Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar Açıklaması
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, şehir nüfusunun bundan sonra da artmasının kaçınılmaz olduğunu belirterek, ''Şehirleri hem kendi içinde hem de bölgeler olarak nüfusumuzu desantralize etmemiz lazım. Belli şehirlerin marka değerlerini ortaya çıkararak, o şehirlerdeki nüfusu orada tutmak için yeni çalışmalar yapmamız lazım'' dedi.
Bayraktar, Esenler Belediyesi, Sabahattin Zaim Üniversitesi ve İstanbul İktisatçılar Derneği'nce Yıldız Teknik Üniversitesi'nin Davutpaşa Yerleşkesi'nde düzenlenen ''Şehir ve Ekonomi'' konulu 5. Sabahattin Zaim İslam ve Ekonomi Sempozyumu'nun açılışında konuştu.
''Hocaların hocası'' olarak anılan Prof. Dr. Sabahattin Zaim'i ölümünün 5. yılında rahmetle andıklarını ifade eden Bayraktar, bu vatanın, milletin ve devletin Tanzimat sürecinin noktalandığı 1839'da ciddi bir kırılma yaşadığını ve bu milleti tekrar kendi özüne, ruhuna döndürmek için zor bir mücadele verildiğini anlattı. Bayraktar, 1950'li yıllarda İstanbul'daki Birlik Vakfı ve diğer birçok vakıf ve dernekle şekillenen ciddi bir çalışma ortamı sürecinin, Türkiye'nin bugünlere gelmesinin tohumu olduğunu ifade etti.
Bayraktar, tarihten gelen ve İslam kültürünün oluşmaya başladığı andan itibaren ortaya çıkan şehirler olduğunu belirterek, tarihten gelen şehirlerin iklim ve korunma bakımından uygun bölgelerde oluştuğunu ve kendi kendine yeten yapıda olduğunu, İslam ile tanıştıktan sonra şehirlerin ''ruh'' kazandığını anlattı.
Nüfus artması ve sanayinin gelişmesiyle şehirlerin şekil değiştirmeye ve yeni kimlikler kazanmaya başladığını dile getiren Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Şehri ekonomiyle birlikte düşünmek gerekirse özellikle sanayileşmenin başladığı 19. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa'da şehirlere doğru ciddi bir göç başladı.
Ancak dünyanın yapısı itibariyle Avrupa'daki şehirleşme, ekonominin ve sanayinin beraber oluşması nedeniyle şehirleri çok çarpıtmadı, nispeten koruyabildi. 20. yüzyılın başlarında bir tarafta Sosyalist blokta, diğer taraftan ekonomi ve demokrasinin daha önde olduğu ülkeler, şehirlerini düzenli geliştirebildi. Ancak bizim gibi ülkelerde, kırsal kesimde iş, aş ve eğitim bulamayan insanların şehirlere olan göçü şehirleri çarpıttı. Şehirleri içinden çıkılamaz bir hale getirdi. İstanbul öylesine yoğun bir nüfus aldı ki, ulaşımda ve teknik altyapıda ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldı. İzmir de aynı durumda, Bursa'da sıkıntılar var. Dünyanın diğer şehirlerine, Tayland, Meksika ve Brezilya gibi ülkelerin şehirlerine baktığımız zaman bunların durumunun çok daha zor olduğunu görmekteyiz. Bunun yanında yeni gelişen, ciddi şekilde atılım yapmaya çalışan Malezya'da kurulan Kuala Lumpur, Avustralya'da kurulan Canberra şehirlerinin çok düzenli olduğunu görmekteyiz.''
-''Son 10 yılda şehirleri güzelleştirmek için ciddi çalışmalar yapıldı''-
Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar, Türkiye'de nüfusun yüzde 76'sının şehirlerde yaşadığına işaret ederek, ''Şehir nüfusunun bundan sonra da artması kaçınılmaz. Dünyada da durum buna benzer. Bunun için neler yapmamız lazım- Şehirleri hem kendi içinde hem de bölgeler olarak nüfusumuzu desantralize etmemiz lazım. Belli şehirlerin marka değerlerini ortaya çıkararak, o şehirlerdeki nüfusu orada tutmak için yeni çalışmalar yapmamız lazım'' diye konuştu.
Bayraktar, bunun gelişmişlik ve ekonomik kalkınmayla olduğu kadar sosyal ve kültürel anlayışla da ilişkili olduğunu vurgulayarak, dünya şehirlerinden örnekler verdi.
Türkiye'de son 10 yılda şehirlerin daha güzel hale getirilmesi için ciddi çalışmalar yürütüldüğünü dile getiren Bayraktar, şöyle devam etti:
''Devlet olarak 500 bin konut yapıldı. Kişi başına gelirimizi 3 bin 500 dolardan aldık 10 bin 500 dolara çıkardık ama yeterli değil. Gelişmiş ülke olmak için sınır olan 18-20 bin dolar seviyesine çıkmamız lazım. O zaman şehirlerimizi ulaşım bakımından daha rahat, nüfusumuzu desantralize etmiş bir boyuta getirebiliriz. Bunun için büyük bir mücadele veriyoruz. İnşallah ihracatımızı arttırdığımız, cari açığımızı kapattığımız, tarımda ve hayvancılıkta da sanayi ürünlerimizin girdisinde biraz daha milli sanayinin üretimiyle yaptığımız malların ihracatına dayalı bir yapı elde ettiğimiz takdirde şehirlerimizi de düzelteceğiz. Çevrecilik de artık çok önem kazanıyor. Türkiye artık bilimsel dünyaya bütünleşmek, AB'ye girmek, gelişmiş toplum olmak, 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmek istiyor. İnsanlarımız daha mutlu, daha huzurlu olsun ama kendi özümüze bağlı kalarak, manevi değerlerimizi kaybetmeden.''
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Türkiye'de barınma ihtiyacı olan insanların ev alacak parası olmadığını, öncelikle bunu temin etmeleri gerektiğini anlatarak, nüfusu Türkiye coğrafyasına desantralize etmek için bölgelerarası kalkınmışlık seviyesinin dengelenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Bakan Bayraktar, konuşmasının ardından Prof. Dr. Ahmet Tabakoğlu'na, ''Prof. Dr. Sabahattin Zaim İslam Ekonomisi Ödülü''nü verdi.
Muhabir: Nurhan Çorlu
Yayıncı: Sibel Ertürk Kurtoğlu
Kaynak: AA
''Hocaların hocası'' olarak anılan Prof. Dr. Sabahattin Zaim'i ölümünün 5. yılında rahmetle andıklarını ifade eden Bayraktar, bu vatanın, milletin ve devletin Tanzimat sürecinin noktalandığı 1839'da ciddi bir kırılma yaşadığını ve bu milleti tekrar kendi özüne, ruhuna döndürmek için zor bir mücadele verildiğini anlattı. Bayraktar, 1950'li yıllarda İstanbul'daki Birlik Vakfı ve diğer birçok vakıf ve dernekle şekillenen ciddi bir çalışma ortamı sürecinin, Türkiye'nin bugünlere gelmesinin tohumu olduğunu ifade etti.
Bayraktar, tarihten gelen ve İslam kültürünün oluşmaya başladığı andan itibaren ortaya çıkan şehirler olduğunu belirterek, tarihten gelen şehirlerin iklim ve korunma bakımından uygun bölgelerde oluştuğunu ve kendi kendine yeten yapıda olduğunu, İslam ile tanıştıktan sonra şehirlerin ''ruh'' kazandığını anlattı.
Nüfus artması ve sanayinin gelişmesiyle şehirlerin şekil değiştirmeye ve yeni kimlikler kazanmaya başladığını dile getiren Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Şehri ekonomiyle birlikte düşünmek gerekirse özellikle sanayileşmenin başladığı 19. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa'da şehirlere doğru ciddi bir göç başladı.
Ancak dünyanın yapısı itibariyle Avrupa'daki şehirleşme, ekonominin ve sanayinin beraber oluşması nedeniyle şehirleri çok çarpıtmadı, nispeten koruyabildi. 20. yüzyılın başlarında bir tarafta Sosyalist blokta, diğer taraftan ekonomi ve demokrasinin daha önde olduğu ülkeler, şehirlerini düzenli geliştirebildi. Ancak bizim gibi ülkelerde, kırsal kesimde iş, aş ve eğitim bulamayan insanların şehirlere olan göçü şehirleri çarpıttı. Şehirleri içinden çıkılamaz bir hale getirdi. İstanbul öylesine yoğun bir nüfus aldı ki, ulaşımda ve teknik altyapıda ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldı. İzmir de aynı durumda, Bursa'da sıkıntılar var. Dünyanın diğer şehirlerine, Tayland, Meksika ve Brezilya gibi ülkelerin şehirlerine baktığımız zaman bunların durumunun çok daha zor olduğunu görmekteyiz. Bunun yanında yeni gelişen, ciddi şekilde atılım yapmaya çalışan Malezya'da kurulan Kuala Lumpur, Avustralya'da kurulan Canberra şehirlerinin çok düzenli olduğunu görmekteyiz.''
-''Son 10 yılda şehirleri güzelleştirmek için ciddi çalışmalar yapıldı''-
Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar, Türkiye'de nüfusun yüzde 76'sının şehirlerde yaşadığına işaret ederek, ''Şehir nüfusunun bundan sonra da artması kaçınılmaz. Dünyada da durum buna benzer. Bunun için neler yapmamız lazım- Şehirleri hem kendi içinde hem de bölgeler olarak nüfusumuzu desantralize etmemiz lazım. Belli şehirlerin marka değerlerini ortaya çıkararak, o şehirlerdeki nüfusu orada tutmak için yeni çalışmalar yapmamız lazım'' diye konuştu.
Bayraktar, bunun gelişmişlik ve ekonomik kalkınmayla olduğu kadar sosyal ve kültürel anlayışla da ilişkili olduğunu vurgulayarak, dünya şehirlerinden örnekler verdi.
Türkiye'de son 10 yılda şehirlerin daha güzel hale getirilmesi için ciddi çalışmalar yürütüldüğünü dile getiren Bayraktar, şöyle devam etti:
''Devlet olarak 500 bin konut yapıldı. Kişi başına gelirimizi 3 bin 500 dolardan aldık 10 bin 500 dolara çıkardık ama yeterli değil. Gelişmiş ülke olmak için sınır olan 18-20 bin dolar seviyesine çıkmamız lazım. O zaman şehirlerimizi ulaşım bakımından daha rahat, nüfusumuzu desantralize etmiş bir boyuta getirebiliriz. Bunun için büyük bir mücadele veriyoruz. İnşallah ihracatımızı arttırdığımız, cari açığımızı kapattığımız, tarımda ve hayvancılıkta da sanayi ürünlerimizin girdisinde biraz daha milli sanayinin üretimiyle yaptığımız malların ihracatına dayalı bir yapı elde ettiğimiz takdirde şehirlerimizi de düzelteceğiz. Çevrecilik de artık çok önem kazanıyor. Türkiye artık bilimsel dünyaya bütünleşmek, AB'ye girmek, gelişmiş toplum olmak, 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmek istiyor. İnsanlarımız daha mutlu, daha huzurlu olsun ama kendi özümüze bağlı kalarak, manevi değerlerimizi kaybetmeden.''
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Türkiye'de barınma ihtiyacı olan insanların ev alacak parası olmadığını, öncelikle bunu temin etmeleri gerektiğini anlatarak, nüfusu Türkiye coğrafyasına desantralize etmek için bölgelerarası kalkınmışlık seviyesinin dengelenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Bakan Bayraktar, konuşmasının ardından Prof. Dr. Ahmet Tabakoğlu'na, ''Prof. Dr. Sabahattin Zaim İslam Ekonomisi Ödülü''nü verdi.
Muhabir: Nurhan Çorlu
Yayıncı: Sibel Ertürk Kurtoğlu
