Ak Parti Meclis Grup Toplantısı...(2)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in terörle mücadele konusunda siyasi parti liderlerinin bir araya gelmeleriyle ilgili önerisi konusunda, "En kısa zamanda ben davetimi yapacağım

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in terörle mücadele konusunda siyasi parti liderlerinin bir araya gelmeleriyle ilgili önerisi konusunda, "En kısa zamanda ben davetimi yapacağım. Bakalım kimler gelecek, göreceğiz. Bir Başbakan sıfatıyla davetimi yapacağım. Gelenlerle de bu konuları görüşelim. Ne gibi katkıları, katılımları olur, bunları bizzat dinlemek isterim" dedi.
Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesini bir paket olarak görmek isteyenlerin, bir gecede tüm sorunların çözüleceğini görmek isteyenlerin bulunduğunu ifade ederek, sorunu bilmeyenlerin ve görmeyenlerin, çözümü de bilemeyeceğini söyledi. Asırlara sari sorunların birkaç paket açıklayarak, birkaç yasal düzenlemeyle çözülemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, iktidara geldikleri günden beri bu köklü meseleleri çözmeye çalıştıklarını söyledi. Bu
sorunların çözümüne ilişkin olarak en önemli en hayati adımı attıklarının altını çizen Başbakan Erdoğan, "İnkar politikalarına son verdik. Bu ülkede bu vatandaşlarımızın sorunları olduğunu kabul ettik, bunu diye getirdik ve bunun üzerine gitmeye başladık. Tek başına bu bile demokratik açılımın yüzde 70-80'inin başarıyla tamamlanması anlamına geliyor. Demokratik açılım bir zihniyet devrimidir. Zihniyeti değiştirmeden uygulamayı düzeltemezsiniz. AK Parti iktidarı sorunu üreten zihniyeti değiştirmektedir"
dedi.

"AÇILIMIN İÇİ BOŞSA, NİÇİN KIYAMETİ KOPARTIYORSUNUZ"
En çok sesi çıkanların, süreci büyük bir tehlike gibi göstermeye çalışanların, 'açılımın içi boş' dediklerini kaydeden Erdoğan, "Açılımın içi boşsa niçin bu kadar kıyamet kopartıyorsunuz. Neden bu kadar kıyamet kopartıyorsunuz. Sebebi basit. Çünkü statükocu anlayışlar yıkılıyor, inkarcı zihniyet tarih oluyor, baskıcı anlayışlar tarihe gömülüyor" dedi.
Açılım sürecinin yönetilmesiyle ilgili iyi niyetli eleştirileri değerlendirdiklerini de belirten Erdoğan, "Ama şunu da unutmamak gerekiyor. Süreç sadece hükümetin iyi niyetiyle yürümüyor. Sürecin içinde olanlar, sorunun parçası olanlar kötü niyetli olursa, ayak direrse, gelişmeleri sabote etmeye çalışırsa, elbette süreç arzu edilen hızda ilerleyemez" diye konuştu.

YARGININ ATTIĞI ADIMLAR
Erdoğan, her zaman sorunların çözüm yeri olarak siyaset kurumunu, demokrasiyi gördüklerini, açılım konusunda da siyasete ve demokrasiye güvendiklerini belirtti. Siyasetin çözüm kapasitesinin gelişmesini, siyasi kanalların açılmasını, demokratik süreçlerin güç kazanmasını istediklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Ama süreç içinde yasama ve yürütmenin iradesi dışında birçok gelişme ortaya çıktı. Olay sadece yasama ve yürütmenin attığı adımlarla bitmiyor. Bir de bunun dışında yargının attığı ya da atacağı adımlar var. Birçok gerçekleri bu süreç içerisinde gördük, görüyoruz ve milletim bunları çok yakından değerlendiriyor, iyi değerlendiriyor. Ne, nasıl oluyor, çok önemli. Nerede kimler var, çok önemli. Hangi kurumlar içinde kimler var, bunlar çok önemli. Bugün açılıma destek veren çevrelerin eleştirilerine bakın;
çoğunun yasamayı ve yürütmeyi ilgilendirmeyen hadiselere dayanmadığını görüyorsunuz. Soruyorum sizlere Allah aşkına. DTP'yi AK Parti mi kapattı? Biz parti kapatmaya karşı olduğumuzu hep söyledik. Bugün de alnı kanaatteyiz. Ama DTP kendisini kapattırmak için elinden ne geliyorsa yaptı. Partilerin kapatılmasını zorlaştırmak için Anayasa değişikliğini kim gündeme getirdi? Biz getirdik. Peki buna kim karşı çıktı? Bunlar karşı çıktı, hepsi, bütün muhalefet. CHP'si, MHP'si, DTP'si hepsi karşı çıktı. Eee, nasıl
olur da siz parti kapatmayla ilgili bizi suçlarsınız?"

KCK OPERASYONU
Habur'dan gelenlerin tutuklanması sebebiyle hükümete yüklenildiğini belirten Erdoğan, "Habur'dan gelenleri hükümet mi tutukladı? İlgili yasadan yararlanmak istemeyenlerin, eylem ve söylemleriyle bu zemini hazırlayanların bunda hiç mi kabahati yok? KCK yargılanmasını hükümet mi yaptı? Bazı belediye başkanlarının götürülmesi tarzını benimsemediğini zaten söyledim; ama yargılanma olayı ayrı bir olay. Peki belediyeleri örgütün arka bahçesine getirenlerin belediye başkanlarını örgüt üyelerinin talimatları
karşısında hazırola geçirenlerin, halkın imkanlarını illegal oluşumlara harcayanların kabahati yok mu?" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, hükümet olarak risk aldıklarını, cesaretle, kararlılıkla gönüllerini vücutlarını taşın altına koyduklarını belirterek, "Biz hükümet olarak bu kısır döngüyü, bu kirli oyunu bozmak istiyoruz. Kimse destek vermese de, kimse yardım etmese de biz halkımızın desteğiyle bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Herkes elinden geleni hangi tür engeli çıkarırsa çıkarsın, her türlü sabotajı yapsa da biz sözümüzü yere düşürmeyeceğiz. Muhalefet eski söylemlerle gelişmelere ayak direyebilir, medya kendi
hesabına göre hareket edebilir, birileri istismar kanalları kurumasın diye çaba gösterebilir; milletimiz eşsiz basiretiyle her şeyi görüyor, biliyor. Türkiye bugün hep birlikte OHAL'e karşı çıkıyor. Bu az şey midir? Türkiye bugün kanın durması, gözyaşının dinmesi için sesini yükseltiyor., Türkiye tek yürek halinde terörün karşısına dikiliyor. Benim Batı'daki kardeşim Doğu'dakini, Doğu'daki kardeşim Batı'dakini anlamak için daha yoğun çaba sarf ediyor. Bu az şey midir? Bize 'OHAL kalksın, yeter' diyenlere
cevap veriyorum. OHAL'i AK Parti iktidarı kaldırmadı mı, söyleyin bakalım. Biz kaldırdık" şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan, çekiç gücü de bu topraklardan kendi hükümetlerinin çıkardığını ama bunun için kendilerine teşekkür edilmediğini söyledi.

"ELİNDE ÇEKİÇ OLANLAR, HERŞEYİ ÇİVİ OLARAK GÖRÜR"
Başbakan Erdoğan, devletin ilk kez tüm etnik unsurları tek tek muhatap aldığını, onlarla görüştüğünü belirterek, devletin bir kanalının 24 saat Kürtçe yayın yaptığını hatırlattı. Erdoğan, Arapça kanalın kurulmasını küçümseyenler olduğunu belirten Erdoğan, "Bu ülkenin ne demek istediğini tüm bölgenin diliyle onlara ulaştırdık. Zaten biz yıllardır bunun hesabını ödüyoruz. Eğer Güneydoğu insanına, o Türkçe bilmeyen vatandaşına sen devlet olarak onların beklediklerinin cevabını verebilseydin, bugünlere
gelmezdik. İşte şimdi biz bunu yapıyoruz" dedi.
Tek başına bunların bile kardeşliğin önündeki engellerin kaldırılması için büyük bir adım olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Elinde çekiç olanlar her şeyi çivi olarak görürler. Biz Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile en başta bu anlayışın tedavülden kalkmasını sağladık. Yüzyılların mirası olan meseleler, tarihinde ilk kez çözüm umuduna kavuştu. Kelimenin tam anlamıyla ok yaydan fırladı. İnşallah orta vadede, uzun vadede Türkiye bu prangalarından bu zincirlerinden kurtulacak. Süreç elbette ki sancılı olacak. Ben bunu baştan beri vurguladım. Sizlerden 'sinirleriniz çelik gibi olmalı' ricasında bulundum. Çünkü, bu sürecin
başarıya ulaşmasından rahatsızlık duyanlar var; milletin kazanmasıyla, Türkiye'nin kazanmasıyla kaybedecek olanlar var. Terör piyasasından, ayrımcılık pazarından, istismar tezgahından maalesef bu ülkede ekmek yiyenler var; bunu böyle bilesiniz. Bunlar piyasanın değer kaybetmesine, pazarın kapanmasına, tezgahın bozulmasına direnecekler dedim ve nitekim direniyorlar. Şehit askerlerimizin, dağlarda ölen gençlerin kanından beslenenler, onların cenazeleri üzerinden istismar siyaseti yürütenler var dedim,
nitekim onlar direniyor. Eğer Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ne, şu ismin güzelliğine bakın, buna karşı çıkılır mı? 'Ben milli birlik istemiyorum', çık bir de bunu söyle. 'Ben kardeşlik istemiyorum', çık bir de bunu söyle."
Başbakan Erdoğan, demokratik açılımlardan vazgeçerlerse Türkiye'nin, gençlerin kaybedeceğini belirterek, "Biz vazgeçmeyeceğiz, vazgeçilmesine müsaade etmeyeceğiz. Kandan beslenenlerin bu süreçte galip gelmesine asla izin vermeyeceğiz" dedi.

"EN KISA ZAMANDA DAVETİMİ YAPACAĞIM, BAKALIM KİMLER GELECEK"
Erdoğan, böylesine milli bir meselede siyasi hesap içine girmediklerini ve bütün siyasi partilerin kapısını çaldıklarını, ancak kapıların tek tek yüzlerine kapandığını söyledi. Şimdi yeniden 'görüşürüz' diyenler olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
"Eyvallah. En kısa zamanda ben davetimi yapacağım. Bakalım kimler gelecek, göreceğiz. Bir Başbakan sıfatıyla davetimi yapacağım. Bakalım kimler gelecek. Gelenlerle de bu konuları görüşelim. Ne gibi katkıları, katılımları olur, bunları bizzat dinlemek isterim. Arkadaşlarımla beraber. Ama baş başa, ama heyetlerarası, bunları yaparız, görüşürüz. Yeter ki bir kolektif akıl oluşsun, bir söylem birliği oluşsun ve bu sorunların üzerine hep birlikte gidelim. Parlamento içi, parlamento dışı hepsini davet ederim.
Benim için bunlar anormal şeyler değil. Dün de söyledim. Asla bir kabulüm, asla bir önyargım yok. Yeter ki oturalım, konuşalım ve birlikte çözüm arayalım."
Milli Birlik ve Kardeşlik Projesiyle ilgili son bir yılda son derece çirkin, nezaketsiz, seviyesiz eleştirilerin dile getirildiğini ifade eden Erdoğan, kimsenin işin özüne inmediğini, alternatif getirmediğini söyledi. Ama toplumun kesimlerini tahrik etmek için son derece sorumsuz bir tavır izlendiğini kaydeden Erdoğan, "Buna rağmen tüm tahriklere, tüm provokasyonlara en ağır itham öve iftiralara rağmen biz kapımızı hiç kapatmadık. İçimize de kapanmadık. Şu son bir yılda bu konuda kimin samimi olduğu
hususunu, kimin de çözümün karşısında durduğunu aziz milletimiz net gördü. Bizim hiçbir çekincemiz, kompleksimiz yok. Eğer bu konuda hakikaten bizimle görüşmek isteyenler olursa, illa siyasi parti liderleri olmayabilir, akademisyenler, sivil toplum örgütleri, medya, hatta birey olabilir. Bölgenin insanları olabilir. Biz bunları tüm yetkili birimlerimizle dinleriz, dinlemeye hazırız. Bizimle görüşmek isteyenler, eğer bu sürece katkı sağlamak isteyenler varsa her zaman olduğu gibi bugün de partimizin de,
Başbakanlığımızın da dinlemeye hazır olduğunu söylemek istiyorum. Kimin elinde bir çözüm önerisi varsa, kimin bir teklifi varsa, art niyetsiz, önyargısız olarak biz ona kulak veririz ve söylediklerini de dikkate alırız. Türkiye bu meseleyle geleceğe yürüyemez. Bu meseleyi çözmekten, artık geride bırakmaktan başka önümüzde hiçbir seçenek yok. Çünkü biz büyük bir milletiz. 73 milyonla el ele vereceğiz ve bu süreci nihayete erdireceğiz. Kardeşliğimizin için yüreğini ortaya koyanlar bizim başımızın
üzerindedir. Kardeşliğin karşısında duranları da tarihe ve millete havale ediyorum."