AA Genel Müdürü Serdar Karagöz, Türk Konseyi Medya Forumu'nda Konustu Açiklamasi
'Karabag, Türk dünyasinin son zamanlarda en büyük kazanimlarindan biri. Son 50 yila baktigimizda 1974'te Kibris'ta böyle bir kazanim elde etmistik. Ikinci kazanim ise Karabag'da oldu. Sadece toprak kazanmadik. Bence Karabag bir 'kurucu' zaferdir. Bu birligin kurulmasi için bir adimdir. Karabag zaferi ile birlikte kurumlarimiz, medyalarimiz, haber ajanslarimiz, üniversitelerimiz, akademisyenlerimiz hep birlikte ortak is yapmanin ve bir zafer elde etmenin hazzini yasadik. Ve bu bize yeni kapilari açacak' 'Zafer, sadece sahada degil ayni zamanda iletisimde de kazanildi ve bu iletisimde kazanilan zafer hepimize bir fikir verdi. Ilham da verdi. Daha güçlü medya, daha stratejik medya' 'Dezenformasyonla mücadele ederken, hak ve adaletin yaninda mücadele ederken, stratejik iletisimin en güzel iki örnegini hem Karabag'da hem Cemal Kasikçi konusunda gördük. Ben, Türk dünyasinin Karabag zaferi ile elde ettigi bu basarinin önümüzdeki aylarda, yillarda yeni zaferlere, yeni kazanimlara kapi aralayacagini düsünüyorum'
Karagöz, Cumhurbaskanligi Iletisim Baskanligi ev sahipliginde, "Köklü Geçmis, Güçlü Gelecek" temasiyla düzenlenen "Türk Konseyi Medya Forumu"nda, "Türk Dünyasi Olarak Gelecegi Kurgulamak" baslikli panelde yaptigi konusmada, 18. yüzyildan beri Türklerin birlik olmaya çalistiklarini, ülkeleri bazen acinin bazen zaferin birlestirdigini ancak her zaman ortak mücadelenin en çok birlestirdigini ifade etti.
Karabag'da ortak bir mücadele verildigine deginerek, Ismail Gaspirali'nin "Dilde birlik, idealde birlik, iste birlik" sözüne isaret eden Karagöz, Gaspirali'nin yaklasik 100 yil önce söylemis oldugu bu sözün, is ve idealde birlik olarak Karabag'da görüldügünü söyledi.
Serdar Karagöz, Karabag'da Türk dünyasinin idealde de iste de birlik oldugunun altini çizerek, "Dilde mümkün oldugunca birlik olmaya çalistik ama topyekun baktigimiz zaman Karabag, Türk dünyasinin son zamanlarda en büyük kazanimlarindan biri. Son 50 yila baktigimizda 1974'te Kibris'ta böyle bir kazanim elde etmistik. Ikinci kazanim ise Karabag'da oldu. Sadece toprak kazanmadik. Bence Karabag bir 'kurucu' zaferdir. Bu birligin kurulmasi için bir adimdir. Karabag zaferi ile birlikte kurumlarimiz, medyalarimiz, haber ajanslarimiz, üniversitelerimiz, akademisyenlerimiz hep birlikte ortak is yapmanin ve bir zafer elde etmenin hazzini yasadik. Ve bu bize yeni kapilari açacak." diye konustu.
"Karabag'i unutturmamak zorundayiz." vurgusu yapan Karagöz, sunlari kaydetti:
"Karabag'in önemi, sadece askeri bir zafer degil topyekun bizi birbirimize baglayan muazzam, kurucu bir zaferdir. Karabag mücadelesi basladiginda 44 gün sürdü ama 44 güne gelene kadar söyle bir süreci ele aldigimizda, dünyada küresel hegemon, Azerbaycan'in bir haksizliga ugradigini asla kabul etmedi ve ettirmedi. Bati medyasinda, Dogu medyasinda Azerbaycan'in topraklarinin isgal altinda olduguna iliskin öyle büyük büyük yazilar, analizler, söylemler yapilmiyordu. Bunu Türkiye, Azerbaycan ve Türk dünyasindan, dünya totaline baktigimizda küçük olarak kabul edecegimiz bir medya israrla 'isgal altindaki topraklar' dedik durduk. Kültürel hegemon karsimizda o kadar güçlüydü ki Azerbaycan, Ermenistan üzerinde bir baski kurmus da Azerbaycan bunu dillendirmede bile haksizmis gibi bir imaj üretti yillarca. Isgalin ilk gününden zafer gününe kadar. Fakat süreç içerisinde medyalarimiz ve siyasi gücümüz, siyasi otorite bu anlamda küresel rekabette güçlenince, bu isler sadece askeri anlamda güçlendiginizde olmuyor, siyasi anlamda da iki güçlü cumhurbaskani; Sayin Cumhurbaskanimiz Recep Tayyip Erdogan ve Azerbaycan Cumhurbaskani Sayin Ilham Aliyev çok ciddi bir irade ortaya koyarak, kurumlarini, ordularini, akademisyenlerini bu konuda motive ederek bir süreç baslattilar. Beraberinde biz, güçlenen Türkiye'nin, Azerbaycan'in ve Türk dünyasinin etkisiyle bir mücadelenin içinde kendimizi bulduk."
TRT'nin uluslararasi kanallarinin, Anadolu Ajansi'nin yayinlarinin dünyaya Ermenistan saldirganligini anlatmaya basladiklarini hatirlatan Karagöz, buradaki bu saldirgan tutumun muhakkak karsilik bulmasina iliskin bir zemin olusturuldugunu söyledi.
TRT, TRT World'de ve Anadolu Ajansi'nda Ermenistan'in saldirilarina dair onlarca haber yapilarak dünyaya geçildigini belirten Karagöz, "Beraberinde Azerbaycan tarafi artik hakli davasinda, kendisini savunmak için ordusuna Türk ordusuyla beraber 'tamam' dedigi gün savasin önemli bir kismi algisal düzeyde bitmisti. Çünkü bütün dünya Ermenistan agresyonunu kabul etmisti. Ondan sonra da çok stratejik bir planlamayla, burada Iletisim Baskanligimizin yapmis oldugu çalismaya kesinlikle referans vermemiz gerekiyor, yurt disindan gazeteciler geldi. Yurt disindan gazeteciler bu mücadeleyi Azerbaycan topraklarinda takip ettiler. TRT World bütün unsurlariyla Azerbaycan'da konuslandi. Anadolu Ajansi bütün enstrümanlariyla Azerbaycan'da konuslandi. 44 gün içerisinde yüzlerce, binlerce haber geçildi." bilgisini verdi.
- "Zafer, sadece sahada degil iletisimde de kazanildi"
Karagöz, dünyadaki sayica en fazla diaspora nüfusunun Ermenistan'da olduguna isaret ederek, sunlari kaydetti:
"Bu Ermenistan diasporasi ekonomik anlamda da dünyanin en güçlü diasporalarindan biridir. Merkezi Kaliforniya'da yani kültürel hegemonun tam merkezindedir. Bir diger subesi de Fransa'dadir. Bu iki merkezden bir direnç gelmeye basladi uluslararasi medyaya. Ama hakli davamizi o kadar stratejik, planli, programli tüm dünyaya anlattik ki gelen yabanci gazeteciler gözleriyle olup biteni gördüler. Ermenistan'in yapmis oldugu zulmü orada gördüler. Isgal altindaki topraklarda yapilan zulmü, hem insanlara karsi hem tarihi dokuya karsi yapilan zulmü fotografladilar ve 44 günün sonunda zafer kazanildigi gün, dünyada o güçlü Ermeni lobisine ragmen hiçbir itiraz olmadi. Zafer, sadece sahada degil ayni zamanda iletisimde de kazanildi ve bu iletisimde kazanilan zafer hepimize bir fikir verdi. Ilham da verdi. Daha güçlü medya, daha stratejik medya."
Medya stratejik kullanildiginda nasil sonuç elde edilebileceginin hem Cemal Kasikçi davasinda hem de Karabag zaferinde görüldügünü aktaran Karagöz, "Bu hem Karabag zaferi hem Cemal Kasikçi hikayesi bize iletisimin stratejik olarak ne kadar önemli oldugunu gösterdi. Yillarca, onlarca film yapti Hollywood endüstrisi. Onlarca dizi yapildi. Müzik ile bunun propagandasi yapildi. Ermenistan her seyden önce dünyada magduriyet fotografini en fazla gösteren gruplardan birisidir. Fakat bu magduriyet fotografi, onlarin o zalimce yapip ettiklerini hep gizledi, örttü. Ta ki Karabag zaferine kadar." seklinde konustu.
Medya dünyasinin içerisindeki iletisimcilerin, Karabag zaferinin iletisim boyutunu her zaman merkeze koyup, baska neler yapilabilecegini incelemesi gerektigini belirten Karagöz, "Dezenformasyonla mücadele ederken, hak ve adaletin yaninda mücadele ederken, stratejik iletisimin en güzel iki örnegini hem Karabag'da hem Cemal Kasikçi konusunda gördük. Ben Türk dünyasinin Karabag zaferi ile elde ettigi bu basarinin önümüzdeki aylarda, yillarda yeni zaferlere, yeni kazanimlara kapi aralayacagini düsünüyorum." degerlendirmesini yapti.
- Türkçe Konusan Ajanslar Birligi Genel Kurulu'nun 2022'de bir araya gelmesi planlaniyor
Serdar Karagöz, 2008'de kurulan Türkçe Konusan Ülkeler Ajanslar Birligi'ni Anadolu Ajansi olarak biraz hareketlendirmek istediklerine de deginerek, konusmasini söyle tamamladi:
"Bu çerçevede 2022 yilinin ilk çeyreginde, mart ayi büyük ihtimalle, Azerbaycan'in su an dönem baskani Aslan Bey, onun daveti ile Antalya'da Türkçe Konusan Ajanslar Birligi Genel Kurulu'nu toplamak istiyoruz. Tüm üyelerimiz yeniden bir araya gelerek, ortak bir haber havuzu olusturmak niyetindeyiz. Kurumlarimiz ne kadar güçlü olursa gelecege o kadar güçlü mesajlar veririz. Simdi Antalya'da yapilacak olan bu toplantiyi bir firsat olarak degerlendiriyorum. Bu toplantiya sadece ülkelerimizin ajanslari degil, ülkemizin entelektüelleri, gazetecileri, akademisyenleri ve siyasilerini de davet edecegiz. Orada Türk dünyasinin en büyük haber havuzunu olusturacagiz."
- "Sosyal medya mecralari dezenformasyon makinesine dönüsebilme kapasitesine ulasti"
AA Yönetim Kurulu Üyesi ve Medipol Üniversitesi Iletisim Fakültesi Ögretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Özkir da "Türk Dünyasinda Sosyal Medya ve Dezenformasyonla Mücadele Egitimi" oturumunda yaptigi konusmada, "Yurttas Gazeteciliginden Dezenformasyon Kiskacina Çevrim Içi Içerikler ve Kontrol" basligini ele aldi.
Yurttas gazeteciliginin temel yaklasimina göre, bu gazetecilik türünde artik haberi üreten ve anlatan kaynagin dogrudan bireyler oldugunu ifade eden Özkir, "Arada herhangi bir sekilde üst yapi, üst kurum, televizyon, gazete binasi, kurumu yoktur. Haberi aktaran dogrudan temel kaynak birey oldugu için biz bu haberlere, bu içeriklere de güvenebiliriz. Bu dezenformasyon baglaminda aktarilamaz. 'Ideolojik, kültürel veya siyasal yaklasimlardan daha uzak olur' diye daha iyimser bir yaklasimin karsimiza çiktigini gördük. Yurttas gazeteciligi diger etkilerden kendisini arindirmis bir sekilde hayatimizin içerisine girdi. Ve bu tanima göre bir manav, kasap, ögretmen, akademisyen, siyasetçi, herhangi bir sekilde bir tamir atölyesinde çalisan bir insan habercilik, gazetecilik yapabilir." seklinde konustu.
Sosyal medya mecralari ve yurttas gazeteciliginin elestirilen bazi noktalari olduguna isaret eden Özkir, bunlardan birinin devletlerin güvenlik alaninda olusturduklari siber riskler, digerinin bireylerin hayatlariyla ilgili ortaya çikan riskler oldugunu söyledi.
Sosyal medya sirketlerini yönetenlerin uluslararasi ölçekte farkli toplumlari da ilgilendirecek sekilde, kendilerini yasa, norm koyucu aktörler olarak tanimlamaya ve konumlandirmaya basladiklarina dikkati çeken Özkir, toplumu yönlendirme noktasinda kendisini etki sahibi görmeye baslayan uluslararasi sosyal medya sirketlerinin tercihlerinin çok ciddi anlamda belirleyici oldugunun gözlendigini kaydetti.
Doç. Dr. Yusuf Özkir, bilginin, sosyal medya mecralarinda nasil dezenformasyona ugradigina dair Türkiye ve dünyadan örnekler de verdi.
Özkir, "Yurttas gazeteciligi, demokratik, iyi niyetli yaklasimlarla ortaya çikmis, hak temelli bir gazetecilik arayisi olmakla birlikte bugün gelinen noktada maalesef yurttas gazeteciliginin yapildigi mecralarin da ayni sekilde toplumlari manipüle edici, dezenformasyon agina düsürecek, onlarin birligini, beraberligini sarsacak sekilde kullanilmaya baslandigi önemli özellikler tasimaya basladigini görüyoruz. Bu mecralarda yalan üretim, abarti üretim, kurgu üretim çok rahat bir sekilde yapilabiliyor. Sosyal medya mecralari, giderek gerçeklikten, dogrudan, hak temelli gazetecilikte haber aktarimindan uzaklasmis ve bir dezenformasyon makinesine dönüsebilme kapasitesine ulasmis durumda. Devletlerin yönetim biçimlerini ve seçim süreçlerini manipüle edecek sekilde bu mecralar artik çok rahat bir sekilde kullaniliyor. Düzen bozucu toplumsal hareketler bu mecralarda destekleniyor." degerlendirmesini yapti.
Sosyal medya mecralarinin gerçek oldugunu vurgulayan Özkir, iletisim tarihi boyunca iletisim mecralarini reddedenlerin kaybettigini ancak bunun nasil kullanilacaginin, nasil bundan maksimum toplumsal ve bireysel fayda saglanabileceginin çok daha fazla tartisilmasi gerektigini sözlerine ekledi.
