Başbakan Davutoğlu Açıklaması (3)

'(Sultanahmet'teki terör saldırısı) Bu şahıs kontrol altında olan yani takip edilen bir şahıs değildi. Normal olarak Türkiye'ye bir mülteci, sığınmacı gibi giren bir şahıs. Ancak bu saldırıdan sonra bütün bağlantıları, tabiri caizse lifler tek tek çözülerek bağlantıları ortaya çıkarılıyor. Ve bu bağlantılar içinde DAEŞ dışında DAEŞ'i kullanan bazı çevrelerin olabileceğine dair de bazı şüphelerimiz söz konusu' 'Türkiye'nin her köşesinde ama özellikle İstanbul'da, milletimizin, halkımızın güvenliği, şehirlerimizin asayişi için ne tedbir alınması gerekiyorsa, demokratik hukuk devleti kuralları içinde bunu alacağız. Daha görünür, daha etkin tedbirler'

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sultanahmet'teki terör saldırısını gerçekleştiren saldırganın takip altındaki bir şahıs olmadığını belirterek, 'Normal olarak Türkiye'ye bir mülteci, sığınmacı gibi giren bir şahıs. Ancak bu saldırıdan sonra bütün bağlantıları, tabiri caizse lifler tek tek çözülerek bağlantıları ortaya çıkarılıyor. Ve bu bağlantılar içinde DAEŞ dışında DAEŞ'i kullanan bazı çevrelerin olabileceğine dair de bazı şüphelerimiz söz konusu' dedi.

İstanbul Valiliği'nde yetkililerden Sultanahmet'teki terör saldırısına ilişkin brifing alan Davutoğlu, toplantının ardından gazetecilere açıklamada bulundu.

Başbakan Davutoğlu, bir gazetecinin, 'Saldırganın daha önce gözaltına alınıp, bırakıldığı yönünde iddialar var. Bu konuda neler diyeceksiniz?' sorusu üzerine, bu tür olaylardan sonra birçok spekülatif haber yapılabildiğini söyledi.

Resmi ağızlardan çıkmamış hiçbir haber ve değerlendirmenin esas alınmaması gerektiğini belirten Davutoğlu, böyle günlerde birçok psikolojik manipülasyonun söz konusu olabildiğini vurguladı.

Davutoğlu, böyle zamanlarda bir haberin üretilip, yaygınlaştırıldığını ve bir imaj oluşturulmaya çalışıldığını anlatarak, şöyle devam etti:

'Benim ve yetkili arkadaşlarımın ağzından çıkacak sözlerin dışında yapılan haber ve değerlendirmelere itibar edilmemesini rica ederim. Bu kişinin evet kimliğini çabuk tespit ettik. Çünkü artık çok etkin bir mücadele, çok tecrübe kazanmış bir istihbarat ve emniyet birimlerimiz var. Kamu önünde bütün yönleriyle tasvir etmek istemem ama parçalanmış bir cesedin ki patlayıcı üzerinde olduğu için tümüyle parçalanmış bir cesedin, kafatasıyla yüzü ve geride kalan tırnakları üzerinden süratle yapılan tetkiklerle ki bunların neticelerini gördüm, süratle neticeye ulaşılıyor. Bu başka bir etkinliği de gösteriyor. Türkiye'ye giren bütün yabancı uyrukluların bütün kayıtları alınıyor. Yani kayıt yaparken görsel kayıt da yapılıyor. Her bir kayıtta kişinin görsel kaydı da yapılıyor. Bütün bunlar, parmak izleri ve diğerleri birleştirilerek bir sonuca ulaşıldı. Bu şahıs kontrol altında olan yani takip edilen bir şahıs değildi. Normal olarak Türkiye'ye bir mülteci, sığınmacı gibi giren bir şahıs. Ancak bu saldırıdan sonra bütün bağlantıları, tabiri caizse lifler tek tek çözülerek bağlantıları ortaya çıkarılıyor. Ve bu bağlantılar içinde DAEŞ dışında DAEŞ'i kullanan bazı çevrelerin olabileceğine dair de bazı şüphelerimiz söz konusu. Kişinin DAEŞ'le irtibatı, bazı kurduğu ilişkiler üzerinden de tespit edildi. Dolayısıyla da takip edilen bir şahıs değildi.'

'Saldırganın daha önce gözaltına alınıp bırakıldığı' iddiasının doğru olmadığın aktaran Davutoğlu, bu yöndeki haberlerin de spekülatif haberler olduğunu dile getirdi.

Başbakan Davutoğlu, dünyanın her yerinde böyle bir olay yaşandığında bu tür soruların sorulabildiğini belirterek, 'Ancak bilinsin ki böylesine büyük bir metropolde, her zaman insan akışının yoğun olduğu, milyonlarca insanın anlık hareketler içinde olduğu bir yerde, bütün bu tedbirler alındığında dahi bu hareketlilikler bazı istenmeyen sonuçlar doğurabiliyor. Dolayısıyla bir gözaltı ya da daha önce bir takip türü bir gelişme yok' değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin tek boyutlu bir terör tehdidi altında olmadığını ifade eden Davutoğlu, DAEŞ'in daha önce Suruç’ta, Ankara’da şimdi İstanbul’da olduğu gibi olayları olduğunu ancak bunun yanında Türkiye'nin şehirlerini kana bulmaya çalışan PKK terörünün de olduğunu bildirdi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, şu anda Sur'da, Cizre'de, Silopi’de ve birçok şehirde her an kaos çıkarmak için fırsat gözleyen PKK tehdidi olduğunu dile getirerek, 'Bunun yanında İstanbul sokaklarında küstahça, cenaze töreni gibi görüntüler altında silahlı gösteri yapmaya kalkan DHKP/C, MLKP unsurları ve daha niceleri var. Emniyet birimlerimiz, gece, gündüz tüm bu tehditlere karşı ülkemizin emniyetini, güvenliğini sağlamaya çalışıyor' diye konuştu.

- 'Gerekli tüm tedbirleri alacağız'

'Biz bir ada devleti, dünyadaki olayların dışında, izole olmuş bir devlet değiliz' diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Coğrafyaları zikretmek istemem ama hani İskandinav da değiliz, bir Pasifik ülkesi de değiliz. Bütün olayların cereyan ettiği bir coğrafyanın en merkezindeyiz. Türkiye'yi kapatamazsınız. Kapattığınız anda ekonominiz ve sosyal hayatınız da etkilenir. Türkiye dünyaya açılmak zorunda ama dünyaya açıldığınızda olumlu unsurlar kadar olumsuz unsurlar da buradan kaçarak gelmeye gayret edecektir. O zaman yapacağımız şey, sistemi daha etkin işletmek, güvenlik sitemini daha etkin kullanmak. Gerekiyorsa yasal düzenlemeler yapmak. Geçen yıl çıkardığımız İç Güvenlik Yasası’nın ne kadar önemli olduğu, bir kez daha ortaya çıkıyor. Gerekirse yasal düzenlemeler ve görünür güvenlik tedbirleri alacağız. Hayatın normal akışını etkilemeden, görünür güvenlik tedbirleri. Mesela Paris'te ve Brüksel'de terör saldırılarından sonra daha görünür, fiziki güvenlik tedbirleri söz konusu oldu. Avrupa'nın başşehri Paris'te, yani 'bunu Türkiye'de yapacağız' diye demiyorum ama asker göreve çağrıldı. Bugün Cizre, Silopi'de aldığımız bazı tedbirleri gayri tabii görenler, Paris'te bir terör saldırısı sonrasında bizzat Fransız hükümetinin askeri Paris'e davet etmesini hiç antidemokratik bulmamışlardı. Veya Amerika'da birtakım etnik çatışmalar yaşandığında orada sokağa çıkma yasağı uygulamasını antidemokratik bulmayanlar, Türkiye'deki terör saldırılarının yaşandığı yerlerde aldığımız tedbirleri, gayri tabii bulabiliyorlar. Türkiye'nin her yerinde, özellikle de İstanbul'da milletin güvenliği, şehirlerin asayişi için alınması gereken ne tedbir varsa, demokratik hukuk kuralları içinde hepsini alacağız.'

Bunların, daha görünür, daha etkin tedbirler olacağının altını çizen Davutoğlu, tek tek, ilçe ilçe, ayrıca da kritik insan akışının yoğun olduğu yerlerle ilgili, hassas noktalarla ilgili brifing aldığını, buralarda ek güvenlik tedbirleri alacaklarını açıkladı.

- 'Ateş çemberine girmeyeceğiz'

Başbakan Davutoğlu, halkın yoğun gittiği alanlar konusunda gerekli güvenlik tedbirlerini alacaklarını vurgulayarak, 'Ama burada en önemli güvenlik tedbiri, halkımızın da kendi alacağı güvenlik tedbirleri. Yani, biz bütün bu tedbirleri alırken, halkımızın da İstanbul'un güvenliği ve huzurlu bir şehir olma niteliğini koruma bağlamında olaki hissettikleri, duydukları bazı güvenlik risk unsurları varsa, bu konuda güvenlik birimlerimizle yakın iş birliği içinde, bunlara karşı birlikte mahallelerimizi, sokaklarımızı şehirlerimiz koruyacağız. Türkiye'yi birileri ateş çemberinin içine sokmaya çalışabilir. Biz bu ateş çemberine girmeyeceğiz. Bütün bu ateşlere su dökeceğiz. Bu ateşleri söndürmeye gayret edeceğiz. Ama ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmaya kararlıyız. Her türlü bu ek tedbirleri aldık, almaya devam edeceğiz' ifadelerini kullandı.

Bir gazetecinin, Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere ile yaralıları ziyaret etmelerini anımsatarak, 'Neler konuşuldu, nelerden bahsedildi?' yönündeki sorusunu Davutoğlu, şu şekilde yanıtladı:

'Alman Bakan ile hastalarımızı da birlikte ziyaret ettik. İçişleri Bakanımız zaten Alman Bakanı misafir etti. Dün de ben Sayın Merkel’le konuştuğumuzda, birlikte alacağımız tedbirleri, yapacağımız çalışmaları da gözden geçirmiştik. Bugün Sayın Bakan geldi. İçişleri Bakanımızla yaptığı görüşmeler sonrasında hastaları ziyaret ettik. Gerçekten gurur duydum. Sayın Bakanın yanında yaşlı bir misafirimiz, hastamız bana ve ona hitaben şunu söyledi; 'Kötü bir olay yaşadık ama her türlü ihtimamı gördük. Hiçbir gecikme olmadı. Hemen ambulansları yanımıza bulduk. Hemen hastaneye intikal ettirildik ve hastanede tüm gece doktorlar, hemşireler başımızdaydı. Kendimizi hiç başka ülkede hissetmedik.' Şimdi bunu yabancı bir misafir yanında böyle bir övgü almaktan dolayı ben bütün bu sürede fedakar şekilde çalışan herkese teşekkürü bir borç biliyorum. Ve bunu sadece o anda Alman hasta için değil diğer hastalar da bunları zikrettiler. Bu sebeple Alman Bakan da Sayın Merkel’in selamını iletti. Ayrıca bizzat benimle birlikte bu hastaları ziyaret etmemizden dolayı bize, bütün doktor, emniyet görevlilerimize teşekkür etti. Ve en önemli mesajı verdi; 'Birileri Almanlar için 'Türkiye güvenli değil' diye bir mesajı vermek istediyse, biz tam tersini düşünüyoruz. Almanlar için Türkiye güvenilir bir turizm ülkesidir. Güvenilir, dost bir ülkedir.' Zaten bunu kendi kamuoyuna yönelik açıklamasında da vurguladı. Birlikte gerek hasta ziyaretinde, gerek olay mahallinde, gerekse yemekteki görüşmemizde, 'burada bu mesajı verdim. Almanya’da da vermeye devam edeceğim' dedi. Zaten bildiğiniz gibi 22 Ocak’ta Türkiye-Almanya hükümetlerarası zirve için Almanya'da olacağım bakan arkadaşlarımla birlikte. Bu daha önce planlanmış ve ilk toplantı olarak gerçekleşecek bir toplantı olacak. Sayın Merkel’le de dün görüşmüştük. Orada da eminim bu mesajları tekrar edeceğiz.'

Başbakan Ahmet Davutoğlu, olayın sadece Alman turistlere dönük, sadece onları hedef olan bir olay olmadığını, saldırganın başka bir gruba, hedefe de yönelebileceğini anlatarak, şunları kaydetti:

'Alman hükümetinden gördüğümüz yakın ilgi, temasımız sırasında Sayın Merkel’in karşılıklı güvene dayalı gösterdiği ihtimam, güven duygusu, 'sizin en iyisini yaptığınızdan eminim' demiş olması... Hastalara da ifade ettim. 'Siz şu ana kadar Almanya vatandaşıydınız ama bu andan itibaren doğal Türkiye Cumhuriyeti vatandaşısınız. Burada kanınız bu topraklara düştü. Bundan sonra buraya geldiğinizde kendi evinizde hissedeceksiniz ve istediğiniz takdirde vatandaşlık dahil her türlü hizmeti sunmaya hazırız.' Bunu da salt formal prosedür olarak değil, Sayın Bakan da ifade etti, 'yüreğinizden konuşuyorsunuz.' Evet, yüreğimizden konuşuyoruz. Kültürümüzün dayanağı temeller var. Evimize gelen bizim emniyetimizin, aşımızın, kaderimizin ortağıdır. Ha evimize misafir gelmiş ha Türkiye sınırları içine Türkiye’yi görmek, bizimle tanışmak için gelmiş, hiçbir şey fark etmez. Türkiye büyük bir evdir. O kapıdan giren herkes, emniyet içinde olacaktır. Eğer bir ona bir zarar gelmişse de aynı kendi aile ferdimize gelen zarar neyse onun gereği yapılır ve bir aile muhabbetiyle onu bağrımıza basarız. Bir hastamız biraz durumu kritik. Bütün halkımızdan da bu hastamız hanımefendi, sağlığı için dua etmesini istiyorum. O eşini maalesef kaybetti. Kendi ağır durumda, yoğun bakımda. Bir beyin travması geçiriyor. Çünkü evimize girdikleri andan itibaren onlar bizim için aile ferdi. Bunları da hastalara ve Sayın Bakana ifade ettim. Zor bir süreç ama insani boyutuyla hepimize örnek teşkil etmesi gereken davranışların sergilendiği bir süreç oldu. Ümit ederim bundan sonra İstanbul’a gelen herkes bu şehrin birikimlerinden, nimetlerinden istifa edecek. Yeni dostluklar bu şehirde kurulacak.'

(Sürecek)

Kaynak: AA