Rus Uzmandan Abd‘ye Anarşi Suçlaması
Rusya‘nın ünlü siyaset ve ekonomi uzmanlarından Globalleşme Problemleri Enstitüsü Başkanı Mihail Delyagin, ABD‘nin yeni politikasının Ortadoğu ve Kuzey Afrika‘yı anarşi ortamına sürüklemek olduğunu belirterek, Libya‘dan sonra Suriye‘nin de NATO saldırısına uğrayacağı tahmininde bulundu.
Rusya‘nın ilk başkanı Boris Yeltsin‘in danışmanlığını da yapan Delyagin, Libya‘daki olayların bir iç savaş değil NATO‘nun bu ülkeye tecavüzü olduğunu vurgularken, iç hoşnutsuzlukların her ülkede mevcut olduğunu fakat Kuzey Afrika ülkelerindeki bu hoşnutsuzlukların dış istihbarat birimlerince yönlendirildiğini ifade etti.
Özellikle Mısır‘da batı istihbaratının nasıl çalıştığına açık bir şekilde tanık olduklarını kaydeden Delyagin, Mısır muhalefeti liderinin talimat almak için doğrudan ABD‘ye gittiğine , Mısır sokaklarında halka batı istihbaratı tarafından hazırlanan bildiriler dağıtıldığına dikkat çekti.
Delyagin, "Libya‘da ise ABD‘nin El Kaide ile işbirliği yapması Rusya açısından da çok düşündürücü. Çünkü El Kaide üyeleri Çeçenistan‘da da bize karşı savaştılar" şeklinde konuştu.
ABD‘nin İslam dünyasına savaş açtığı söylentilerine katıldığını da ifade eden Delyagin, "Fakat ABD bunu radikal İslami örgütlerle birlikte yapıyor. Ayrıca bu savaşı yaparken en yakın müttefiki İsrail‘e de acımıyor. İsrail ise ABD‘nin desteği olmadan sınırlarını koruyamaz" dedi.
ABD‘nin yeni stratejisinin temelinde tüm dünya genelinde anarşi ortamı oluşturmak olduğunu kaydeden Delyagin, "ABD bunu neden yapıyor? Anarşi durumundaysanız sahip olduğunuz kaynaklar dışarıdan kolayla kontrol altına alınabilir. Kaddafi en fazla birkaç ay daha kendini koruyabileceğini düşünüyorum ve Kaddafi öldürüldükten sonra Libya‘nın durumu Somali gibi olacak. Hatta Somali‘den daha kötü de olabilir. Yani petrol ve içme suyu kaynaklarını ele geçirmek için bundan daha iyi hangi yöntem olabilir? Anarşi
durumundaki ülkedeki doğal kaynakları kontrol altına almak için küçük bir askeri birlik dahi yeterli olabilir. Ama burada ulusal bir devlet olursa bu kaynakları mecburen para ile satın almak zorundasınız ve para karşılığında bile size satılıp satılmayacağı garanti değil. Yani anarşi durumda hiçbir sorumluluk almadan istediğiniz kaynakları bu ülkeden alabilirsiniz. Tabii ki bu kölelik sisteminin yeniden canlandırılması ile olabilir. İnsanlar açılıktan birbirini yerken siz sadece doğal kaynakların güvenli
şekilde bu ülkeden ihracatını kontrol edeceksiniz. ABD‘nin ikinci hedefi İslam dünyasını anarşi sürüklemek, ezmek ve ABD‘nin karşısına stratejik bir rakip olarak çıkmasını önlemektir. İslam‘ın radikalleştirilmesi tüm Avrupa‘nın da sonunu getirebilir. Aynı şekilde Rusya, Türkiye ve Çin de bundan etkilenebilir. Türkiye bölgesel güç olarak kendi tarihsel konumunu doğal yeniden olarak canlandırmaya çalıştığı bir dönemde bu gelişmeler sonucunda büyük darbe alabilir. Çünkü ABD, Türkiye gibi bölgesel bir güç de
istemiyor" dedi.
Rusya‘nın Ortadoğu politikasının utanç verici olduğunu kaydeden Delyagin, "Özellikle Libya büyükelçisinin görevine son verilmesi hiçbir diplomasi normuna sığmıyor. Libya‘ya askeri müdahale konusunda Güvenlik Konseyi‘nde veto hakkımızı kullanmamamız ayrı bir rezalettir. Bu kararı alanlar Rusya‘nın güvenilir stratejik partner sıfatını sıfıra indirdi. Libya ise iki buçuk aydır tek başın NATO‘ya karşı onurlu bir savaş veriyor. Rusya yönetimine güneşin batıdan değil doğudan doğduğunu hatırlaması lazım. İran‘a
S300 füzeleri sevkiyatını durdurmamız trajik bir hatadır. Bunu yapmak zorunda değilken ABD ve NATO‘ya bir hediye olsun diye bu kararı aldık. ABD yönetimi ise böyle hediyeleri aptallık belirtisi olarak algılıyor. Suriye konusundaki tutumuz da pek iyi değil. NATO, Libya ile işini bitirince Suriye‘ye saldıracak. Bunun için güvenlik konseyi kararına da ihtiyaç yok. Her hangi bir bahane bulup Suriye‘ye girecekler. Başlıca hedef Rusya‘nın Suriye‘de ve bölgedeki tek askeri tesisatını da buradan çıkarmaktır. Zaten
ABD yönetimi bunu açık bir dille ifade ediyor" şeklinde konuştu.
Kaynak: İHA
Özellikle Mısır‘da batı istihbaratının nasıl çalıştığına açık bir şekilde tanık olduklarını kaydeden Delyagin, Mısır muhalefeti liderinin talimat almak için doğrudan ABD‘ye gittiğine , Mısır sokaklarında halka batı istihbaratı tarafından hazırlanan bildiriler dağıtıldığına dikkat çekti.
Delyagin, "Libya‘da ise ABD‘nin El Kaide ile işbirliği yapması Rusya açısından da çok düşündürücü. Çünkü El Kaide üyeleri Çeçenistan‘da da bize karşı savaştılar" şeklinde konuştu.
ABD‘nin İslam dünyasına savaş açtığı söylentilerine katıldığını da ifade eden Delyagin, "Fakat ABD bunu radikal İslami örgütlerle birlikte yapıyor. Ayrıca bu savaşı yaparken en yakın müttefiki İsrail‘e de acımıyor. İsrail ise ABD‘nin desteği olmadan sınırlarını koruyamaz" dedi.
ABD‘nin yeni stratejisinin temelinde tüm dünya genelinde anarşi ortamı oluşturmak olduğunu kaydeden Delyagin, "ABD bunu neden yapıyor? Anarşi durumundaysanız sahip olduğunuz kaynaklar dışarıdan kolayla kontrol altına alınabilir. Kaddafi en fazla birkaç ay daha kendini koruyabileceğini düşünüyorum ve Kaddafi öldürüldükten sonra Libya‘nın durumu Somali gibi olacak. Hatta Somali‘den daha kötü de olabilir. Yani petrol ve içme suyu kaynaklarını ele geçirmek için bundan daha iyi hangi yöntem olabilir? Anarşi
durumundaki ülkedeki doğal kaynakları kontrol altına almak için küçük bir askeri birlik dahi yeterli olabilir. Ama burada ulusal bir devlet olursa bu kaynakları mecburen para ile satın almak zorundasınız ve para karşılığında bile size satılıp satılmayacağı garanti değil. Yani anarşi durumda hiçbir sorumluluk almadan istediğiniz kaynakları bu ülkeden alabilirsiniz. Tabii ki bu kölelik sisteminin yeniden canlandırılması ile olabilir. İnsanlar açılıktan birbirini yerken siz sadece doğal kaynakların güvenli
şekilde bu ülkeden ihracatını kontrol edeceksiniz. ABD‘nin ikinci hedefi İslam dünyasını anarşi sürüklemek, ezmek ve ABD‘nin karşısına stratejik bir rakip olarak çıkmasını önlemektir. İslam‘ın radikalleştirilmesi tüm Avrupa‘nın da sonunu getirebilir. Aynı şekilde Rusya, Türkiye ve Çin de bundan etkilenebilir. Türkiye bölgesel güç olarak kendi tarihsel konumunu doğal yeniden olarak canlandırmaya çalıştığı bir dönemde bu gelişmeler sonucunda büyük darbe alabilir. Çünkü ABD, Türkiye gibi bölgesel bir güç de
istemiyor" dedi.
Rusya‘nın Ortadoğu politikasının utanç verici olduğunu kaydeden Delyagin, "Özellikle Libya büyükelçisinin görevine son verilmesi hiçbir diplomasi normuna sığmıyor. Libya‘ya askeri müdahale konusunda Güvenlik Konseyi‘nde veto hakkımızı kullanmamamız ayrı bir rezalettir. Bu kararı alanlar Rusya‘nın güvenilir stratejik partner sıfatını sıfıra indirdi. Libya ise iki buçuk aydır tek başın NATO‘ya karşı onurlu bir savaş veriyor. Rusya yönetimine güneşin batıdan değil doğudan doğduğunu hatırlaması lazım. İran‘a
S300 füzeleri sevkiyatını durdurmamız trajik bir hatadır. Bunu yapmak zorunda değilken ABD ve NATO‘ya bir hediye olsun diye bu kararı aldık. ABD yönetimi ise böyle hediyeleri aptallık belirtisi olarak algılıyor. Suriye konusundaki tutumuz da pek iyi değil. NATO, Libya ile işini bitirince Suriye‘ye saldıracak. Bunun için güvenlik konseyi kararına da ihtiyaç yok. Her hangi bir bahane bulup Suriye‘ye girecekler. Başlıca hedef Rusya‘nın Suriye‘de ve bölgedeki tek askeri tesisatını da buradan çıkarmaktır. Zaten
ABD yönetimi bunu açık bir dille ifade ediyor" şeklinde konuştu.
