaman pişmanlığını yaşamadığını ve çok isabetli bir karar verdiğine dikkati çekiyor.
-"Belediye başkanlığı adaylığına Tayyip'in hakkı vardır"-
1994 yılı mahalli idareler seçimlerinde Gaziantep ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı gibi adaylıkların teklif edildiğini anlatan Emmioğlu, İstanbul'la ilgili teklife karşılık, "Artık belediye başkanlığı adaylığına Tayyip'in hakkı vardır. İstanbul il teşkilatı Tayyip'in eseri olmuştur. Ekip çalışmasında büyük başarı göstermiştir. O arzu ediyorsa kimse onun önüne geçmemelidir, geçemez de" dediğini ifade ediyor.
Erdoğan'a, aday olması halinde seçim çalışmalarında yardım edeceğine dair söz verdiğini de kaydeden Emmioğlu, "Sonradan bir teşkilat mensubundan duydum, Tayyip 'Benim önüme geçecek bir Kahraman abi var. O başkan adayı olmak isterse o zaman ben yokum, aksi halde aday benim' demiş, sağolsun büyük bir incelik ve kadirşinaslık, vefakarlık göstermiş" ifadesine yer veriyor.
-Genel sekreterlik-
Mahalli idareler seçimlerinde Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini kaybettiğini ve Erdoğan'ın da İstanbul'u kazandığını hatırlatan Emmioğlu, Erdoğan'ı tebriğe gittiğinde Genel Sekreterlik teklifi yaptığını ve kendisinin de bu teklifi hiç düşünmeden kabul ettiğini yazıyor.
-"İstanbul bugünkü güzel yeşilliğe büründü"-
Erdoğan'la çalıştıkları süre içerisinde yaptıkları faaliyetlerden de bahseden Emmioğlu, özellikle ağaçlandırma konusunda önemli kararlar aldıklarını söyleyerek, şöyle devam ediyor:
"İlk sene yüz bin ağaç sloganımız vardı. Ben ayrıldıktan sonra hedef büyüyerek devam etti. Bulvarlardaki yeşillikler için en az bakımla hangi türün uygun olacağı araştırması yapıldı ve uygulandı. Ağaç dikimi hızlandırıldı. İstanbul bugünkü güzel yeşilliğe büründü."
-İstanbul'un su meselesi-
Göreve geldikleri dönemde İstanbul'un birçok sorunu olduğunu ama en önemlilerinden birinin de zaten su problemi olan İstanbul'da kuraklığın bulunması olduğunu anlatan Emmioğlu, Erdoğan'ın konuyla ilgili sorulan bir soruya "Biz elimizden geleni yapacağız, Allah kerim" cevabını verdiğini, sonrasında ise gazetelerin "Tayyip'in işi Allah'a kaldı" şeklinde başlık attığını hatırlatıyor.
Emmioğlu, "Basın aklınca gırgır geçiyordu. Ama Allah, kendine sığınanı mahcup etmiyor. Hem yağmur yağdı hem de iyi tedbirler alındı ve İstanbul o seneyi aşırı susuzluk çekmeden atlattı" ifadesini kullanıyor.
-"Tayyip Başkan'la Çalışmak"-
Emmioğlu, kitabının "Tayyip Başkan'la Çalışmak" bölümünde Refah Partisi İstanbul İl Teşkilatında birlikte çalışmaya başladıkları dönemde Erdoğan'ın tecrübelerinin işleri kolaylaştırdığını şöyle anlatıyor:
"Takriben bir sene benim adı konmamış yardımcım olarak çalıştığı sürece aramızda hiçbir sürtüşme olmamıştı. Yönetimde alınan kararları titizlikle ve çabucak uygular, pratik çözümler üretirdi… Sonrasını bilmem ama beraber çalıştığımız sürece gururlanıp, her şey benim havasına hiçbir zaman girmedi. Bu gerçekten bu makamlarda başarılması çok güç olan bir husustur. Zira büyük imkanlarıyla talep makamı olan bu mevkilerde insanlara övgüler, yağ çekmeler, sen büyüksün havaları vermeler o kadar yoğun olur ki bunlara nefsin aldanmaması gerçekten çok güçtür… Tayyip bey, çalıştığım sürece imtihanı kazanmışlardandı…"
