KTO'da Yeni Dönemin Ilk Meclis Toplantisi Yapildi
Kayseri Ticaret Odasi’nda (KTO) seçimden sonra yeni dönemin ilk meclis toplantisi yapildi. Toplantida konusan KTO Yönetim Kurulu Baskani Ömer Gülsoy, “Finansmana erisim gibi konularda çözüm aramaya devam edecegiz” dedi.

Yeni dönemde hep birlikte yeni projelere imza atacaklarini söyleyen Baskan Ömer Gülsoy, “2022-2026 dönem meclisimiz Odamiza, sehrimize ve ülkemize hayirli ugurlu olsun. Siz degerli Meclis Üyelerimiz nezdinde; geçen dönem beraber çalistigimiz ve bu dönem aramizda olmayan arkadaslarimiza ve Kayseri Ticaret Odasinin tüm üyelerine, seçimlerde gösterdikleri hassasiyet ve desteklerinden dolayi tesekkür ediyorum. Bu dönem aramiza yeni katilan arkadaslarimizi da kutluyor, basarili bir dönem diliyorum. Odamiza, sehrimize ve demokrasiye yarasir bir seçim geçirdik. Simdi sira; hep birlikte, tek yürek, tek ses olarak üyelerimiz, sehrimiz ve ülkemiz için çalismaya geldi. Ben, hep birlikte en güzel projelere imza atarak, yine adindan en çok söz ettiren Odalardan biri olacagimiza yürekten inaniyorum. Insallah bu dönemde hep birlikte el ele vererek, yine güzel hizmetlere imza atacagiz. Burasi sizlerin odasi. Kendi içimizde istisare kültürünü ne kadar gelistirirsek, ortak akilla sehrimize, ülkemize o kadar fayda saglayacagimiz inancindayim. Yeni dönemde de insallah bunu daha da artirarak, Kayseri ticaretimizi daha da büyütme gayretinde olacagiz. Sizlerden ricam, özellikle meslek komitelerimizi iyi çalistiralim. Komitelerimiz çalistikça, komitelerimiz sektörlerindeki gelismeler ile ilgili bizi bilgilendirdikçe sorunlarin çözümü de o derece hizli olacaktir. Çünkü komiteler; bizim sahadaki gözümüz, kulagimiz. Sektörel sorunlar noktasinda bizim tetik noktamiz komiteler. Unutmayin ki, Kayseri ticari hayatinin temsilcisi olan Kayseri Ticaret Odasi’nin aktifligi ve gücü komitelerin aktifligi ile dogru orantilidir. Bu sebeple Meslek Komite Toplantilarimiza azami ölçüde katilim saglamaya özen gösterelim. Degerli arkadaslarim, Biz üzerimize yüklenen sorumlulugun farkindayiz. Yönetim Kurulu olarak, yeni dönemde de ayni anlayis ve azimle 25 bine yakin üyemiz ve siz degerli meclisimizden aldigimiz güç ve destekle çalismalarimiza canla basla devam edecegimizden kimsenin süphesi olmasin. Rabbim birligimizi beraberligimizi bozmasin. Biz aldigimiz oyun hakkini, omuzumuza yüklenen sorumlulugu iyi tasimaliyiz. Çünkü bu sektörlerden seçilip gelirken mücadele ile geldik. Her bir arkadasimin temsil kabiliyeti yüksek. Her birinizi sektörlere yazarken, duayen olarak gördük ve o sekilde yazdik. Tüm seçilen komite üyelerimizi yürekten kutluyorum. Meclis Baskanini, Baskanlik Divanini, organlara seçilen disiplin kurulu baskanini ve üyelerini, hesap inceleme komisyonu ve üyelerini tebrik ediyorum” dedi.
Gülsoy, dünya bankasi tarafindan yayinlanan raporla faiz oranlarinin 50 yildir görülmeyen düzeyde arttigini söyleyerek, “Önce salgin, ardindan Rusya-Ukrayna Savasi, dünyadaki tüm dengeler gibi ekonomik isleyisi de kökünden sarsmistir. Küresel degisimlerle birlikte gelen firsatlari, Türkiye adina büyük imkan olarak görüyoruz. Cografyamiz, sagladigi avantaj kadar zorluklar da getiriyor. Ama riski bertaraf edip firsata çevirebilecek deneyime ve güce sahibiz. Pandemi ve Rusya-Ukrayna Savasi ile elde ettigimiz firsatlar bunun somut örnegidir. Bunun içinde Küresel ticarette öne çikan tedarik avantajini iyi degerlendirmeye odaklanmamiz gerekiyor. Sayet bunu basarabilirsek ülkemiz uzun dönemli pozitif ayrisma alani olusturabilecek ve üretimde kalici büyümeyi ve refahi artirabilecektir. Arz güvenligini garanti edecek sürdürülebilir bir küresel tedarik merkezi olmayi odaga alan kisa, orta ve uzun vadeli bir plan olusturmalari gerekmektedir. Hepinizin bildigi Dünya Bankasi “Küresel Durgunluk Yakin mi?” baslikli yeni bir rapor yayinladi. Raporun çatisini olusturan kisim ise merkez bankalarinin bu yil içerisinde faiz oranlarini son 50 yilda görülmeyen bir sekilde artiriyor olmasinin ekonomik durgunlukla birlikte bir dizi finansal krize neden olabilecegi. Dünya Bankasi söz konusu finansal krizlerin özellikle gelismekte olan ekonomilerde kalici tahribatlar olusturabileceginden endise ediyor. Dahasi asiri siki para ve maliye politikalarinin 2023 yilinda küresel bir resesyona neden olabilecegi degerlendiriliyor. Rapor özetle bize sunu söylüyor, Küresel sistem 2023 yilinda 2022 yilindan daha kötü bir durumda olacak. Ekonomiler büyüme sorunlari çekecek ve bunun için enflasyon artislarini frenlemekle ugrasmak zorunda olacaklar. Küresel ekonomide önümüzdeki dönem; enflasyonu düsürebilmek için faizlerin artmaya devam edecegi, talebin ve yatirimlarin kisilacagi bir dönem olacak. Bütün bu sikilastirici politikalarin neticesinde dünyada üretim düsecek, büyüme düsecek. Sonuçta uluslararasi ticaret hacmi de düsecektir. Bizler de elimizden geldigince bu tabloya hazir olmaya çalisacagiz. Üyelerimizin yaninda durmaya devam edecek, bu zorlu kosullardan en hafif hasarla çikmalarina katki saglayacagiz. Krizleri, zorluklari firsata dönüstürebilmek için projeler üretecek, tüm faaliyetlerimize bu yönde sekil verecegiz. Finansmana erisim gibi pek çok sikintili konuda çözüm arayislarimiza devam edecegiz” ifadelerini kullandi.
Dünyada arz kaynakli enflasyon sorunlarinin ortaya çiktigini söyleyen Baskan Gülsoy, “Biz resesyona karsi tahkimatimizi güçlü yaparsak üretim maliyetlerimizi dengede tutarak rekabet avantaji saglariz. Pazar ve ürün çesitlendirmesiyle dünya ticaretindeki payimizi daha da yukariya tasiyabiliriz. Türk is adamlarimiz ve girisimcilerimiz, küresel ekonominin yüksek enflasyon ve resesyonla büyük sinavinda, ülkemizin üretim ve ihracat gücünü koruyabilmesi ve pozitif yönde ayrismasi için her türlü fedakarligi yapti. Dünyada arz kaynakli bir enflasyon sorununun öne çikiyor. Küresel resesyonun yaklasan ayak sesleri, talep daralmasina bagli olarak emtia fiyatlarinda gevsemeye yol açti. Enflasyonun, baz etkisinin de devreye girmesiyle birlikte önümüzdeki yilin basindan itibaren ivme kaybetmeye basladigini görecegiz. Bu sürecin iyi degerlendirilmesi gerektigine inaniyoruz. Enflasyonun ivme kaybettigi bu dönemi, fiyat istikrarinin yeniden tesisi konusunda bir firsata çevirecegimiz beklentisi içindeyiz. Bu ay 29 Ekim’de Cumhuriyet Bayramimizin 99’ncu yilinda, 60 yillik hayalimiz gerçeklesecek ve Çifte bayram yasayacagiz. Ülkemizin yesil ve dijital dönüsüm sürecine ve mobilite ekosistemine katki saglayacak olan yerli otomobilimiz TOGG’un ilk araci 29 Ekim’de Bursa Gemlik’teki üretim tesisinden çikiyor. Insallah Mart ayindan sonra da tamamiyla fikri ve sinai mülkiyeti yüzde 100 bize ait olan TOGG’u, yollarda görmeye baslayacagiz. Simdiden, Vatanimiza, milletimize hayirli ugurlu olsun diyorum” dedi.
