''Doların Değer Kaybetmesi ABD'nin Faydasına''
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyükekşi, doların değer kaybetmesinin ABD'nin faydasına olabileceğini, ancak bunun gelişmekte olan ülkeler için zararlı sonuçlar doğuracağını belirterek, "Parasal genişlemeden bu zamana kadar fayda gelmedi.

TİM, İhracat rakamlarını Türkiye'nin mobilya sektöründeki merkezi olan İnegöl'de açıkladı. İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası'nda yapılan toplantıda konuşan TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, 2011 yılında 285 milyon dolar ihracat yapan İnegöl'ün ihracatının yüzde 50'den fazlasını ağaç mamulleri ve orman ürünleri olduğunu belirterek, mobilya sektörünün 1,7 milyar dolarlık toplam ihracat içinde önemli payı olduğunu vurguladı. 2011 yılından alınan moral ve motivasyon ile 2012'ye hızlı bir başlangıç yapıldığınıvurgulayan Büyükekşi, "Dünya ekonomileri ise 2012 yılına karamsar bir tablo ile başladılar. Avrupa ekonomileri bütçe açıkları ve borç stoku ile boğuşuyor. IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar dünya çapında yıllık büyüme tahminlerini düşürdü. IMF dünya ekonomisinin 2012 yılında yüzde 3,3 oranında büyüyeceğini, euro bölgesinin ise binde 5 oranında küçüleceği tahmin ediyor. Ülke risklerindeki artış, bankaların borçlarını azaltamaması ve ilave mali tedbirler sorunları daha çok derinleştiriyor.Kemer sıkma politikaları büyümeyi tehdit etmekte, Avrupa ülkelerinde resesyon çanları çalmakta. Dünya Bankası 'yeni krize hazırlanın' şeklinde uyarı yaparken 2012 yılında dünya ekonomisinin yüzde 2,5, Türkiye'nin ise yüzde 2,9 oranında bir büyüme yakalayacağını öngörmekte" şeklinde konuştu
"2012'DE YÜZDE 4'LÜK BÜYÜME BEKLİYORUZ"
Bu yapılan tahminlere katılmadığını, TİM olarak Türkiye'nin 2012 yılında yüzde 4'lük büyüme hedefini yakalayacağını beklediklerini söyleyen Büyükekşi, "2012 yılının üçüncü çeyreğinden sonra bu beklentinin revize edilerek daha yukarılara taşınacağını düşünüyoruz. Amerika'nın daha fazla parasal genişlemeye gitme ihtimali bulunmaktadır. Eğer bu ihtimal gerçekleşirse, piyasalara olumlu yansımaları olacaktır. Bu durumda faizler aşağı inerken, borsalar çıkacak, dolar değer kaybedecektir. Bu parasal genişleme,gelişmiş ülkelerin içinde bulunduğu üretememe sıkıntısının sumen altı edilmesine sebep olacak. Yine varlık değerleri şişecek. Bu adım, sorunun çözümü yönünde atılacak bir adım değildir" ifadelerini kullandı.
"AVRUPA EKONOMİSİ İKİNCİ YARIDA İYİLEŞECEK"
Doların değer kaybetmesinin ABD için olumlu bir adım olabileceğini, ama bunun gelişmekte olan ülkelerin rekabetçiliği için zararlı sonuçlar doğuracağını ifade eden Büyükekşi, "Parasal genişlemeden bu zamana kadar fayda gelmedi. Bundan sonra da fayda geleceğine inanmıyoruz. Davos'taki karamsar beklentilerin aksine biz Avrupa'nın yılın ikinci yarısından başlayarak kademeli bir şekilde iyileşeceğini düşünüyoruz. Aynı şekilde, Türkiye'nin 2012 yılında hem büyüme, hem ihracatta sürpriz yaparak beklentilerinüzerinde performans sergileyeceğine inanıyoruz" açıklamalarında bulundu
"MERKEZ BANKASI'NIN PROAKTİF POLİTİKASINI DESTEKLİYORUZ"
Doğu ülkelerinin batının krizinden olumlu yönde ayrıldığını, bunun 2008'den beri devam eden sürecin en önemli dönüm noktalarından birisi olduğunu ifade eden Büyükekşi, birtakım çevrelerin Türkiye'nin yeniden eski paradigmaya dönmesini istediğini vurguladı. Yüksek faiz, düşük kur ve yüksek kısa vadeli sermaye girişi ve kura uygun borçlanma süreci istediklerini ifade eden Büyükekşi, "Bunun için faizlerin yükseltilmesini nihayet IMF resmen istedi. TİM'in kura bağlı olmayan, küresel rekabete dayalı ihracatstratejisinin bir kez daha önemi ortaya çıkıyor. Merkez Bankası'nın açıklamaları gösteriyor ki, Merkez Bankası faizleri piyasaya bırakacak. Burada kararlı. O zaman kur, gerçekçi yani orta vadeli program da öngörülen çerçeveye oturacak. Biz Merkez Bankası'nın proaktif politikasını destekliyoruz. Gelişmekte olan ülkelere yönelik 'ralli' kendisine yön ararken, Doğu piyasalarına dönük bu ilginin ne kadar gerçekçi ve kalıcı olduğu sorusu çok önemli" dedi
"TÜRKİYE HIZLI HAREKET ETMELİ"
Krizin artık gelişmiş dünyaya sıkıştığını, ABD'den gelen verilerin umut verici olmadığını belirten Büyükekşi, "Burada Türkiye çok hızlı hareket etmeli. Teşviklerden başlayarak reformlara devam etmeli. İş gücü piyasasının esnekleştirilmesi başta olmak üzere bir dizi alanda reform sürecini devam ettirmeli ve gelişmekte olan ülkeler arasında da en iyi performansı gösteren ülke olmalıdır. Dış gelişmelerden iç gelişmelere geldiğimizde, ekonomi yönetiminin geçen sene çok istediği yumuşak inişin sağlandığınıgörüyoruz. Ocak ayının ilk verileri ekonomide yumuşak inişin gerçekleştiğini gösteriyor. Nihai iç talep kontrollü olarak yavaşlarken, ihracat artışının büyümeye katkısındaki artış sürüyor. Yılın 3. çeyreğinde olduğu gibi, yılın dördüncü çeyreğinde de ihracat büyümeye pozitif katkı verecek" şeklinde konuştu
"TL'NİN AŞIRI DEĞER KAZANMASINA İZİN VERİLMEMELİ"
2012'de aynı trendin devam edeceğini ve ekonomide büyümeyi ihracat artışının sürükleyeceğini öngördüklerini söyleyen Büyükekşi, "Gururla ifade edebiliriz ki ihracat büyümede giderek belirleyici oluyor. Bu olumlu ve istenilen dengeyi sağlamada Türk lirası sepet kurunun 2.10-2.15 seviyesi büyük rol oynuyor. Cari açık ve enflasyonda bir dönem sonra kontrol altına alınmış olacak. Yine ithalat rakamlarının kontrol altına alındığı görülüyor. Nitekim TÜİK'in dün açıkladığı dış ticaret rakamlarına göre, ithalatAralık ayında sadece yüzde 0,2 oranında arttı. Dolayısıyla TL'nin rekabetçi seviyelere çıkmasıyla birlikte ithalat dengeleniyor. Bu itibarla Türk lirasının yeniden ve aşırı değer kazanmasına izin verilmemelidir. TL'nin yeniden ve aşırı değerlenmesi, enflasyon ve faizlerde artış gibi büyük çabalar ve külfetlerle sağlanan dengenin bozulmasına yol açabilir" açıklamalarında bulundu
"MERKEZ BANKASI HER TÜRLÜ POLİTİKA ARACINI KULLANDI"
Kurların çok hızlı bir şekilde 1,55'den 1,90'a çıktığını, son olarak da 1,75'e çekildiğini söyleyen Büyükekşi, "Aşağıya inmesi durumunda daha önce yaşanan sıkıntılar yaşanabilir. Kur sürekli düşerse ihracatı arttırmak mümkün değildir. Kurların yerlerde süründüğü bir durumda ihracat zarar görür. İstikrar talebimizi tekrarlamakta fayda görüyoruz. Geçen sene Merkez Bankası oldukça proaktif davranmaya başladı. Merkez Bankası para politikasında daha düşük faizler ve daha yüksek döviz kurlarından oluşan birseti benimsedi. Bunun sonucunda TL değer kaybetmeye başladı. Ağustos ayında ise ABD'nin kredi notunun düşürülmesi ve AB'de borç krizinin derinleşmesi ile küresel sermaye Türkiye dahil tüm gelişen ülkelerden çekilmeye başladı ve Türk lirasının değer kaybı hızlandı. 2012'nin ilk iki haftasına kadar MB TL'deki değer kaybını engellemek için her türlü politika aracını kullandı ve son olarak bankanın itibarını da ortaya koydu ve Türk lirasında istikrar yeniden sağlanmaya başlandı" dedi
"FED'İN KARARI KÜRESEL EKONOMİYİ ALT ÜST ETTİ"
Tam bu süreçte bu kez ABD Merkez Bankası FED'in çok düşük faiz oranlarının 2014 sonunu kadar sürebileceğine ilişkin beklenmedik bir açıklama yaptığını hatırlatan Büyükekşi, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bunu söyleyerek küresel ekonomiyi yeniden alt üst etti. 3,5 yıldır işe yaramadığı için iki buçuk yıl daha uzatılan çok gevşek para politikası ile dolar değer kaybetmeye ve diğer tüm varlıklar değer kazanmaya başladı. Türk lirası da bundan nasibini aldı ve bu kez değer kazanmaya başladı. Ancak, FED kararının etkileri bu kez sınırlı ve geçici olacak, dolar daha fazla değer kaybetmeyecektir. Nitekim gelişmiş ülkelerin yıllar boyu sürecek çok gevşek para politikaları ilan etmeleri işlerin istenildiği gibiiyi gitmediğini gdöstermektedir. Geçen hafta Ekonomi Bakanlığı'nın öncülüğünde hayata geçirilen GİTES planı ve ihracata dönük üretim stratejisinin eylem planları açıklandı. Türkiye'nin girdi tedarik stratejisi GİTES ile vites büyüteceğini ve 2023 hedeflerini yakalayacağını düşünüyoruz. GİTES, Türkiye'nin ara malı ithalatına ket vuracak ve ithalatın yoğun olduğu sektörlerde üretim yapılmasını teşvik edecektir. Ekonomi Bakanlığı cari açığın temel kalemlerini belirledi. Beş sektörde yapılan çalışmalarla durumnet bir şekilde ortaya konuldu. "
