Bem-bir-sen Genel Başkanı Mürsel Turbay:
Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği (Bem-Bir-Sen) Genel Başkanı Mürsel Turbay, itfaiyeciliğin meslek bile olmamasına rağmen, itfaiyecilerin canlarını ortaya koyduğunu belirterek, "Büyükşehirler dışındaki itfaiye personeli yangınlara donanımsız müdahale etmektedir

İtfaiyeciler Haftası dolayısıyla Güvenpark'da basın açıklaması yapan Turbay, 24 saat sürekli görev başında olan itfaiye personelinin sorunlarının başında halen can güvenliği meselesinin geldiğini, Büyükşehir Belediyeleri ve bir kısım il belediyelerinde kısmen de olsa dünya standartlarında donanım ve yangın elbiseleri bulunmasına rağmen halen Türkiye'nin pek çok belediyesinde, itfaiye personelinin yangınlara günlük giyilen gömleklerle müdahale etmek zorunda kaldığını söyledi.
Kendilerini asla ateşten, yüksek ısıdan, soğuktan, yağmurdan koruyamayacak gömleklerle, zaman zaman çok büyük kimyasal yangınlara bile müdahale etmek zorunda kalan itfaiye personelinin, can güvenliklerinin yeterince sağlanamadığını ve uygun araç gereç ile görev yapamadıklarını kaydeden Turbay, "İtfaiye teşkilatlarının pek çoğunun teknolojik alt yapısının yeterli olmayışı, yeterli yangın söndürme araç-gereci bulunmaması, kimi belediyelerde ise itfaiye personelinin taşeron firmalar aracılığı ile işe
yerleştirilen eğitimsiz elemanlardan oluşması, itfaiye teşkilatlarının en büyük sorunlarından birisini oluşturuyor. İtfaiye personeli arasında bir statü birlikteliği yoktur. Çeşitli kadrolarda itfaiyeci çalıştırılmaktadır. Statü birliğinin olmaması, özlük ve mali haklarda da ayrıma neden olmaktadır. İtfaiyecilik mesleği güven gerektirir, canını arkadaşına emanet etmeyi gerektirir. Aralarında birlik ve beraberlik bulunmayan, çalışma barışı olmayan kurumlarda çalışan kişilerin birbirlerine güven duymaları
da bu şartlarda beklenemez" dedi.
Meslek liselerinde itfaiyecilik bölümü bulunmasına, yüksekokullarından mezunlar verilmesine rağmen, itfaiyecilik halen kendi mesleki sınıfına kavuşamadığını vurgulayan Turbay, "Yani itfaiyecilik meslekten sayılmıyor. İtfaiye teşkilatı mensupları tıpkı bir Silahlı Kuvvetler Mensubu, Polis teşkilatı mensubu gibi mesleki bir sınıfa artık resmi olarak kavuşmak istiyorlar. İtfaiyecilik son derece meşakkatli bir meslek. Riski yüksek. Evinden çıkan arkadaşımız bir sonraki gün yeniden evine dönüp dönemeyeceğini
bilmiyor. Mesai kavramı yok. Görevin ne zaman seni bulacağı belli değil. 24 saat teyakkuz hali sürüyor. Durum böyle iken, büyükşehir ve bazı il belediyeleri hariç, pek çok il ve ilçe belediyesinde itfaiyeci arkadaşlarımız 24 saat görev yapmalarına rağmen yemek ücreti alamamaktadırlar. Sabahları zeytin ekmek, öğlenleri peynir ekmek, akşamları domates ekmek, geceleri yavan ekmek yiyen itfaiyeci arkadaşlarımızdan hangi kalitede hizmet beklenmektedir, merak ediyoruz. Yine pek çok belediyede bu arkadaşlarımız
maktu mesai ücretlerini layıkıyla alamamaktadırlar. Yani bir itfaiyeci örneğin 40 saat ile 90 saat arası çalışabilmektedir. Aradaki fark onun maktu mesai ücretini oluşturduğu halde pek çok belediyede bu ücretler mevzuatta yazılı şekliyle değil, keyfi belirlemelere göre ödenmektedir" dedi.
İtfaiye personeline dönük yıpranma payı uygulamasında sıkıntılar yaşandığına dikkat çeken Turbay, ilgili kanunda böyle bir şey olmamasına rağmen, çıkartılan keyfi bir genelge ile itfaiyecilere sadece yangına müdahale ettikleri saatlerde yıpranma payı uygulandığını söyledi.
Anadolu'da özellikle küçük il ve ilçelerde, teşkilatın yemek, temizlik, çay gibi hizmetleri idari personel tarafından değil, bizzat itfaiye personelinin kendisi tarafından yapıldığına dikkat çekerek, şunları söyledi:
"Geçmişte yapılan eleman alımlarında gerek alım sırasında gerekse sonrasında mesleki eğitimden geçirilmeyen pek çok çalışan itfaiyeci olarak istihdam edilmiştir. Bu arkadaşlarımız mesleklerini ne yazık ki yangına, kazaya, afete müdahale ederken öğrenmeye çalışmaktadırlar. Zaman zaman da bu durum son derece üzücü olaylarla sonuçlanmakta, bu bedel itfaiyecilerin canıyla ödenmektedir. Avrupa ölçeğinde hizmet verilmesi ve görev alanlarının gerektirdiği konularda sorunsuz görev yapılabilmesi için Türkiye'nin
40 bin itfaiyeciye daha ihtiyacı bulunmaktadır. Avrupa ülkelerinde nüfus yoğunluğuna göre ortalama her 1000 kişiye 1 itfaiyeci düşerken, Türkiye'de bu rakam 3 bin 500 kişiye 1 itfaiyeci şeklindedir. Son yıllarda belediyeler tarafından açılan itfaiye personeli alım sınavında, özellikle yüksek öğrenim görmüş elemanların tercih edilmesi ve sınavı kazanan bu personele ciddi bir uygulamalı mesleki eğitim verildikten sonra göreve başlatılması, itfaiye teşkilatı görev ve sorumluluklarını layıkıyla yerine
getirilmesi bakımından ileriye dönük ümit vermektedir."
Yaptıkları araştırmalarda itfaiyecilerin can güvenliklerinin bulunmadığı ve kullanılan üniformaların kendilerini alevlerden koruyamadığı yönünde sonuçlar çıktığını kaydeden Turbay, "Yine aynı araştırmalardan çıkan bir diğer sonuç ise itfaiyecilerin neredeyse tamamının kendi çocuklarının bu işi yapmalarını istememeleridir. 'Çocuğum itfaiyeci olmasın, başka meslek seçsin' diyenlerin genel nedeni ise can güvenliği, özlük hakları, gelirlerdeki yetersizlik, yüksek risk ve stres olarak karşımıza çıkmaktadır.
Görev sonrasında belediyelerin kendilerine dinlenme imkanı vermediğini kaydeden itfaiyecilerin bir bölümü ise sinema, tiyatro, müze, spor salonları ve yüzme havuzları gibi sosyal tesisleri olan belediyelerin kendilerine ücretsiz kullanım hakkı, ya da indirim imkanı sağlamasını beklemektedirler. Herkesin kaçtığı yangına sadece itfaiyeci arkadaşlarımız koşmaktadır. Riskleri yüksek, işleri meşakkatlidir. Sorunları ise saymakla bitmeyecektir. Bizler yerel yönetim çalışanlarının yetkili sendikası olarak
itfaiyeci arkadaşlarımızın sorunlarının tamamının çözümü için var gücümüzle çalışmaktayız. Her platformda sorunlarımızı dile getirmeye devam edeceğiz. İtfaiyeci arkadaşlarımızın kazanılmış haklarını, özlük haklarını teslim edelim. Alevlerin arasında, dumanların arasındayken bir yandan da evdeki tencerede ne kaynadığını düşünmelerine fırsat vermeyelim" dedi.
