Milletvekilleri, Olayları Değerlendirdi
BDP Milletvekili Sebahat Tuncel, Sinop'ta çıkan olaylarla ilgili, "Demokratikleşme sorunlarını birlikte nasıl çözebiliriz, Karadeniz halkı buna nasıl yaklaşıyor, bunu ifade etmek için gelmiştik” dedi.

Kesinlikle burada bu yaşanan tablonun sorumlusunun Sinop halkı olmadığını belirten Tüzel, “Buradan sağlıklı bir şekilde hep birlikte ayrılmamız Samsun ve sonrasındaki programlarımızı sürdürmemiz tamamen İçişleri Bakanlığı’nın ve buradaki mülki amirlerin sorumluluğundadır. Ama öyle bir tabloyu açıklıkla görmüyoruz, öyle bir güvenceyi görmüyoruz. Burada bir kez daha hassasiyetler gerekçe gösterilerek buradaki yasa dışı ve kontrolsüz bir takım hareketlere müsamaha ediliyor. Adeta bir suça ortak olunuyor. Halkın vekilleri olarak bizlerin her yerde konuşması, düşüncelerini paylaşması, halkın görüşlerini alması, bu ortamın sağlanması bizim hem hakkımız hem görevimiz hem de buradaki yöneticilerin bu ortamı sağlaması onların görevi. Türkiye bu açılardan birçok olumsuz dönem yaşamıştır. Dışarıdan gelecek birtakım güçlerin beklenmesi seyirci kalınması, burada bu olan bitenlere izin verilmesi, bunların elbette takipçisi olacağız bu saatten itibaren. Mecliste de bakanlık düzeyin de Başbakanlık düzeyinde de bu yaşanan bugün bize ve Sinop halkına yaşatılan bu olumsuzluğun takipçisi olacağız. Bunun hesabı elbette sorulacak. Kim bundan medet umuyor kim bu süreci baltalamak istiyor, kim halkları kışkırtıyor kim bu tertiplerin içerisinde bunların ortaya çıkarılmasını sağlayacağız” diye konuştu.
BDP Milletvekili Sebahat Tuncel, “Doğrusu Karadeniz turunu başladığımızda dün Çorum'da çok moralli ve coşkulu başladık. Biz bugün toplantımızı yapabilseydik ne yapardık ne anlatacaktık konusunu aktarmak istiyorum. Bu önemli çünkü. Niye geldik Sinop'a? Gerçekten bu sorunlar yaşansın diye mi? Hayır. Demokratikleşme sorunlarını birlikte nasıl çözebiliriz. Karadeniz halkı buna nasıl yaklaşıyor, bunu ifade etmek için gelmiştik” ifadelerini kullandı.
HDK Birleşme Başkanı Prof Fatma Gök ise şunları söyledi: “Böylesi baskılara karşı nasıl oluyor da biz onlarla böylesine bir karşı karşıya toplantı yapamıyoruz. Onlar dışarıda bize karşı kafalarında tasarladıkları, eminim hepsi emekçi çocukları çoğunluğu gerçekten ezilen, sömürülen halkların çocukları nasıl oluyor da onlar dışarıda bizlere karşı. Yani ben bir eğitimci olarak beni çok ilgilendiren meselenin bu tarafı var aslında.”
