Prof. Dr. Ortayli, 20. Milli Egitim Surasi'ni Degerlendirdi Açiklamasi
'20. Milli Egitim Surasi'na çok önem veriyoruz. Çünkü bazi sikintilar var, onlarin bir sekilde çözülmesi lazim' 'Çocuklara ana dilini çok küçük yaslarda ögretmek lazim' 'Sosyal bilimler lisesi egitiminin düzenlenmesi lazim. Sayiyi artirarak bir egitim yayilmaz'
Prof. Dr. Ilber Ortayli, "20. Milli Egitim Surasi'na çok önem veriyoruz. Çünkü bazi sikintilar var, onlarin bir sekilde çözülmesi lazim." dedi.
20. Milli Egitim Surasi'nin özel ihtisas komisyonlarina üye olarak katki vermek üzere gelen Ortayli, basin mensuplarina yaptigi açiklamada, milli egitim suralarinin çok eski bir gelenek oldugunu ve 1930'lardan beri yapildigini belirtti.
Ortayli, Mustafa Necatibey ve Hasan Ali Yücel'in, Türkiye Cumhuriyeti'nin iki önemli Milli Egitim Bakani oldugunu hatirlatarak, bu iki ismin görev yaptigi dönemlerin birbirine zit devirler olmadigini söyledi.
Bu dönemlerin, ögretmenin iyi yetistirildigi ve çok saygi gösterildigi devirler oldugunun altini çizen Ortayli, önceki dönemlerde Milli Egitim Surasi yapildigini ve bu suralarda bazi kararlar alindigini kaydetti.
Ortayli, sunlari kaydetti:
"20. Milli Egitim Surasi'na çok önem veriyoruz. Çünkü bazi sikintilar var, onlarin bir sekilde çözülmesi lazim. Bu bir toplumsal ve ulusal mesele, yani herkesin katilacagi bir sey. Birincisi anaokullari meselesi. Türkiye endüstrilesti, çalisan nüfusun sayisi artti, analar babalar ise gidiyor. Sadece öyle büyük kentlerde, orta siniflarda degil, alt katmana kadar yayildi. Büyüyen endüstrinin ve is hayatinin yükünü çocuklarin çekmesi dogru degildir. Çocuklara ana dilini çok küçük yaslarda ögretmek lazim."
- "Devletin okullasma oraninin artmasi gerekiyor"
Özel okula karsi çikmanin hiçbir anlaminin olmadigini ve bu konuda Bakanligin düzenleme yapmasi gerektiginin altini çizen Ortayli, devletin okullasma oraninin artmasi gerektigini ifade etti.
Ortayli, okullarin yan ayraçlari olan kütüphane, laboratuvar, tiyatro salonu ve spor egitiminin düzenlenmesinin önemine isaret ederek, söyle devam etti:
"Maalesef okuma yazma egitimi çok degistiriliyor Türkiye'de. Bir nesil el yazmasi ögrendik biz, bir nesle bu hiç ögretilmedi. Sonra basarili bir ihtisas lisesi egitimi tertiplenmisti. Mesela Çamlica'da (Lisesi) Latince bile derse konmustur. Bu basariyla gitti, bunun ürünlerini çok kisa yolda gördük. Bunlari ihmal edemeyiz, bu isler yapilacak. Ihtisas egitimi sart, iki sene lisede umumi, iki sene de ihtisas olabilir. Yani matematikçi çocuk ile filolog çocuk ayni egitimi göremiyor. Çalisma saatleri birbirine uymuyor. O bakimdan bazi ortakliklarin disinda bunun gitmesi lazim. Sosyal bilimler lisesi egitiminin düzenlenmesi lazim. Sayiyi artirarak bir egitim yayilmaz. Önce örnekler iyi verilecek. Herkesin de bu iste seferber olmasi lazim. Sirf Milli Egitim Bakanligi uzmanlari, personeli ve ögretmenler degil herkes. Insallah alinan kararlar iyi uygulanir, iyi kararlar da alinir, yardim da edilir. Bu bir ortak mesele Türkiye'de."
Kaynak: AA
20. Milli Egitim Surasi'nin özel ihtisas komisyonlarina üye olarak katki vermek üzere gelen Ortayli, basin mensuplarina yaptigi açiklamada, milli egitim suralarinin çok eski bir gelenek oldugunu ve 1930'lardan beri yapildigini belirtti.
Ortayli, Mustafa Necatibey ve Hasan Ali Yücel'in, Türkiye Cumhuriyeti'nin iki önemli Milli Egitim Bakani oldugunu hatirlatarak, bu iki ismin görev yaptigi dönemlerin birbirine zit devirler olmadigini söyledi.
Bu dönemlerin, ögretmenin iyi yetistirildigi ve çok saygi gösterildigi devirler oldugunun altini çizen Ortayli, önceki dönemlerde Milli Egitim Surasi yapildigini ve bu suralarda bazi kararlar alindigini kaydetti.
Ortayli, sunlari kaydetti:
"20. Milli Egitim Surasi'na çok önem veriyoruz. Çünkü bazi sikintilar var, onlarin bir sekilde çözülmesi lazim. Bu bir toplumsal ve ulusal mesele, yani herkesin katilacagi bir sey. Birincisi anaokullari meselesi. Türkiye endüstrilesti, çalisan nüfusun sayisi artti, analar babalar ise gidiyor. Sadece öyle büyük kentlerde, orta siniflarda degil, alt katmana kadar yayildi. Büyüyen endüstrinin ve is hayatinin yükünü çocuklarin çekmesi dogru degildir. Çocuklara ana dilini çok küçük yaslarda ögretmek lazim."
- "Devletin okullasma oraninin artmasi gerekiyor"
Özel okula karsi çikmanin hiçbir anlaminin olmadigini ve bu konuda Bakanligin düzenleme yapmasi gerektiginin altini çizen Ortayli, devletin okullasma oraninin artmasi gerektigini ifade etti.
Ortayli, okullarin yan ayraçlari olan kütüphane, laboratuvar, tiyatro salonu ve spor egitiminin düzenlenmesinin önemine isaret ederek, söyle devam etti:
"Maalesef okuma yazma egitimi çok degistiriliyor Türkiye'de. Bir nesil el yazmasi ögrendik biz, bir nesle bu hiç ögretilmedi. Sonra basarili bir ihtisas lisesi egitimi tertiplenmisti. Mesela Çamlica'da (Lisesi) Latince bile derse konmustur. Bu basariyla gitti, bunun ürünlerini çok kisa yolda gördük. Bunlari ihmal edemeyiz, bu isler yapilacak. Ihtisas egitimi sart, iki sene lisede umumi, iki sene de ihtisas olabilir. Yani matematikçi çocuk ile filolog çocuk ayni egitimi göremiyor. Çalisma saatleri birbirine uymuyor. O bakimdan bazi ortakliklarin disinda bunun gitmesi lazim. Sosyal bilimler lisesi egitiminin düzenlenmesi lazim. Sayiyi artirarak bir egitim yayilmaz. Önce örnekler iyi verilecek. Herkesin de bu iste seferber olmasi lazim. Sirf Milli Egitim Bakanligi uzmanlari, personeli ve ögretmenler degil herkes. Insallah alinan kararlar iyi uygulanir, iyi kararlar da alinir, yardim da edilir. Bu bir ortak mesele Türkiye'de."
