Dil Bayramı'nın 78. Yıldönümü

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Düzce Şube Başkanı Mehmet Demirezer, Türkçe'nin yozlaşmasını engellemek için öncelikle hükümetin TBMM'ye kanun teklifi vermesi gerektiğini söyledi.

Dil Bayramı'nın 78. yıldönümünde ADD üyeleri dernek binasında bir araya geldiler. Burada bir basın açıklaması yapan ADD Düzce Şube Başkanı Mehmet Demirezer, Türkçe'nin yozlaşmaya başladığını, bunun kanıtı olarak da mağaza, işyeri ve tabelalardaki yabancı isimleri gösterdi. "Dilini kaybeden toplumlar kimliğini de kaybeder yok olup giderler" diyen Demirezer, açıklamasında şunları aktardı. "Türkçe'miz M.Ö. 3 binlere dayanan Türklerin tarih sahnesine çıkması ile tanınmaya başlayan bir dildir. Türkler başta Asya, Avrupa, Afrika kıtaları olmak üzere yeryüzünde 20 milyon kilometrekarelik bir alana yayılmışlardır. Türkçe, Türk sözcüğünden türeyen Türk milletinin kullandığı dile verilen isimdir. Türk Milleti ise Atatürk'ün tanımıyla, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran halktır. Devletimizin resmi dili Türkçe'dir. Milletin birliğini sağlayan en önemli unsur olan dilin önemini bundan 733 yıl önce kavrayan Karamanoğlu Mehmet Bey 13 Mayıs 1277'de ülkesini içinde bulunduğu dil kargaşasından kurtarmak için 'Bundan böyle divanda, dergahta, bargahta, mecliste Türkçe'den başka dil konuşulmaya' fermanını çıkarmıştır. Yüzyıllarca yabancı dillerin sözcük ve kurallarının boyunduruğu altında tanınmaz hale gelen Türkçe'mize Atatürk kendi kişiliğini kazandırmak amacıyla 12 Temmuz 1932'de Türk Dil Kurumu'nu kurmuştur. Bu kurum 26 Eylül 1932'de ilk kurultayını yaptı. Kurultay her 26 Eylül'ün Dil Bayramı olarak kutlanmasına karar verdi. Bu kurumun çalışmaları Türkçe'nin işlendiği zaman bilim ve sanat dili olacağını kısa sürede göstermiştir. Böylece Atatürk'ün öncülüğünde başlayan dilde devrim süreci ivme kazanmıştır. Dilde devrimi hazmedemeyen bazı kesimler her fırsatta dil devrimine karşı çıkmışlardır. Atatürk Türk Dil ve tarih Kurumlarının özerk olarak yaşaması için vaziyetinde kalıtından pay ayırmıştır. 12 Eylül generallerince 1983'te bu vasiyet çiğnenmiş dil ve tarih kurumları bir devlet dairesi niteliğine dönüştürülmüştür. Böylece dil devrimi de diğer devrimler gibi yaşamın özünden ve eğitimden silinmeye çalışılmıştır. Bugün gelinen noktada, Türkçe'mizin ne kadar yozlaştırıldığını mağaza, işyerleri tabelalardaki yabancı isimlerde görmekteyiz. Yazılı ve görsel basında görmekteyiz."
Dilimizin yozlaşmasında pazar egemenliğinin 1995 Avrupa Gümrük Birliği Kapitülasyonu ile yabancı tekellerin eline geçmesinin de büyük etkisi olduğunu vurgulayan Demirezer, en başta hükümetin bu konuda TBMM'ye gerekli kanun tekliflerini vermesi gerektiğini söyledi. Bazı belediyelerin ve üniversitelerin başlattığı işyerlerine Türkçe isimler koyma kampanyasının gerekli ancak yeterli olmadığını da sözlerine ekleyen Demirezer, "Bilim ve eğitim kurumlarında dilimize sahip çıkma konusu ivedilikle ele alınması ve hayata geçirilmelidir. Türk dili milli varlığımızın ve birliğimizin en güçlü dayanağıdır. 'Türkçem benim ses bayramın' diyen Fazıl Hüsnü Dağlara gibi bu bayrağı sonsuza kadar dalgalandırmak için hepimiz elimizden gelen çabayı göstermeliyiz" şeklinde konuştu.