Aşırı Korumacı Anneler Dikkat
Annenin çocukla ilişkisinin en önemli evresinin, doğumdan hemen önce başlayıp, doğumdan sonraki aylarda süregelen ilişki olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Pelin Su Uzun, aşırıcı korumacı annelerin çocuğun davranışlarını etkilediğini söyledi.

Anne babanın özgüven düzeyinin, çocuklarının özgüven sorunlarına verdikleri tepkiyi büyük ölçüde belirleyen bir faktör olduğunu ifade eden Uzun, “Ebeveyn kendi değerinden ve yeteneklerinden kuşkuluysa, çocuklarından aşırı isteklerde bulunabilir; onları aşırı koruma, bazen de ihmal etme eğiliminde olabilir. Bu davranışlar, çocukların da özgüven sıkıntılarına sahip olmasıyla sonuçlanır. Koruyucu anneler, çocuklarının her ihtiyaçlarını kendileri yerine getirirler. Beş yaşındaki çocuklarına yemek yedirir, okula giden çocuğunun çantasını taşır ve ödevlerini yapar. Sokakta koşmalarına, başka çocuklarla oynamalarına izin vermezler” diye konuştu.
“Aşırı korunan çocuklar fazlaca bağımlı olur”
Her şeylerini anneden istemeye yöneldiklerini kaydeden Uzun, “Kendi başına karar vermekten aciz, sormadan, danışmadan bir şey yapmayan, girişim yeteneklerinden yoksun olurlar. El becerilerini geliştiremedikleri için beceriksiz, sakar dolayısıyla güvensiz olurlar. İstediklerini ağlayarak ister, verilmezse verilene kadar ağlar, mızmızlanır veya aşırı dediğim dedik, inatçı olmaya yönelirler. Kendini korumayı öğrenemediği için savunmasız, çabuk uyum gösteren, utangaç, çekingen bir kimlik geliştirmeye yönelirler veya aşırı otoriter, etrafını kullanan, sorumsuz ve şımarık kişilikler yetiştirebilirler. Aşırı korunan çocukların ruhsal gelişmeleri de engellenmiş olduğundan, büyüdüklerinde çocuksu, her şeyi bekleyen, talep eden olmazsa aşırı kızıp sinirlenen kişilikler geliştirebilirler” ifadelerini kullandı.
Okula gitmek istememe gibi durumların bu dönemde annenin çocuktan, çocuğunda anneden ayrılamaması sebebiyle ortaya çıktığını vurgulayan Uzun, “Okul reddi, çocukların anksiyete ve depresyon gibi duygusal sorunlar nedeni ile okula devam edememesi olarak tanımlanmaktadır. Okul reddi ve okul fobisi eş anlamlı olarak kullanılmamaktadır ve bu yapıdaki ebeveynlerin çocuklarında sıkça görülür. Unutulmamalıdır ki 3-6 yaş çocukların eğitimini gerçekleştiren anaokulu ve ilkokulu gibi kurumlar, annenin yokluğunu giderecek bir kurum olarak değil de, annenin tek başına çocuğun üzerindeki ilk yıllardaki rolüne katkıda bulunan ve bu rolü yaygınlaştıran bir kurum olarak değerlendirmek gerekir. Anaokulunu, ilkokula hazırlık olmaktan çok, ailenin dışına atılan bir adımdır” şeklinde konuştu.
