Narenciyede 'Aşırı Değerli Tl' Sıkıntısı
Akdeniz Yaş Meyve-Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kavak, TL'nin aşırı değer kazanmasının narenciye sektörünü olumsuz etkilediğini ifade ederek, TL'nin değerinin düşürülmesini istedi
Akdeniz Yaş Meyve-Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kavak, TL'nin aşırı değer kazanmasının narenciye sektörünü olumsuz etkilediğini ifade ederek, TL'nin değerinin düşürülmesini istedi.
Narenciyenin, 2009 yılı ihracat rakamlarına göre Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 1'ini, tarım ürünleri ihracatının yüzde 6'sını, yaş meyve-sebze ihracatının da yüzde 41'ini tek başına karşıladığına dikkat çeken Kavak, tüm bu verilerin de narenciyenin Türkiye ekonomisi için stratejik bir öneme sahip olduğunu ortaya koyduğunu vurguladı. Kavak, "Bu önem sektörün ülkemize kazandırdığı döviz kadar yarattığı istihdamdan da kaynaklanmaktadır. Özellikle tek başına Türkiye narenciye üretiminin yüzde 70'ini
gerçekleştiren Çukurova Bölgesi açısından iş ve aş anlamına gelen bu sektörü daha iyi bir konuma ulaştırmak, sektör ihracatını artırmayı bir zorunluluk haline getiriyor" dedi.
Uluslararası pazarlarda her geçen gün artan rekabetin, ihracat yapmayı giderek zorlaştırdığını, özellikle son dönemde narenciyede yaşanan sorun ve sıkıntıların sektörü bir açmaza doğru sürüklediğini kaydeden Kavak, gelişmiş ülkeler arasında yaşanan 'kur savaşları'nın dünya ölçeğinde yaşanan rekabetin de en açık göstergesi olduğunu anlattı. İhracatçılar tarafından sıkça dile getirilen söz konusu tehlikenin, 2009 yılı Ekim ayında cari açığın zirve yapması sonucu Merkez Bankası'nın da gündemine girdiğini
hatırlatan Kavak, son olarak gecelik faiz oranlarında yapılan şok indirim kararıyla da Merkez Bankası'nın konuya müdahil olduğunu dile getirdi. Kavak, aşırı değerli TL'nin istihdama dönüşmeyen sıcak parayı Türkiye'ye çekerken, narenciye sektörü gibi doğrudan istihdam oluşturan ve katma değeri son derece yüksek ürünler ihraç eden sektörleri de olumsuz etkilediğini savundu.
Bu noktada TL'nin yükselen değerinin düşürülmesine yönelik atılacak adımların, aynı zamanda da narenciye sektörüne verilen açık bir destek anlamını da taşıyacağını ifade eden Kavak, aşırı değerli TL'nin yanında narenciye sektörünün yaşanan ve adeta kronikleşen; üretim, gıda güvenliği, paketleme, depolama, nakliye, gümrükleme, vergileme, pazarlama, üretim ve ihracat gibi sorunların da dikkat çekti. Kavak, "Bu sorunlara ek olarak bir de ihraç pazarlarında mevsim normallerinin üzerinde giden hava
sıcaklıklarının etkisiyle azalan tüketimin neden olduğu talep daralması gibi ekstra faktörler narenciye sektörünün ihracatını potansiyelinin altına düşürüyor" diye konuştu.
Kavak, narenciye sektörünün 2000 yılındaki toplam ihracatının 180 milyon dolarken, bu rakamın 2009 yılında 802 milyon dolara ulaştığını belirterek, global kriz nedeniyle Türkiye'nin toplam ihracatı yüzde 23'lük bir düşüş gösterirken, narenciye ihracatının buna karşılık yüzde 37 oranında arttırdığını hatırlattı.
Narenciyenin, 2009 yılı ihracat rakamlarına göre Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 1'ini, tarım ürünleri ihracatının yüzde 6'sını, yaş meyve-sebze ihracatının da yüzde 41'ini tek başına karşıladığına dikkat çeken Kavak, tüm bu verilerin de narenciyenin Türkiye ekonomisi için stratejik bir öneme sahip olduğunu ortaya koyduğunu vurguladı. Kavak, "Bu önem sektörün ülkemize kazandırdığı döviz kadar yarattığı istihdamdan da kaynaklanmaktadır. Özellikle tek başına Türkiye narenciye üretiminin yüzde 70'ini
gerçekleştiren Çukurova Bölgesi açısından iş ve aş anlamına gelen bu sektörü daha iyi bir konuma ulaştırmak, sektör ihracatını artırmayı bir zorunluluk haline getiriyor" dedi.
Uluslararası pazarlarda her geçen gün artan rekabetin, ihracat yapmayı giderek zorlaştırdığını, özellikle son dönemde narenciyede yaşanan sorun ve sıkıntıların sektörü bir açmaza doğru sürüklediğini kaydeden Kavak, gelişmiş ülkeler arasında yaşanan 'kur savaşları'nın dünya ölçeğinde yaşanan rekabetin de en açık göstergesi olduğunu anlattı. İhracatçılar tarafından sıkça dile getirilen söz konusu tehlikenin, 2009 yılı Ekim ayında cari açığın zirve yapması sonucu Merkez Bankası'nın da gündemine girdiğini
hatırlatan Kavak, son olarak gecelik faiz oranlarında yapılan şok indirim kararıyla da Merkez Bankası'nın konuya müdahil olduğunu dile getirdi. Kavak, aşırı değerli TL'nin istihdama dönüşmeyen sıcak parayı Türkiye'ye çekerken, narenciye sektörü gibi doğrudan istihdam oluşturan ve katma değeri son derece yüksek ürünler ihraç eden sektörleri de olumsuz etkilediğini savundu.
Bu noktada TL'nin yükselen değerinin düşürülmesine yönelik atılacak adımların, aynı zamanda da narenciye sektörüne verilen açık bir destek anlamını da taşıyacağını ifade eden Kavak, aşırı değerli TL'nin yanında narenciye sektörünün yaşanan ve adeta kronikleşen; üretim, gıda güvenliği, paketleme, depolama, nakliye, gümrükleme, vergileme, pazarlama, üretim ve ihracat gibi sorunların da dikkat çekti. Kavak, "Bu sorunlara ek olarak bir de ihraç pazarlarında mevsim normallerinin üzerinde giden hava
sıcaklıklarının etkisiyle azalan tüketimin neden olduğu talep daralması gibi ekstra faktörler narenciye sektörünün ihracatını potansiyelinin altına düşürüyor" diye konuştu.
Kavak, narenciye sektörünün 2000 yılındaki toplam ihracatının 180 milyon dolarken, bu rakamın 2009 yılında 802 milyon dolara ulaştığını belirterek, global kriz nedeniyle Türkiye'nin toplam ihracatı yüzde 23'lük bir düşüş gösterirken, narenciye ihracatının buna karşılık yüzde 37 oranında arttırdığını hatırlattı.
