Ulaştırma Bakanı Soluk, ‘İnternette Sansür‘ Tartışmalarını Değerlendirdi
Ulaştırma Bakanı Mehmet Habib Soluk, internette sansür tartışmalarını "Biz sansüre karşıyız" sözleriyle değerlendirdi.
Bakan Soluk, ‘6. Karadeniz ve Hazar Telekomünikasyon Düzenleyiciler Konferansı‘na katıldı. The Marmara Taksim Otel‘de düzenlenen konferansın ardından Ulaştırma Bakanı Mehmet Habib Soluk ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
İnternete sansür tartışmalarını değerlendiren Soluk, "Biz sansüre karşıyız. Nedense ifade edildiği şekilde bu konu pek anlaşılmıyor. Bu filtreleme olayını ben dönüp size sorsam, sizin de hakikaten burada bir yasaklama olmadığını bana ifade edeceğinizden eminim. Ama nedense bu konu üzerinde ısrar ediliyor. Biliyorsunuz standart paket var. Kimsenin standart paketi elinden alınmıyor. Aile, yurt içi ve çocukla ilgili şifreleme paketi ile müracaat ettiğiz takdirde alıyorsunuz. Hoşunuza gitmediği takdirde bunu
terk edebiliyorsunuz. Bunun neresinde bir sansürün geldiğini anlamakta biz zorlanıyoruz. Bir anlatan olursa biz de anlarız.
Soluk, kamuoyunun yanlış bilgilendirildiğini belirterek, "Maalesef kamuoyu da böyle düşünmeye başlıyor. Mesela Pamukova‘da hızlandırılmış trende bir kaza oldu. Hareket eden her şey kaza yapar ama, temenni ettiğimiz husus değildir. Bugün Türkiye‘de bir anket yapın, hızlandırılmış trenle yüksek hızlı tren arasında fark nedir diye, eminim ki yüzde 80‘ni her ikisinde aynı olduğunu ifade edecek. Çünkü basın o şekilde zihinlere kazıdı. Burada da sansür sansür diye, olmayan bir şeyi varmış gibi kamuoyunun
zihnine getirmeye sebep oluyorsunuz. Biz kesinlikle sansüre ve herhangi bir kapatmaya karşıyız. Bunun büyütülmesine gerçekten anlam veremiyoruz" diye konuştu.
Tayfun Acarer ise, "Aylar önce alınmış bir karardan bahsediyoruz. Tüketici hakları yönetmeliğinde istinaden bir çalışma yapıldı. Yönetmelikte isteyen bir kere daha tekrar ediyorum isteyen aboneleri ücretsiz olarak filtre sistemini uygulama hakkına sahip. Bu hüküm işin amacını ortaya koyuyor. İsteyen kullanır, bu abonelerin tercihine bağlıdır. Karşılaştığımız soru, ‘mevcut filtre programları olduğu halde neden böyle bir şey geliştirildi‘ diye. Bu filtre programlarını kullanabilir. Bu getirilerin ne farkı
var diye sorarsanız üç önemli nedeni var. İnternetin hızında bir düşüklük olmamasını sağlıyor. İkincisi bu iş ücretsiz olacak. Neticede bu isteğe bırakılmış bir şey, üçüncüsü ise mevcut filtreleme sistemlerinde abone filtreye geçtiğinde geriye dönüş çok zor. Halbuki bunda bir şifre yazarak filtrelemeden vazgeçebiliyorsunuz" ifadelerini kullandı.
İsteğe bağlı bir seçim olduğunun altını çizen Acarer, bu durumun sansürle, özgürlükleri kısıtlanmayla eşleştirilmesine anlam veremediğini söyledi. Acarer, "MHP‘nin zaten kasetlerle ilgili hukuki nöbet sistemi geçti" şeklinde bir açıklamada bulunmadığını belirterek, "Bu açıklama benim açıklamam değil. Onu birileri yorumladı. Hukuksal nöbet sistemi diye yorumladılar, bizim böyle bir açıklamamız yok. 24 saat 365 gün çalışan yer, zaten nöbetle çalışan bir yerdir. Zaten orada nöbet sistemi var. Ama bu konuyla
ilgili bize ihbar geldiğinde biz harekete geçeriz bizim kanuni sorumluluğum budur. İhbar nasıl gelir? Yazılı ve sözlü gelir. Bu ihbarlarla biz harekete geçeriz. Bizim buradaki hedefimiz sitenin engellenmesinden ziyade, videonun kaldırılmasıdır. Eğer bu şekilde siteyi engellerseniz düşünün bir arama motorunu da kapatabilirsiniz. Bunu kim ister ki? Amaç videonun kaldırılmasıdır, biz onun için uğraşıyoruz" dedi.
"Her sitenin üzerinde olan video nedeniyle siteyi kapatırsanız Türkiye‘de açık internet sitesi bulamazsınız" diyen Acarer, şunları söyledi:
"Ben özellikle bunun altını çiziyorum. Neticede yargı kararıdır biz, bunu uygulamak zorundayız. Bunu kim yükledi? Nerede yükledi? Nasıl yükledi? o bizim sorunumuz değil. Bizim görevimiz o konulan videonun oradan kaldırılmasına çalışmaktır. Ama onun kaldırılması içinde koskoca sitenin engellenmesinde tercih edilen bir şey olamaması gerektiğini düşünüyoruz. Dünyada hiçbir ülke, tüm interneti aynı anda gözlemleyemez. Çünkü, böyle bir sistem yok. Bizde bütün interneti gözlemleyemiyoruz. Ne böyle bir alt
yapımız var, ne de dünyada böyle bir şey var. Şu ana kadar bize 3 bin tane ihbar gelmiştir. Bizde ihbara göre hareket ederiz. Ben bu videoları hiç etik bulmuyorum bunu insanlık suçu olarak buluyorum."
Kaynak: İHA
İnternete sansür tartışmalarını değerlendiren Soluk, "Biz sansüre karşıyız. Nedense ifade edildiği şekilde bu konu pek anlaşılmıyor. Bu filtreleme olayını ben dönüp size sorsam, sizin de hakikaten burada bir yasaklama olmadığını bana ifade edeceğinizden eminim. Ama nedense bu konu üzerinde ısrar ediliyor. Biliyorsunuz standart paket var. Kimsenin standart paketi elinden alınmıyor. Aile, yurt içi ve çocukla ilgili şifreleme paketi ile müracaat ettiğiz takdirde alıyorsunuz. Hoşunuza gitmediği takdirde bunu
terk edebiliyorsunuz. Bunun neresinde bir sansürün geldiğini anlamakta biz zorlanıyoruz. Bir anlatan olursa biz de anlarız.
Soluk, kamuoyunun yanlış bilgilendirildiğini belirterek, "Maalesef kamuoyu da böyle düşünmeye başlıyor. Mesela Pamukova‘da hızlandırılmış trende bir kaza oldu. Hareket eden her şey kaza yapar ama, temenni ettiğimiz husus değildir. Bugün Türkiye‘de bir anket yapın, hızlandırılmış trenle yüksek hızlı tren arasında fark nedir diye, eminim ki yüzde 80‘ni her ikisinde aynı olduğunu ifade edecek. Çünkü basın o şekilde zihinlere kazıdı. Burada da sansür sansür diye, olmayan bir şeyi varmış gibi kamuoyunun
zihnine getirmeye sebep oluyorsunuz. Biz kesinlikle sansüre ve herhangi bir kapatmaya karşıyız. Bunun büyütülmesine gerçekten anlam veremiyoruz" diye konuştu.
Tayfun Acarer ise, "Aylar önce alınmış bir karardan bahsediyoruz. Tüketici hakları yönetmeliğinde istinaden bir çalışma yapıldı. Yönetmelikte isteyen bir kere daha tekrar ediyorum isteyen aboneleri ücretsiz olarak filtre sistemini uygulama hakkına sahip. Bu hüküm işin amacını ortaya koyuyor. İsteyen kullanır, bu abonelerin tercihine bağlıdır. Karşılaştığımız soru, ‘mevcut filtre programları olduğu halde neden böyle bir şey geliştirildi‘ diye. Bu filtre programlarını kullanabilir. Bu getirilerin ne farkı
var diye sorarsanız üç önemli nedeni var. İnternetin hızında bir düşüklük olmamasını sağlıyor. İkincisi bu iş ücretsiz olacak. Neticede bu isteğe bırakılmış bir şey, üçüncüsü ise mevcut filtreleme sistemlerinde abone filtreye geçtiğinde geriye dönüş çok zor. Halbuki bunda bir şifre yazarak filtrelemeden vazgeçebiliyorsunuz" ifadelerini kullandı.
İsteğe bağlı bir seçim olduğunun altını çizen Acarer, bu durumun sansürle, özgürlükleri kısıtlanmayla eşleştirilmesine anlam veremediğini söyledi. Acarer, "MHP‘nin zaten kasetlerle ilgili hukuki nöbet sistemi geçti" şeklinde bir açıklamada bulunmadığını belirterek, "Bu açıklama benim açıklamam değil. Onu birileri yorumladı. Hukuksal nöbet sistemi diye yorumladılar, bizim böyle bir açıklamamız yok. 24 saat 365 gün çalışan yer, zaten nöbetle çalışan bir yerdir. Zaten orada nöbet sistemi var. Ama bu konuyla
ilgili bize ihbar geldiğinde biz harekete geçeriz bizim kanuni sorumluluğum budur. İhbar nasıl gelir? Yazılı ve sözlü gelir. Bu ihbarlarla biz harekete geçeriz. Bizim buradaki hedefimiz sitenin engellenmesinden ziyade, videonun kaldırılmasıdır. Eğer bu şekilde siteyi engellerseniz düşünün bir arama motorunu da kapatabilirsiniz. Bunu kim ister ki? Amaç videonun kaldırılmasıdır, biz onun için uğraşıyoruz" dedi.
"Her sitenin üzerinde olan video nedeniyle siteyi kapatırsanız Türkiye‘de açık internet sitesi bulamazsınız" diyen Acarer, şunları söyledi:
"Ben özellikle bunun altını çiziyorum. Neticede yargı kararıdır biz, bunu uygulamak zorundayız. Bunu kim yükledi? Nerede yükledi? Nasıl yükledi? o bizim sorunumuz değil. Bizim görevimiz o konulan videonun oradan kaldırılmasına çalışmaktır. Ama onun kaldırılması içinde koskoca sitenin engellenmesinde tercih edilen bir şey olamaması gerektiğini düşünüyoruz. Dünyada hiçbir ülke, tüm interneti aynı anda gözlemleyemez. Çünkü, böyle bir sistem yok. Bizde bütün interneti gözlemleyemiyoruz. Ne böyle bir alt
yapımız var, ne de dünyada böyle bir şey var. Şu ana kadar bize 3 bin tane ihbar gelmiştir. Bizde ihbara göre hareket ederiz. Ben bu videoları hiç etik bulmuyorum bunu insanlık suçu olarak buluyorum."
