'Irkçılık ve İslam Düşmanlığı Konusunda Gereken Adımlar Kararlılıkla Atılmalı'
Friedrich-Ebert Vakfı'nın geçtiğimiz hafta açıkladığı “Merkez'in Dönüşümü” adlı kapsamlı araştırmaya göre Almanya'da her 10 kişiden biri Almanya'nın doğu eyaletlerinde ise her altı kişiden biri (yüzde 15.8) ırkçı bir dünya görüşüne sahip.
Yabancı ve İslam düşmanlığı konusunda ise istatistikler daha da vahim sonuçlar ortaya koyuyor. Buna göre yüzde 25'i yabancı, yüzde 60'ı İslam düşmanı görüş sahibi. Endişe verici istatistiklere rağmen gerek politika, gerek medyadan, artan ırkçılığa karşı gereken adımların atılmaması göçmen sivil toplum kuruluşları ve bilim insanlarının tepkisini çekiyor. Araştırmanın sonuçlarıyla ilgili Almanca bir açıklama yapan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), ülkede İslam ve Müslüman düşmanlığının gün geçtikçe arttığını ve korkunç boyutlara vardığını ama bu tehlikeye hala göz yumulduğunu vurguladı. Açıklamada, “Rakamlar göçmenlerin endişelerindeki haklılığını pspatlıyor. ancak artan tehlikeye karşı hala gözler yumuluyor. Irkçılığın Alman toplumunun karakteri haline gelmemesi için şimdi tedbir alınmalı.” denildi. Ünlü İslam ve göç uzmanı Prof. Dr. Klaus J. Bade ise “İslam ve uyum konusunda kritik bir noktaya gelindi.” ifadesini kullanarak “Eğer Almanya'da bu konuda bir şeyler değişmezse, sonuçları ağır olacak bir hukuk terörü çağının başlangıcı olur.” dedi.
“DİTİB İslamofobi farkındalığı çağrısı yapıyor” başlığını taşıyan açıklamada DİTİB Yönetim Kurulu Üyesi ve DİTİB sözcüsü Bekir Alboğa, ırkçı ve yabancı düşmanı görüşleri kesin rakamlarla ölçmenin mümkün olmadığını ancak bu konudaki artış trendi ve gelişmeleri ölçmenin mümkün olduğunu kaydetti.
Alboğa, araştırmada enteresan bir noktanın da İslam eleştirmeni ve İslam düşmanı ayrımı olduğunu belirterek, “İslam'ı eleştirenlerin sadece yüzde 30'unun İslam'a karşı olmadığını söylediği ortaya çıkıyor. Bu arada, İslam'a eleştirel bakanların yüzde 70'inin ön yargılı baktıkları, abartılı kültürel bakışla olaya yaklaştıkları ortaya çıkmaktadır.” ifadelerini kullandı.Ortaya çıkan rakamların, Almanya'daki Müslümanlar ve göçmenlerin toplumsal algıyla ilgili, “Toplumsal atmosfer kırılmaya uğrar mı?” endişesinin haklılığını ispatladığına dikkat çeken DİTİB sözcüsü Bekir Alboğa, “Artan ırkçı, antisemitist ve İslam düşmanı argümanlar ve eylemler farklı toplumsal mekanizma ve aktörler yoluyla çoktan toplumun merkezine ulaşmış durumdadır.” dedi.
DİTİB sözcüsü Alboğa, farklı vesilelerle DİTİB ve Almanya'daki Müslümanların politika, siyasi parti, kilise ve medyadaki tüm yetkililere, sorumluluklarının gereğini yerine getirme, gerekli adımları atma ve üzerlerine düşeni yapmaları çağrısında bulunduğunu hatırlattı .
“DİTİB İslamofobi farkındalığı çağrısı yapıyor” başlığını taşıyan açıklamada DİTİB Yönetim Kurulu Üyesi ve DİTİB sözcüsü Bekir Alboğa, ırkçı ve yabancı düşmanı görüşleri kesin rakamlarla ölçmenin mümkün olmadığını ancak bu konudaki artış trendi ve gelişmeleri ölçmenin mümkün olduğunu kaydetti.
Alboğa, araştırmada enteresan bir noktanın da İslam eleştirmeni ve İslam düşmanı ayrımı olduğunu belirterek, “İslam'ı eleştirenlerin sadece yüzde 30'unun İslam'a karşı olmadığını söylediği ortaya çıkıyor. Bu arada, İslam'a eleştirel bakanların yüzde 70'inin ön yargılı baktıkları, abartılı kültürel bakışla olaya yaklaştıkları ortaya çıkmaktadır.” ifadelerini kullandı.Ortaya çıkan rakamların, Almanya'daki Müslümanlar ve göçmenlerin toplumsal algıyla ilgili, “Toplumsal atmosfer kırılmaya uğrar mı?” endişesinin haklılığını ispatladığına dikkat çeken DİTİB sözcüsü Bekir Alboğa, “Artan ırkçı, antisemitist ve İslam düşmanı argümanlar ve eylemler farklı toplumsal mekanizma ve aktörler yoluyla çoktan toplumun merkezine ulaşmış durumdadır.” dedi.
DİTİB sözcüsü Alboğa, farklı vesilelerle DİTİB ve Almanya'daki Müslümanların politika, siyasi parti, kilise ve medyadaki tüm yetkililere, sorumluluklarının gereğini yerine getirme, gerekli adımları atma ve üzerlerine düşeni yapmaları çağrısında bulunduğunu hatırlattı .
