Öcalan'ın hücresi AB standardı üzerinde
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, Öcalan'ın yeni taşındığı ve şikâyetçi olduğu yeni yerinin AB ve BM standardının üzerinde olduğunu açıkladı.
İmralı'da cezasını çeken PKK lideri Abdullah Öcalan'ın kaldığı koğuşun 6 metrekareye kadar düşürüldüğü iddiasının bilgi kirliliği ürünü olduğu ortaya çıktı. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, Öcalan'ın İmralı'da kaldığı koğuşun 11,81 metrekare olduğunu, bunun ise Birleşmiş Milletler ve AB ülkelerindeki F tipi cezaevlerinin standardının üzerinde olduğunu açıkladı.
Üskül, TBMM'de bugün toplanan İnsan Hakları Komisyonu'nda ele alınan konular hakkında bilgi verdi. Komisyonda, Öcalan'ın yeni taşındığı ve şikâyetçi olduğu yeni yerinin de ele alındığı anlatan Üskül, kamuoyunda bu konuda çok ciddi bir bilgi kirliliği söz konusu olduğunu söyledi. Yapılan açıklamaların gerçeği yansıtmadığını aktaran Üskül, bunun ya bilgisizlikten ya da kötü niyetten kaynaklandığını ifade etti. Üskül, "Mesela bazı milletvekilleri ve yetkililer Öcalan'ın 6 metrekarelik hücrede kaldığını söylüyorlar. Bu konuda verilen yanlış bilgiler ülkemizde ne yazık ki değişik illerde tepkilerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu tepkilerin sonucunda başka insan hakları da ihlal edilmektedir. Biz siyasetçilerin görevi kamuoyunu doğru bilgilendirmek yanlış bilgilere dayalı tepkileri önlemeye çalışmaktır. Bu sadece AK Partili vekillerin görevi değildir, bütün siyasi patilerin görevidir. Aynı anlayış içinde olmalarını bekliyoruz. Muhalefet, eleştirsin ama bunun doğru bilgilere dayanması gerekir." şeklinde konuştu.
SADECE 25 SANTİMETREKARE KÜÇÜLMÜŞ
Üskül, komisyon olarak Öcalan'ın diğer hükümlü ve tutuklulardan bir farkının olmadığını söyledi. Üskül, "Biz cezaevlerini incelerken, tutuklu ve hükümlülerin haklarını kullanıp kullanmadıklarına bakarız. Bizi kimin hangi suçtan tutuklu ya da hükümlü olduğu ilgilendirmektedir. Dolayısıyla Abdullah Öcalan'ın herhangi bir hükümlüdür. Kaldı ki Öcala'nın kaldığı yerin de diğer hükümlülerin kaldığı yer arasında bir farklı olmaması gerekir. Mevcut F tipi üç kişilik koğuşların yanında tek kişilik odalar da bulunmaktadır. İmralı'da yeni inşa edilen cezaevi tek kişilik odaların bulunduğu cezaevidir. Bu cezaevinin standartları, BM'nin ve Avrupa Konseyi'nin öngördüğü standartların üzerindedir." dedi.
Üskül, yeni taşındığı odasıyla ilgili verilen bilgilerin doğru olmadığını söyledi. Buna göre, Öcalan'ın kaldığı eski odası 11,98 metrekareyken, 6 metrekareye indirildiği yeni hücresinin ise 11,81 metrekare. Havalandırma ise 42.24 metrekareden 24 metrekareyi indirilmiş. Ancak eski yerde 3 kişiye ait ortak bir havalandırmayken yeni yerde her oda için ayrı bir havalandırma yapılmış. Yani mevcut diğer cezaevi standartlarında.
Üskül, Öcala'ın bazı haklarını kullanamadığı konusunda ise şunları söyledi: "Bazı kullanımla ilgili iddialar var. Bu hakların kullanılabilmesi için yönetmeliklere göre disiplin cezası verilmemiş olması gerekiyor. Disiplin cezalarına hükmedilen hükümlü ve tutuklular bazı haklarından mahrum oluyorlar. İmralı'da da diğer tüm cezaevlerinde uygulanan yönetmelikler ve kurallara uyulmaktadır. Herhangi bir fark söz konusu değildir. Burada bir hak kullanamıyorsa aldıkları disiplin cezası gereğidir. Sonra bu haklarını kullanacaklardır."
Ükül, komisyonda özellikle MHP ve CHP'li üyeleri verilen bilgilerden ikna olduklarını dolayısıyla komisyon kurulmasına gerek olmadığına karar verdiklerini söyledi.
"İBADETHANE İNANCIN BİR PARÇASIDIR, REFEFRANUMA GÖTÜRÜLEMEZ"
Üskül, İsviçre'de Cami minarelerine izin vermeyen yasağa da tepki gösterdi. Minarenin inanç ve ibadet özgürlüğünün bir parçası olduğunu dolayısıyla insan haklarını aykırı olduğuna dikkat çeken Üskül, "İnsan hakları konusunda referandum yapılamaz yapılmamalı. Çünkü hakları doğuştan sahip olunan haklardır. Camilerin minaresinin olması inanç ve vicdan özgürlüğü ile ilgili bir konudur. Bu herkesin istediği inanca sahip olması ya da istemiyorsa herhangi bir inanca sahip olmamasını içerir. Ama aynı zamanda bir inanca sahip solanların o ibadetleri yapma özgürlüğünü de içerir. İbadet birçok inançta o dinin öngördüğü mabette yapılır. Bu bazıları için kilesi bazıları için camidir. Bu yapıların da inancın gereklerine göre inşa edilmesi, bu hakkın bir parçasıdır. Bu her yerde böyledir." diye konuştu.
Üskül, İsviçre'deki uygulamayı yerinde incelemek üzere bir alt komisyonu kurmayı düşündüklerini söyledi.
Üskül, TBMM'de bugün toplanan İnsan Hakları Komisyonu'nda ele alınan konular hakkında bilgi verdi. Komisyonda, Öcalan'ın yeni taşındığı ve şikâyetçi olduğu yeni yerinin de ele alındığı anlatan Üskül, kamuoyunda bu konuda çok ciddi bir bilgi kirliliği söz konusu olduğunu söyledi. Yapılan açıklamaların gerçeği yansıtmadığını aktaran Üskül, bunun ya bilgisizlikten ya da kötü niyetten kaynaklandığını ifade etti. Üskül, "Mesela bazı milletvekilleri ve yetkililer Öcalan'ın 6 metrekarelik hücrede kaldığını söylüyorlar. Bu konuda verilen yanlış bilgiler ülkemizde ne yazık ki değişik illerde tepkilerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu tepkilerin sonucunda başka insan hakları da ihlal edilmektedir. Biz siyasetçilerin görevi kamuoyunu doğru bilgilendirmek yanlış bilgilere dayalı tepkileri önlemeye çalışmaktır. Bu sadece AK Partili vekillerin görevi değildir, bütün siyasi patilerin görevidir. Aynı anlayış içinde olmalarını bekliyoruz. Muhalefet, eleştirsin ama bunun doğru bilgilere dayanması gerekir." şeklinde konuştu.
SADECE 25 SANTİMETREKARE KÜÇÜLMÜŞ
Üskül, komisyon olarak Öcalan'ın diğer hükümlü ve tutuklulardan bir farkının olmadığını söyledi. Üskül, "Biz cezaevlerini incelerken, tutuklu ve hükümlülerin haklarını kullanıp kullanmadıklarına bakarız. Bizi kimin hangi suçtan tutuklu ya da hükümlü olduğu ilgilendirmektedir. Dolayısıyla Abdullah Öcalan'ın herhangi bir hükümlüdür. Kaldı ki Öcala'nın kaldığı yerin de diğer hükümlülerin kaldığı yer arasında bir farklı olmaması gerekir. Mevcut F tipi üç kişilik koğuşların yanında tek kişilik odalar da bulunmaktadır. İmralı'da yeni inşa edilen cezaevi tek kişilik odaların bulunduğu cezaevidir. Bu cezaevinin standartları, BM'nin ve Avrupa Konseyi'nin öngördüğü standartların üzerindedir." dedi.
Üskül, yeni taşındığı odasıyla ilgili verilen bilgilerin doğru olmadığını söyledi. Buna göre, Öcalan'ın kaldığı eski odası 11,98 metrekareyken, 6 metrekareye indirildiği yeni hücresinin ise 11,81 metrekare. Havalandırma ise 42.24 metrekareden 24 metrekareyi indirilmiş. Ancak eski yerde 3 kişiye ait ortak bir havalandırmayken yeni yerde her oda için ayrı bir havalandırma yapılmış. Yani mevcut diğer cezaevi standartlarında.
Üskül, Öcala'ın bazı haklarını kullanamadığı konusunda ise şunları söyledi: "Bazı kullanımla ilgili iddialar var. Bu hakların kullanılabilmesi için yönetmeliklere göre disiplin cezası verilmemiş olması gerekiyor. Disiplin cezalarına hükmedilen hükümlü ve tutuklular bazı haklarından mahrum oluyorlar. İmralı'da da diğer tüm cezaevlerinde uygulanan yönetmelikler ve kurallara uyulmaktadır. Herhangi bir fark söz konusu değildir. Burada bir hak kullanamıyorsa aldıkları disiplin cezası gereğidir. Sonra bu haklarını kullanacaklardır."
Ükül, komisyonda özellikle MHP ve CHP'li üyeleri verilen bilgilerden ikna olduklarını dolayısıyla komisyon kurulmasına gerek olmadığına karar verdiklerini söyledi.
"İBADETHANE İNANCIN BİR PARÇASIDIR, REFEFRANUMA GÖTÜRÜLEMEZ"
Üskül, İsviçre'de Cami minarelerine izin vermeyen yasağa da tepki gösterdi. Minarenin inanç ve ibadet özgürlüğünün bir parçası olduğunu dolayısıyla insan haklarını aykırı olduğuna dikkat çeken Üskül, "İnsan hakları konusunda referandum yapılamaz yapılmamalı. Çünkü hakları doğuştan sahip olunan haklardır. Camilerin minaresinin olması inanç ve vicdan özgürlüğü ile ilgili bir konudur. Bu herkesin istediği inanca sahip olması ya da istemiyorsa herhangi bir inanca sahip olmamasını içerir. Ama aynı zamanda bir inanca sahip solanların o ibadetleri yapma özgürlüğünü de içerir. İbadet birçok inançta o dinin öngördüğü mabette yapılır. Bu bazıları için kilesi bazıları için camidir. Bu yapıların da inancın gereklerine göre inşa edilmesi, bu hakkın bir parçasıdır. Bu her yerde böyledir." diye konuştu.
Üskül, İsviçre'deki uygulamayı yerinde incelemek üzere bir alt komisyonu kurmayı düşündüklerini söyledi.
