Offshore işlemleri durma noktasında
Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi ve BSM Eğitim Danışmanlık Üst Yöneticisi Bülent Günceler, offshore işlemlerinin 2000'den sonra tamamen durma noktasına geldiğini söyledi.
Yargıtay'ın kararı sonrasında bir bankanın offshorezedeye yaptığı ödemeyi TMSF'den talep etmesi, TMSF'nin de itiraz edeceğini açıklamasının ardından tekrar gündeme gelen offshore'un, Türkiye'de hem 2001 krizi sonrasındaki düzenlemeler hem de offshore için ''kara para'' nitelendirmesi nedeniyle bankaların itibar kaygısı taşımalarından dolayı Türkiye'de artık yapılmama noktasına geldiği bildirildi.
Okan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi ve BSM Eğitim Danışmanlık Üst Yöneticisi (CEO) Bülent Günceler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kıyı ötesi bankacılık olarak bilinen offshore'un, bulunduğu ülkenin mevzuatından tamamen bağımsız çalışan ve fazla mevzuat zorlamalarının olmadığı ortamda işlemlerin yapıldığı kuruluş olarak adlandırılabileceğini belirtti.
1994 krizi öncesinde mevduat munzam karşılığı (şu anda zorunlu karşılık) oranının yüzde 20 civarında olduğunu ve bankaların bunun için faiz almadığını hatırlatan Günceler, bu nedenle bankalara topladıkları mevduatın yüzde 20 gibi büyük kısmını munzam karşılıklara vermelerinin hesaplı gelmediğini, o zamanki mevzuatın elverdiği imkanlar çerçevesinde mevduatın offshore bankaya gittiğini ve offshore bankadan buradaki bankaya kredi olarak döndüğünü, böyle olunca da karşılığa tabi olmadığını anımsattı.
"İLK FRENE BASMA 1994-2000 ARASINDA"
O dönemde bankaların, mevduat munzam karşılığını düzenlemedeki eksikliklerden faydalanarak Merkez Bankası'nda tutmamak için böyle bir mekanizma içine girdiklerinin altını çizen Günceler, şu bilgileri aktardı:
''Bunlar sadece mevduat için ayrılıyordu. Daha sonra yasal otorite baktı ki böyle bir uygulama var, 'o zaman sadece mevduat değil, şimdiki gibi tüm bilanço içindeki yabancı kaynaklar bu karşılığa tabidir' dedi. Offshore bankacılığın ilk frene basması bu şekilde oldu. 1994 krizinden sonra 2000'e kadar geçen süre içinde gittikçe yavaşladı. Çok minimal avantajları kaldı. Bu avantajları değerlendirmek isteyen bankalar bir süre devam ettiler. Biraz da yasal otoritenin hesapları takip ettiği yöntemlerle offshore işlemleri 2000'den sonra tamamen durma noktasına geldi. Zaten otorite de sistemin dışına çıkan paraların başka türlü gelmesini istemiyordu. Bazı bankaların bildiğim kadarıyla offshore işlemleri var. Ama eskisi kadar cazibesi olan uygulama değil. Belki minimal bazı vergisel avantajlar sağlıyorlardır.''
"OFFSHORE'DAN FELEN İŞLEMLERE ŞÜPHECİ GÖZLE BAKILIYOR"
Günceler, ''Artık offshore bankalar, bütün dünyada kara para aklama merkezleri gibi telaffuz edildiği için insanlarda hiç de iyi olmayan bir izlenim bıraktı. Türkiye'de Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), dünyada da buna benzer kuruluşlar offshore'dan gelen işlemlere şüpheci gözle bakıyor. Bu nedenle bankalar itibarlarının böyle bir şeye karışmasını istemiyorlar. Bankalar kredi tarafında vergi avantajından, mevduat tarafında da karşılıklar konusu nedeniyle ilk başta bu işe balıklama atladılar. Ondan sonra karışık işler, kara para gibi şeyler konuşulunca bankalar itibarlarının bozulmasını istemediği için bu işten vazgeçtiler. Yani Türkiye'de düzenleyici, kurum etkili yöntemler uygulayıp bu işin cazibesini ve sağladığı normal dışı avantajları ortadan kaldırınca frene basıldı'' şeklinde konuştu.
Bülent Günceler, bazı bankalar ufak tefek offshore işlemleri yapsa da bunun yanlış algılanmaması gerektiğini söyledi.
1998 İLE 2001 ARASINDA 22 BANKA KAPANDI
Türkiye'de 1998 ile 2001 arasında 22 bankanın kapandığına değinen Günceler, ''Bunların offshore'larını düşündüğünüz zaman rakamı ikiyle çarpın. Çünkü hemen hemen hepsinin offshore'u vardı'' dedi.
Özellikle 2001 krizi sonrasında çok gündeme gelen KKTC'de şu anda yoğun bir offshore aktivitesi bulunduğunu düşünmediğini ifade eden Günceler, dünyada ABD dahil hala offshore işlemleri yapan merkezler olduğunu, bu merkezlerin vergi şemsiyesi, vergi avantajını yaratabilmeyi amaçladıklarını belirtti.
Offshore işlemlerinde geçmişte Avrupa bölgesi açısından Cayman Adaları, KKTC, Malta, Bahreyn gibi yerlerin öne çıktığını anımsatan Günceler, ABD'de iki tane offshore merkezinin faaliyette olduğunu bildiğini söyledi.
OFFSHORE BANKACILIK
Offshore bankacılık, ulusal bankacılık sisteminin dışında faaliyet gösteren, faiz, vergi, denetim yönünden ayrıcalık ve kolaylıklara sahip, temel amacı yabancı para ve sermaye piyasalarıyla bütünleşme ve uluslararası bankacılık işlemlerinin hacmini genişletmek olan ve bankacılık lisansı aldığı ülkede ikamet edenlere kapalı bir bankacılık türü olduğundan, yüksek faiz getirili fakat mevduat sigortası kapsamı ve güvencesi dışında bir sistem olarak biliniyor.
Kaynak: AA
Okan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi ve BSM Eğitim Danışmanlık Üst Yöneticisi (CEO) Bülent Günceler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kıyı ötesi bankacılık olarak bilinen offshore'un, bulunduğu ülkenin mevzuatından tamamen bağımsız çalışan ve fazla mevzuat zorlamalarının olmadığı ortamda işlemlerin yapıldığı kuruluş olarak adlandırılabileceğini belirtti.
1994 krizi öncesinde mevduat munzam karşılığı (şu anda zorunlu karşılık) oranının yüzde 20 civarında olduğunu ve bankaların bunun için faiz almadığını hatırlatan Günceler, bu nedenle bankalara topladıkları mevduatın yüzde 20 gibi büyük kısmını munzam karşılıklara vermelerinin hesaplı gelmediğini, o zamanki mevzuatın elverdiği imkanlar çerçevesinde mevduatın offshore bankaya gittiğini ve offshore bankadan buradaki bankaya kredi olarak döndüğünü, böyle olunca da karşılığa tabi olmadığını anımsattı.
"İLK FRENE BASMA 1994-2000 ARASINDA"
O dönemde bankaların, mevduat munzam karşılığını düzenlemedeki eksikliklerden faydalanarak Merkez Bankası'nda tutmamak için böyle bir mekanizma içine girdiklerinin altını çizen Günceler, şu bilgileri aktardı:
''Bunlar sadece mevduat için ayrılıyordu. Daha sonra yasal otorite baktı ki böyle bir uygulama var, 'o zaman sadece mevduat değil, şimdiki gibi tüm bilanço içindeki yabancı kaynaklar bu karşılığa tabidir' dedi. Offshore bankacılığın ilk frene basması bu şekilde oldu. 1994 krizinden sonra 2000'e kadar geçen süre içinde gittikçe yavaşladı. Çok minimal avantajları kaldı. Bu avantajları değerlendirmek isteyen bankalar bir süre devam ettiler. Biraz da yasal otoritenin hesapları takip ettiği yöntemlerle offshore işlemleri 2000'den sonra tamamen durma noktasına geldi. Zaten otorite de sistemin dışına çıkan paraların başka türlü gelmesini istemiyordu. Bazı bankaların bildiğim kadarıyla offshore işlemleri var. Ama eskisi kadar cazibesi olan uygulama değil. Belki minimal bazı vergisel avantajlar sağlıyorlardır.''
"OFFSHORE'DAN FELEN İŞLEMLERE ŞÜPHECİ GÖZLE BAKILIYOR"
Günceler, ''Artık offshore bankalar, bütün dünyada kara para aklama merkezleri gibi telaffuz edildiği için insanlarda hiç de iyi olmayan bir izlenim bıraktı. Türkiye'de Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), dünyada da buna benzer kuruluşlar offshore'dan gelen işlemlere şüpheci gözle bakıyor. Bu nedenle bankalar itibarlarının böyle bir şeye karışmasını istemiyorlar. Bankalar kredi tarafında vergi avantajından, mevduat tarafında da karşılıklar konusu nedeniyle ilk başta bu işe balıklama atladılar. Ondan sonra karışık işler, kara para gibi şeyler konuşulunca bankalar itibarlarının bozulmasını istemediği için bu işten vazgeçtiler. Yani Türkiye'de düzenleyici, kurum etkili yöntemler uygulayıp bu işin cazibesini ve sağladığı normal dışı avantajları ortadan kaldırınca frene basıldı'' şeklinde konuştu.
Bülent Günceler, bazı bankalar ufak tefek offshore işlemleri yapsa da bunun yanlış algılanmaması gerektiğini söyledi.
1998 İLE 2001 ARASINDA 22 BANKA KAPANDI
Türkiye'de 1998 ile 2001 arasında 22 bankanın kapandığına değinen Günceler, ''Bunların offshore'larını düşündüğünüz zaman rakamı ikiyle çarpın. Çünkü hemen hemen hepsinin offshore'u vardı'' dedi.
Özellikle 2001 krizi sonrasında çok gündeme gelen KKTC'de şu anda yoğun bir offshore aktivitesi bulunduğunu düşünmediğini ifade eden Günceler, dünyada ABD dahil hala offshore işlemleri yapan merkezler olduğunu, bu merkezlerin vergi şemsiyesi, vergi avantajını yaratabilmeyi amaçladıklarını belirtti.
Offshore işlemlerinde geçmişte Avrupa bölgesi açısından Cayman Adaları, KKTC, Malta, Bahreyn gibi yerlerin öne çıktığını anımsatan Günceler, ABD'de iki tane offshore merkezinin faaliyette olduğunu bildiğini söyledi.
OFFSHORE BANKACILIK
Offshore bankacılık, ulusal bankacılık sisteminin dışında faaliyet gösteren, faiz, vergi, denetim yönünden ayrıcalık ve kolaylıklara sahip, temel amacı yabancı para ve sermaye piyasalarıyla bütünleşme ve uluslararası bankacılık işlemlerinin hacmini genişletmek olan ve bankacılık lisansı aldığı ülkede ikamet edenlere kapalı bir bankacılık türü olduğundan, yüksek faiz getirili fakat mevduat sigortası kapsamı ve güvencesi dışında bir sistem olarak biliniyor.
