Kanser, Kalp Damardan Sonra En Fazla Ölüm Nedeni
Universal Malatya Hastanesi Diyetisyeni Öncü Çelfiş, kanserin, Türkiye'de son yıllarda giderek artan oranlarda görüldüğü ve ölüme neden olan hastalıklar arasında kalp damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer aldığını söyledi.

Hatalı pişirme yöntemleri konusunda da bilgi veren Çelfiş şöyle konuştu: 'Besinlerin kızartılarak, tütsülenerek ve mangalda ateşe yakın tutularak yapılan pişirme yöntemleri besinlerde bazı kimyasal karsinojenlerin oluşumuna yol açmaktadır. Yapılan çalışmalarda bu şekilde pişirilmiş besinlerin sık tüketilmesinin mide, özefagus ve sindirim sistemi kanserlerine yol açabileceği gösterilmiştir. Etin hafif-orta sıcaklıkta ve ızgara, fırında pişirme ve haşlama gibi pişirme yöntemleri kullanılarak uzunca sürepişirilmesi kimyasal karsinojenlerin oluşumunu en aza indirmektedir. Kızartma işlemi mümkün olduğunca az kullanılmalı, eğer kızartma işlemi kullanılacaksa ete un, nişasta, ekmek kırıkları veya soya proteinleri gibi su tutucu maddelerin eklenmesi gerekmektedir. Sebzelerin doğradıktan hemen sonra pişirilmesi, pişirme sularının dökülmemesi vitamin kaybını büyük ölçüde azaltacaktır. Kurubaklagillerin ve makarnanın haşlama sularının dökülmemesi suda eriyen vitaminlerin (özellikle B grubu) korunmasınısağlayacaktır. Besinleri Saklama Koşulları ve Küfler: Nemli ve sıcak ortamlarda saklanan tahıllarda, yağlı tohumlarda (fındık, fıstık, ceviz gibi), incir, kayısı gibi bazı kuru meyvelerde ve baharatlarda çoğalan bazı mikroorganizmaların ürettiği bazı toksinlerin (aflatoksin) özefagus ve karaciğer kanserlerine neden olduğu bilinmektedir. Bu nedenle depolama uygun koşullarda, buzdolabı ve serin depolarda yapılmalı ve küflenmiş besinler üzerindeki küfler atılsa bile hiçbir şekilde tüketilmemelidir. Özelikleküflendirilerek satılan küflü peynirler de kesinlikle tüketilmemelidir.
''Besinlerin Muhafaza Edildiği Kaplar Ve Plastikler: Özellikle yoğurt, tarhana, pekmez, salça, reçel ve turşu gibi besinlerin boşalmış deterjan veya ilaç kutularında, boyalı plastiklerde saklanması, saklama kabından kurşun ve diğer bazı kanser yapıcı maddelerin besine geçmesine yol açar. Bu durum kansere yol açan bazı ağır metallerin ve kimyasalların vücuda alınmasına yol açar. Besinlerin saklanmasında boyalı olmayan cam kaplar her zamantercih edilmelidir. Tuz tüketimi: Yapılan çalışmalar diyette aşırı tuz alımı ve tuzlanarak saklanan (turşu, salamuralar gibi) besinlerin aşırı tüketiminin ve fermantasyon işlemlerinin özellikle mide kanserleri ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Yüksek tuz tüketimi mide mukoza hücrelerinde anormal bölünmelere yol açarak mide kanseri oluşum riskini artırmaktadır. Besinlerin içinde bulunan doğal sodyum bireylerin günlük gereksinimlerini karşılamak için yeterlidir. Alkol: Çeşitli araştırmalardan elde edilenbulgular alkol alımı ile kanser arasında bazı ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Çok bira içenlerde kalınbağırsak ve rektum kanserleri, sert içkileri çok tüketenlerde ağız, baş ve boyun kanserleri, Bütün alkollü içkileri çok içenlerde karaciğer kanserleri daha sıklıkla görülmektedir. Sigara ile birlikte alınan alkol ise kanser riskini birkaç kat artırmaktadır. Gıda katkı maddeleri: Besinlerde kullanılan bazı katkı maddeleri kanser oluşumunda önemli bir etkendir. Salam, sosis, sucuk gibi et ürünlerinin raf ömrünü uzatmak için koruyucu katkı maddesi olarak kullanılan nitrit ve nitrat tuzları, doğal veya yapay antioksidanlar, renk vericiler, yapay tatlandırıcılar dikkatli kullanılması gereken katkımaddeleridir. Bu bileşiklerin mide ve özefagus kanser riskini artırabileceği bildirilmektedir. Bu katkıları içeren besinlerin C vitamini içeren taze sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmesi önerilmektedir. Böylelikle bu bileşiklere bağlı ağız, mide ve yemek borusu kanser riski azaltılabilmektedir. ' Universal Malatya Hastanesi Diyetisyeni Öncü Çelfiş, 'Günlük düzenli olarak yapılan orta şiddette fiziksel aktivitenin kolon kanserine karşı koruyucu etkisi olduğuna dair önemli kanıtlar bulunmaktadır. Meme ve akciğer kanserine karşı da koruyucudur. Mümkün olduğunca fiziksel aktivitenizi artırmaya çalışınız. Eğer günlük aktiviteniz düşük veya orta derecede ise günlük 45 dk- 1 saatlik tempolu yürüyüş veya benzeri bir egzersiz ( bisiklet, yüzme, tenis.) ve haftada bir kez de ağırlık çalışmasıönerilmektedir ' ifadelerini kullandı.
