Ab Bakanı Bağış, Avrupa-Türkiye Muz Bağlantısı Projesi Tanıtım Toplantısına Katıldı
Antalya‘nın Alanya ilçesinde Muz Üreticileri Birliği‘nin Avrupa-Türkiye Muz Bağlantısı Projesi tanıtım toplantısında konuşan Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, "Kıbrıs meselesi, AB‘nin yoluna konulmuş muz kabuğudur.
Antalya‘nın Alanya ilçesinde Muz Üreticileri Birliği‘nin Avrupa-Türkiye Muz Bağlantısı Projesi tanıtım toplantısında konuşan Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, "Kıbrıs meselesi, AB‘nin yoluna konulmuş muz kabuğudur. Kıbrıs Rum Yönetimi‘nin AB üyesi bir ülke sıfatıyla dönem başkanı olduğu gün o muz kabuğuna AB‘nin basacağı gündür. Biz onları uyarıyoruz. ‘Orada muz kabuğu var, basmayın‘ diyoruz. Yanlış yaparsınız" dedi.
Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ve Alanyalı olan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, Alanya‘da Alanya Muz Üreticileri Birliği tarafından düzenlenen Avrupa-Türkiye Muz Bağlantısı Projesi‘nin tanıtım toplantısına katıldı. Alanya Ticaret ve Sanayi Odası‘nda gerçekleştirilen toplantıda Bağış ve Çavuşoğlu‘na muz ile muzlu dondurma ikram edildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Birlik Başkanı Hüseyin Güney, katılımlarından dolayı Bakan Bağış ve Çavuşoğlu‘na teşekkür etti.
Proje Koordinatörü Mehmet Kural ise, proje ile ilgili bir sunum yaptı.
Toplantıda konuşan AKPM Başkanı Çavuşoğlu, Bakan Bağış ile 25 yıllık dost olduklarını belirterek, "Amerika‘da beraber okuduk. Çok zor bir görevi başarıyla yürütüyor. Siyasette en önemli şey dostluktur. Siyasette gerçek dost bulmak çok zordur" diye konuştu.
Fas Ulusal Konseyi‘ni AKPM‘ye üye yaptıklarını hatırlatan Çavuşoğlu, "Ekim ayında Filistin Ulusal Konseyi‘ni de üye yapacağız" dedi.
"VERİLEN SÖZLER TUTULSUN"
Konuşmasına "Alanya‘nın sıcağı ile eş sıcaklıkta karşılandık" diye başlayan Bakan Bağış ise, "Kıbrıs‘ta milli gururu, Başbakanımızın sayesinde bir kez daha yaşadık. Barış Operasyonu‘nun 37. yıldönümünde yavru vatanımızın barış ve özgürlük bayramını kutlarken çok farklı duygular yaşadık. Orada Başbakanımız çok net bir mesaj verdi. Başbakanımızın dünya kamuoyuna ve özellikle artık Avrupa‘nın şımarık çocuğu konumuna geçmiş olan Kıbrıslı Rumlara verdiği net mesajlar, Kıbrıs konusunda yeni bir dönemin
başlangıcını müjdelemiştir. Türkiye her zaman olduğu gibi diklenmeden dik durma konusunda kararlılığını ortaya koymuştur. Biz Kıbrıs konusunda verilen sözlerin tutulmasını bekliyoruz. Kıbrıs konusunda ‘çözümsüzlük çözümdür‘ diyenlere katılmadığımızı 2002 yılından bu yana vurguladık" dedi.
Rum kesiminin AB‘nin üyesi olduktan sonra yaptıkları ile sıkıntılı bir dönemin başladığının altını çizen Bağış, "Seçildikten sonraki 4 yıl arasında 26 Nisan 2004 senesinde AB ülkeleri oy birliği ile Kuzey Kıbrıs‘a uyguladıkları izolasyonları kaldırdıklarını resmi bir belge ile dünyaya ilan ettiler ama Rumlar bu kararı uygulatmadı. 600 bin nüfuslu Kıbrıslı Rum kesiminin 490 milyon Avrupalı‘nın çıkarlarını, geleceğini ipotek altına almasına diğer 26 AB ülkesi seyirci kalıyorsa, bunların da kendi halklarına
vermeleri gereken bir hesap vardır" diye konuştu.
"ARTIK BALIK TUTMAYI ÖĞRENDİK"
Türkiye‘nin artık AB‘nin kapısında el pençe divan duracak bir ülke olmadığını vurgulayan Bağış şöyle konuştu:
"Bana bazı gazeteci arkadaşlar, ‘Başbakanın Kıbrıs‘taki açıklamaları sizin işinizi zora sokmaz mı?‘ diye soruyorlar. Ben AB‘nin bakanı değilim. Ben Türkiye Cumhuriyeti‘nin bir hükümet üyesiyim ve Türkiye Cumhuriyeti‘nin AB‘den sorumlu bakanıyım. Türkiye‘nin çıkarlarını uygulamak benim görevimdir. Tabii ki ülkemizin çıkarlarını savunacağım. Çünkü ülkemize AB sürecinde uygulanan çifte standartlara dayalı politikalar, Sayın Başbakanımızın dün söylediği gibi gerçekten milletimizin de keyfini kaçırmaktadır.
Biz gerekirse ‘Kopenhag Siyasi Kriterleri‘nin adını Ankara Siyasi Kriterleri olarak koyarız ve aynı kalkınma hamlelerini gerçekleştiririz. Biz artık balık tutmayı öğrendik."
Türkiye‘nin kendi ayaklarının üzerinde durabilen, gerektiğinde kendi göbeğini kesebilen ve gerçekten kendi bölgesinde demokrasinin, huzurun, barışın sembolü haline gelmiş, ilham kaynağı olmuş bir ülke olduğunu söyleyen Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Böyle büyük bir ülke milli davası olan Kıbrıs konusunda hiçbir zaman baskılara boyun eğmez. Eğer makul bir uzlaşma zemini varsa, biz her zaman barıştan ve uzlaşmadan yanayız. Biz bunu 2002 yılından bu yana gösterdik. Başbakanımızın yaptığı uyarı, AB‘nin yanlıştan dönmesi için büyük bir fırsattır. Kıbrıs meselesi, bu kadar muz çiftçisinin arasındayken özellikle vurgulamak istiyorum, AB‘nin yoluna konulmuş muz kabuğudur. Kıbrıs Rum Yönetimi‘nin AB üyesi bir ülke sıfatıyla dönem başkanı olduğu gün o muz
kabuğuna AB kurumunun basacağı gündür. Biz onları uyarıyoruz. ‘Orada muz kabuğu var, basmayın‘ diyoruz. Yanlış yaparsınız. Çünkü AB‘nin gerçekten bir barış projesi olmasını istiyorsak, 2012 öncesi adada iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı iki kurucu devletin kuracağı bir federasyonun oluşması, herkesin huzuru açısından önemlidir. KKTC asla kendi kaderine terk edilen bir ülke değildir. Türkiye hiçbir zaman oradaki kardeşlerimizi yalnız bırakmamıştır. Hiçbir zaman da başıboş bırakmaz."
Rum tarafı ile ilgili olarak, "Muz cumhuriyeti bile olamadılar" diyen Bağış, "AB‘nin tarihi misyonuna uyarak Rum kesimini uyarma sorumluluğu vardır. Karşıyaka basket takımı 3 bin fanatik Kıbrıslı Rum basketçilerimize saldırdılar. Bırakın devlet olmayı muz cumhuriyeti bile olamamış Kıbrıs Rum yönetimi. Oradaki 5 basketçimizi koruma konusunda gereğini yapamamıştır" dedi.
"RUMLARIN ÇİLEDEN ÇIKTIĞINA ŞAHİT OLDUK"
Kıbrıs‘a Başbakan Erdoğan ile yaptıkları ziyarete de değinen Bağış, "Sayın Başbakanımız gerçekleri haykırınca, Rumların nasıl çileden çıktıklarına hep beraber şahitlik yaptık. Başbakanımızın dile getirdiklerini ‘ültimatom‘ diye algılayan liderlerin de aslında büyük bir yanılgı ve hezeyan içinde olduklarc‘fd izolasyonları kaldırdıklarını resmi bir belge ile düını bütün dünya görmeye başladı. Türkiye‘nin kaderi ile KKTC‘nin kaderi birdir. Kimse orada kendi başına bütün adayı temsil edebileceğini
zannetmesin. Şu anda bir adım değil bin adım öndeyiz. Çözülmemiş bir Kıbrıs meselesinin AB‘nin çok başını ağrıtacağını artık Avrupalılar da görmeye başladı. Birçok Avrupalı lider, kendi hatıratlarını yazarken Kıbrıs Rum Yönetimi‘ni üye yapmakla hata ettiklerini bizzat kendileri itiraf etmiştir. Birçok lider bunları açıkça dile getirmeye başlamışlardır" diye konuştu.
AB‘nin kurallarını ve ilkelerini uygulamak istediklerini vurgulayan Bağış, şunları söyledi:
"Bu ülkede AB süreci olsa da olmasa da, donsa da donmasa da, biz AB‘nin ülkelerine kızabiliriz ama ilkelerini uyguluyoruz. Zaten AB‘nin bizim için önemli olan kısmı, Atatürk‘ün hedef gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkabilmek için atılması gereken adımlar orada çok net bir şekilde vurgulanmıştır. AB bizin için bir araçtır. O standartları yakalamak için peşinden koşulacak bir hedeftir. Eğer AB üyesi ülkeler makul hakkaniyet içerisinde adım atarlarsa varacağımız son nokta tam üyeliktir.
Biz başka bir şeyde kabul etmeyiz. Onlar istese de istemese de biz o standartları yakalayacağız. Anadolu‘da sevdiğim güzel bir söz var, papaza kızıp oruç bozacak halimiz yok. Bizim demokratikleşme, şeffaflaşma konusunda attığımız adımlar, artık geri dönülmeyecek adımlardır. Artık biz kimsenin darbe korkusuyla çocuk büyütmesini istemiyoruz. Kimsenin işkence korkusu çekmesini istemiyoruz."
21 Temmuz 1946‘da Türkiye Cumhuriyeti‘nde ilk çok partili seçimlerin yapıldığını hatırlatan Bağış, "Demokrasimiz adına önemli bir yıldönümüdür. Tek partili dönemden çok partili döneme geçilmiştir. Biz o dönemde çekilen sıkıntıları bir kenara koyuyoruz ama eğer 21 Temmuz 1946 olmasaydı 1950‘de başlayan kalkınma süreci olmazdı" dedi.
Bağış‘ın konuşması sırasında kısa süreliğine elektrik kesildi. Elektriğin kesilmesi üzerine Bağış, "Elektriklerin kesilmiş olması bizi susturamaz. Biz konuşmaya devam edeceğiz" yorumunu yaptı.
Bağış, yaklaşık yarım saatlik konuşmasının ardından AK Parti İlçe Başkanlığı‘nı ziyaret etti.
Kaynak: İHA
Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ve Alanyalı olan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, Alanya‘da Alanya Muz Üreticileri Birliği tarafından düzenlenen Avrupa-Türkiye Muz Bağlantısı Projesi‘nin tanıtım toplantısına katıldı. Alanya Ticaret ve Sanayi Odası‘nda gerçekleştirilen toplantıda Bağış ve Çavuşoğlu‘na muz ile muzlu dondurma ikram edildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Birlik Başkanı Hüseyin Güney, katılımlarından dolayı Bakan Bağış ve Çavuşoğlu‘na teşekkür etti.
Proje Koordinatörü Mehmet Kural ise, proje ile ilgili bir sunum yaptı.
Toplantıda konuşan AKPM Başkanı Çavuşoğlu, Bakan Bağış ile 25 yıllık dost olduklarını belirterek, "Amerika‘da beraber okuduk. Çok zor bir görevi başarıyla yürütüyor. Siyasette en önemli şey dostluktur. Siyasette gerçek dost bulmak çok zordur" diye konuştu.
Fas Ulusal Konseyi‘ni AKPM‘ye üye yaptıklarını hatırlatan Çavuşoğlu, "Ekim ayında Filistin Ulusal Konseyi‘ni de üye yapacağız" dedi.
"VERİLEN SÖZLER TUTULSUN"
Konuşmasına "Alanya‘nın sıcağı ile eş sıcaklıkta karşılandık" diye başlayan Bakan Bağış ise, "Kıbrıs‘ta milli gururu, Başbakanımızın sayesinde bir kez daha yaşadık. Barış Operasyonu‘nun 37. yıldönümünde yavru vatanımızın barış ve özgürlük bayramını kutlarken çok farklı duygular yaşadık. Orada Başbakanımız çok net bir mesaj verdi. Başbakanımızın dünya kamuoyuna ve özellikle artık Avrupa‘nın şımarık çocuğu konumuna geçmiş olan Kıbrıslı Rumlara verdiği net mesajlar, Kıbrıs konusunda yeni bir dönemin
başlangıcını müjdelemiştir. Türkiye her zaman olduğu gibi diklenmeden dik durma konusunda kararlılığını ortaya koymuştur. Biz Kıbrıs konusunda verilen sözlerin tutulmasını bekliyoruz. Kıbrıs konusunda ‘çözümsüzlük çözümdür‘ diyenlere katılmadığımızı 2002 yılından bu yana vurguladık" dedi.
Rum kesiminin AB‘nin üyesi olduktan sonra yaptıkları ile sıkıntılı bir dönemin başladığının altını çizen Bağış, "Seçildikten sonraki 4 yıl arasında 26 Nisan 2004 senesinde AB ülkeleri oy birliği ile Kuzey Kıbrıs‘a uyguladıkları izolasyonları kaldırdıklarını resmi bir belge ile dünyaya ilan ettiler ama Rumlar bu kararı uygulatmadı. 600 bin nüfuslu Kıbrıslı Rum kesiminin 490 milyon Avrupalı‘nın çıkarlarını, geleceğini ipotek altına almasına diğer 26 AB ülkesi seyirci kalıyorsa, bunların da kendi halklarına
vermeleri gereken bir hesap vardır" diye konuştu.
"ARTIK BALIK TUTMAYI ÖĞRENDİK"
Türkiye‘nin artık AB‘nin kapısında el pençe divan duracak bir ülke olmadığını vurgulayan Bağış şöyle konuştu:
"Bana bazı gazeteci arkadaşlar, ‘Başbakanın Kıbrıs‘taki açıklamaları sizin işinizi zora sokmaz mı?‘ diye soruyorlar. Ben AB‘nin bakanı değilim. Ben Türkiye Cumhuriyeti‘nin bir hükümet üyesiyim ve Türkiye Cumhuriyeti‘nin AB‘den sorumlu bakanıyım. Türkiye‘nin çıkarlarını uygulamak benim görevimdir. Tabii ki ülkemizin çıkarlarını savunacağım. Çünkü ülkemize AB sürecinde uygulanan çifte standartlara dayalı politikalar, Sayın Başbakanımızın dün söylediği gibi gerçekten milletimizin de keyfini kaçırmaktadır.
Biz gerekirse ‘Kopenhag Siyasi Kriterleri‘nin adını Ankara Siyasi Kriterleri olarak koyarız ve aynı kalkınma hamlelerini gerçekleştiririz. Biz artık balık tutmayı öğrendik."
Türkiye‘nin kendi ayaklarının üzerinde durabilen, gerektiğinde kendi göbeğini kesebilen ve gerçekten kendi bölgesinde demokrasinin, huzurun, barışın sembolü haline gelmiş, ilham kaynağı olmuş bir ülke olduğunu söyleyen Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Böyle büyük bir ülke milli davası olan Kıbrıs konusunda hiçbir zaman baskılara boyun eğmez. Eğer makul bir uzlaşma zemini varsa, biz her zaman barıştan ve uzlaşmadan yanayız. Biz bunu 2002 yılından bu yana gösterdik. Başbakanımızın yaptığı uyarı, AB‘nin yanlıştan dönmesi için büyük bir fırsattır. Kıbrıs meselesi, bu kadar muz çiftçisinin arasındayken özellikle vurgulamak istiyorum, AB‘nin yoluna konulmuş muz kabuğudur. Kıbrıs Rum Yönetimi‘nin AB üyesi bir ülke sıfatıyla dönem başkanı olduğu gün o muz
kabuğuna AB kurumunun basacağı gündür. Biz onları uyarıyoruz. ‘Orada muz kabuğu var, basmayın‘ diyoruz. Yanlış yaparsınız. Çünkü AB‘nin gerçekten bir barış projesi olmasını istiyorsak, 2012 öncesi adada iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı iki kurucu devletin kuracağı bir federasyonun oluşması, herkesin huzuru açısından önemlidir. KKTC asla kendi kaderine terk edilen bir ülke değildir. Türkiye hiçbir zaman oradaki kardeşlerimizi yalnız bırakmamıştır. Hiçbir zaman da başıboş bırakmaz."
Rum tarafı ile ilgili olarak, "Muz cumhuriyeti bile olamadılar" diyen Bağış, "AB‘nin tarihi misyonuna uyarak Rum kesimini uyarma sorumluluğu vardır. Karşıyaka basket takımı 3 bin fanatik Kıbrıslı Rum basketçilerimize saldırdılar. Bırakın devlet olmayı muz cumhuriyeti bile olamamış Kıbrıs Rum yönetimi. Oradaki 5 basketçimizi koruma konusunda gereğini yapamamıştır" dedi.
"RUMLARIN ÇİLEDEN ÇIKTIĞINA ŞAHİT OLDUK"
Kıbrıs‘a Başbakan Erdoğan ile yaptıkları ziyarete de değinen Bağış, "Sayın Başbakanımız gerçekleri haykırınca, Rumların nasıl çileden çıktıklarına hep beraber şahitlik yaptık. Başbakanımızın dile getirdiklerini ‘ültimatom‘ diye algılayan liderlerin de aslında büyük bir yanılgı ve hezeyan içinde olduklarc‘fd izolasyonları kaldırdıklarını resmi bir belge ile düını bütün dünya görmeye başladı. Türkiye‘nin kaderi ile KKTC‘nin kaderi birdir. Kimse orada kendi başına bütün adayı temsil edebileceğini
zannetmesin. Şu anda bir adım değil bin adım öndeyiz. Çözülmemiş bir Kıbrıs meselesinin AB‘nin çok başını ağrıtacağını artık Avrupalılar da görmeye başladı. Birçok Avrupalı lider, kendi hatıratlarını yazarken Kıbrıs Rum Yönetimi‘ni üye yapmakla hata ettiklerini bizzat kendileri itiraf etmiştir. Birçok lider bunları açıkça dile getirmeye başlamışlardır" diye konuştu.
AB‘nin kurallarını ve ilkelerini uygulamak istediklerini vurgulayan Bağış, şunları söyledi:
"Bu ülkede AB süreci olsa da olmasa da, donsa da donmasa da, biz AB‘nin ülkelerine kızabiliriz ama ilkelerini uyguluyoruz. Zaten AB‘nin bizim için önemli olan kısmı, Atatürk‘ün hedef gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkabilmek için atılması gereken adımlar orada çok net bir şekilde vurgulanmıştır. AB bizin için bir araçtır. O standartları yakalamak için peşinden koşulacak bir hedeftir. Eğer AB üyesi ülkeler makul hakkaniyet içerisinde adım atarlarsa varacağımız son nokta tam üyeliktir.
Biz başka bir şeyde kabul etmeyiz. Onlar istese de istemese de biz o standartları yakalayacağız. Anadolu‘da sevdiğim güzel bir söz var, papaza kızıp oruç bozacak halimiz yok. Bizim demokratikleşme, şeffaflaşma konusunda attığımız adımlar, artık geri dönülmeyecek adımlardır. Artık biz kimsenin darbe korkusuyla çocuk büyütmesini istemiyoruz. Kimsenin işkence korkusu çekmesini istemiyoruz."
21 Temmuz 1946‘da Türkiye Cumhuriyeti‘nde ilk çok partili seçimlerin yapıldığını hatırlatan Bağış, "Demokrasimiz adına önemli bir yıldönümüdür. Tek partili dönemden çok partili döneme geçilmiştir. Biz o dönemde çekilen sıkıntıları bir kenara koyuyoruz ama eğer 21 Temmuz 1946 olmasaydı 1950‘de başlayan kalkınma süreci olmazdı" dedi.
Bağış‘ın konuşması sırasında kısa süreliğine elektrik kesildi. Elektriğin kesilmesi üzerine Bağış, "Elektriklerin kesilmiş olması bizi susturamaz. Biz konuşmaya devam edeceğiz" yorumunu yaptı.
Bağış, yaklaşık yarım saatlik konuşmasının ardından AK Parti İlçe Başkanlığı‘nı ziyaret etti.
