Erzincan Barosu Başkanı Avukat Can Tekin:
Erzincan Barosu Başkanı Avukat Can Tekin bir basın açıklaması yaparak yeni adli yılın tüm adli çalışanlarına ve meslektaşlarına hayırlı olması temennisinde bulundu.
Başkan Can Tekin açıklamasında; “Yeni adli yılın; Yargı bağımsızlığı, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve tüm kurum ve kurullarıyla işleyen hukuk devleti, ilke ve kavramlarının hayat bulduğu bir adli yıl olması dileklerimizle yargı yılını açıyoruz.Ülkemiz ve bölgemiz her gün yeni bir badireyi atlatırken birbirimize ve bütün değerlerimize sahip çıkmamızın; birlik ve beraberliğimizin önemi daha iyi anlaşılmalıdır. Demokrasimize Cumhuriyetimize vatanımıza ve milletimize, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletimizin ulusal ve üniter yapısına halel getirmeden ve hiçbir kimlik ve etnisite sorununa düşmeden her zaman olduğu gibi eşit ve kardeşçe değerlerimize ve inançlarımıza sahip çıkarak daha aydınlık yarınlara doğru yürümek yüce milletimizin hem sorumluluğu ve hem de hakkıdır.Son yıllarda yeni adliye binaları açılmakta, yargının teknolojik imkanları artırılmaktadır, Erzincan’da da yeni adliye binasının temeli, sayın Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım ve Adalet Bakanımız Sadullah Ergin tarafından bayram öncesi atılarak inşaatına başlanmıştır. İlimizde yeni cezaevinin yapımına başlanacak olması, baro binamızın bitirilerek faaliyete geçmesi ,hizmet aracı alınması bizleri umutlandıran sevindiren gelişmelerdir.Türkiye’de en çok gereksinim duyulan husus , öz eleştiridir. Onun için hep siyasileri ve siyaset kurumunu eleştiren biz yargı temsilcilerinin artık oturup biraz da kendimizi eleştirmemiz gerekir. Çünkü; yargının saygınlığını korumak adına, zorla dayatılan suskunluk, yargıya saygıyı artırmaktan daha çok, yargıya yönelik kuşkuyu ve itaatsizliği beslemektedir.Devletlerin medeniyet ve uygarlık karnelerini belirleyen en önemli kavram hukuk ve adalet kavramıdır. Ortaçağda ve günümüzde ,adalet kurumu olmayan tek bir devlet yoktur. Ama hangi adalet ve nasıl bir yargı kurumu ? Dünyada ; evrensel hukuk ilkelerini,adil yargılama ilkelerini,insan hakları ve özgürlüklerini,savunmayı içselleştirmemiş hiçbir yargı sistemi artık dikkate alınmamaktadır. Biz hukukçuların,taassuba düşmeden , kendimize şu soruları sormamız gerekmektedir…. Neyi temsil ediyoruz? Nedir tarihsel olarak varlık nedenimiz?Yargı erkinin kurucu unsurlarının temsilcileri ve uygulayıcıları olan yargıçların, savcıların ve avukatların nitelikli, donanımlı, bilgili ve sorumlu olmaları, hiç kuşku yok ki aldıkları hukuk eğitiminin yeterli, düzeyli, kaliteli olmasına bağlıdır. Hukukun ve demokrasinin halkımız tarafından talep edilir hale gelmesi ve içselleştirilebilmesi için ilkokuldan itibaren hukuk dersleri konulmalı, eğitimle ;toplumun ve hukukçunun hukuk ve adalet algısının özgürlüklerden ve insan haklarından yana değişmesi sağlanmalıdır.Yargının güce bağımlılıktan kurtulması, yargı içinde savunmanın işlevsel hale gelmesi için hukuk eğitiminin önemi büyüktür. Ceza yasaları bireyin hak ve özgürlüklerine çok etkili biçimde müdahale eden yaptırımları içeren yasalardır. Bir ülkedeki ceza yasasına egemen olan felsefe, değer, ilke ve tercihler, o ülkedeki siyasi rejimin de niteliğini gösterir. Bu bağlamda tutuklama kararları, bir hakka, yani özgürlük hakkına hukuk yoluyla da olsa tecavüz niteliği taşıdığı, adil yargılanma hakkı ile doğrudan ilişkili ve yine ceza değil bir önlem, kural değil bir istisna olduğu için son derece dikkatli biçimde verilmesi gereken kararlardandır. Ne yazık ki, ülkemizdeki uygulama biçimi itibariyle tutuklama, istisna ve önlem olmaktan çıkmış, kurala ve hatta erken infaza dönüşmüştür. Unutulmamalıdır ki ceza kanunları suçlular için Ceza Usul Kanunları masumlar için yapılmıştır. Adil yargılanma ilkeleri dikkate alınmalıdır.Askeri Yargıtay,Askeri Yüksek İdare Mahkemeleri kaldırılmalıdır.Yargı birliği bir an önce sağlanmalıdır.Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri’nin görev, yetki ve yargılama usulleri, temel hak ve özgürlükler yönünden ciddi tehdit ve tehlikeler içermektedir. Öyle ki, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin tabi olduğu usulle, Ağır Ceza Mahkemelerinin tabi olduğu usul, gerek savunma hakkının kullanılması, gerekse sanık haklarının güvence altına alınması ve gözaltı süreleri yönünden tamamen birbirlerinden farklıdır. O nedenle Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri ve bu mahkemelerin tabi olduğu usul, yargılama birliği ilkesine, kanun önünde eşitlik ilkesine ve adil yargılanma hakkına aykırıdır. Özel yetkili mahkemelerin bir an önce kaldırılması gerekmektedir
Hakimlik olgunluk yaşı gerektiren bir meslektir. Dünyanın hiçbir yerinde ülkemizde olduğu gibi 23 yaşında hakim olunmamaktadır..Gelişmiş ülkelerde hakimliğe başlama yaşı en erken 35 tir.Hatta ABD de servis şoförü olabilmek için asgari 24 yaş sınırı aranmaktadır. Hakimlik yaşı yükseltilmelidir.Savcıların adliye dışında konumlandırılmalı,,savcıların mahkemelerdeki mekansal üstünlüğüne son verilmelidir. Savcı ve hakimlerin yakın mesai ilişkilerinin adil yargılanma hakkını olumsuz etkilemektedir.Ülkemizde kolluk güçleri etkin bir şekilde denetlenmesi sağlanmalı yargılamadaki etkinlikleri azaltılmalıdır.Yargıda ve kollukta keyfi tutum ve davranışla mücadele edilmeli.Hukuku uygulayanlarında hukuka bağlılıkları sağlanmalıdır.Savcıyla işbirliği yapan kolluk kuvvetleri güçlü etik hukuki değerlerle donatılmadıkça suçla mücadele mümkün değildir. Adli kolluk kurulmalıdır.Hukuki garantilerin ve güvencelerin keyfilikten uzak olarak toplumda uygulanması savunma kurumunun güçlü olmasına bağlıdır. Onun için hukuk eğitiminin başından ,meslek seçimi ve meslek içi eğitimiyle kesintisiz denetim gerekmektedir.Akademi eğitimi alındıktan sonra hakim savcı ve avukat olunmalıdır.Avukatlık mesleğine giriş için sınav konulmalı. Hizmet içi eğitimlere katılmak mecburi hale getirilmelidir.Temel hak ve özgürlüklerin korunması, geliştirilmesi ve güçlendirilmesi; bağımsız mahkemelerin, tarafsız ve donanımlı yargıçların, insan haklarına saygılı, sanığın aleyhine olduğu kadar lehine olan delilleri de toplamak suretiyle gerçeğin ortaya çıkmasına, adaletin gerçekleşmesine katkı yapacak bilgili ve sorumlu savcıların ve yine bilgili, sorumlu, cesur ve bağımsız avukatların varlığına bağlıdır. Sonuç olarak insan hukukun amacı ve temelidir Adalet düşüncesinin ülkelerin sürekliliğini sağlayan temel direklerden en önemlisi olduğunu, Adaletsizliğin ise ülkelerin yıkımına yol açabileceğini başta biz hukukçular olmak üzere hiç kimsenin bir an bile aklından çıkarmaması gerekir.Tüm bu duygu ve düşüncelerle yeni Adli Yılın, Adliyemize, Hakim ve Savcılarımıza, Avukatlarımıza, Adli Personelimize ve Erzincan’ımıza hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.” dedi.
Kaynak: İHA
Hakimlik olgunluk yaşı gerektiren bir meslektir. Dünyanın hiçbir yerinde ülkemizde olduğu gibi 23 yaşında hakim olunmamaktadır..Gelişmiş ülkelerde hakimliğe başlama yaşı en erken 35 tir.Hatta ABD de servis şoförü olabilmek için asgari 24 yaş sınırı aranmaktadır. Hakimlik yaşı yükseltilmelidir.Savcıların adliye dışında konumlandırılmalı,,savcıların mahkemelerdeki mekansal üstünlüğüne son verilmelidir. Savcı ve hakimlerin yakın mesai ilişkilerinin adil yargılanma hakkını olumsuz etkilemektedir.Ülkemizde kolluk güçleri etkin bir şekilde denetlenmesi sağlanmalı yargılamadaki etkinlikleri azaltılmalıdır.Yargıda ve kollukta keyfi tutum ve davranışla mücadele edilmeli.Hukuku uygulayanlarında hukuka bağlılıkları sağlanmalıdır.Savcıyla işbirliği yapan kolluk kuvvetleri güçlü etik hukuki değerlerle donatılmadıkça suçla mücadele mümkün değildir. Adli kolluk kurulmalıdır.Hukuki garantilerin ve güvencelerin keyfilikten uzak olarak toplumda uygulanması savunma kurumunun güçlü olmasına bağlıdır. Onun için hukuk eğitiminin başından ,meslek seçimi ve meslek içi eğitimiyle kesintisiz denetim gerekmektedir.Akademi eğitimi alındıktan sonra hakim savcı ve avukat olunmalıdır.Avukatlık mesleğine giriş için sınav konulmalı. Hizmet içi eğitimlere katılmak mecburi hale getirilmelidir.Temel hak ve özgürlüklerin korunması, geliştirilmesi ve güçlendirilmesi; bağımsız mahkemelerin, tarafsız ve donanımlı yargıçların, insan haklarına saygılı, sanığın aleyhine olduğu kadar lehine olan delilleri de toplamak suretiyle gerçeğin ortaya çıkmasına, adaletin gerçekleşmesine katkı yapacak bilgili ve sorumlu savcıların ve yine bilgili, sorumlu, cesur ve bağımsız avukatların varlığına bağlıdır. Sonuç olarak insan hukukun amacı ve temelidir Adalet düşüncesinin ülkelerin sürekliliğini sağlayan temel direklerden en önemlisi olduğunu, Adaletsizliğin ise ülkelerin yıkımına yol açabileceğini başta biz hukukçular olmak üzere hiç kimsenin bir an bile aklından çıkarmaması gerekir.Tüm bu duygu ve düşüncelerle yeni Adli Yılın, Adliyemize, Hakim ve Savcılarımıza, Avukatlarımıza, Adli Personelimize ve Erzincan’ımıza hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.” dedi.
