Anayasa Mahkemesi O Cümleyi Anayasa'ya Aykırı Buldu
Anayasa Mahkemesi, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesinin ilk fıkrasının bendindeki ''Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir'' cümlesini Anayasa'ya aykırı buldu.
Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan karara göre, Tarsus'ta 2010 yılında, bir kişi, 18 yaşından küçükken babasının sevdiği kadının soyadını alması nedeniyle soyadının değiştiği, bu olaydan dolayı çevresinde alay konusu olduğu, psikolojisinin bozulduğu gerekçesiyle eski soyadını almak için Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurdu.
Davalı nüfus temsilcisi ise 5490 sayılı Kanun'un ilgili maddesi ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi kararı doğrultusunda söz konusu davaların bir defa açılabileceğinden davanın reddini istedi.
Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, söz konusu yasa hükmünün; herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak üzere yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip bulunduğu ve Türk toplumunun temelinin aile olduğuna ilişkin ilkeleri ihlal etmesi nedeniyle Anayasa'nın 17, 36 ve 41. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
Yüksek Mahkeme, kararında Anayasa'nın 17. maddesinde, ''Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir'' hükmünün düzenlendiği anımsatılarak, kişinin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma hakkının birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilemez, vazgeçilemez temel haklardan olduğu vurgulandı. Kararda, bu haklara karşı her türlü engelin ortadan kaldırılmasının devlete görev olarak verildiği belirtildi.
Anayasa'nın 36. maddesine göre, herkesin meşru araç ve yollardan yararlanarak yargı mercileri önünde davacı ya da davalı olarak sav, savunma ve adil yargılanma hakkı bulunduğu ifade edilen kararda, maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğünün, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden olduğu anlatıldı.
Ad, soyadı, cinsiyet, doğum kaydı gibi kişilere ait kimlik bilgileri ve aile bağlarıyla ilgili bilgilerin vazgeçilmez, devredilmez, feragat edilmez, kişiye sıkı surette bağlı kişilik hakları kapsamında bulunduğuna işaret edilen kararda, şöyle denildi:
''Kişilere ait kimlik bilgileri ve aile bağlarıyla ilgili bilgileri içeren kayıtların kişilik haklarından olması, onlara hiçbir müdahalede bulunulamayacağı anlamına gelmez. 5490 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde açıklandığı gibi, Türkiye Cumhuriyeti'nin en belirgin temel niteliklerinden olan sosyal hukuk devletinin genel çerçevesi içerisinde Türk toplum yaşamı hukuk kuralları ile düzenlenmiştir ve bu düzenlemenin konusunu oluşturan kişilere ait çeşitli bilgiler de hukuk kurallarına uymanın bir gereği olarak kamu yönetimlerince kayıt altına alınmıştır. Bu nedenle, yasa koyucunun kamu yararı ve kamu düzenini sağlamak amacıyla kişilere ait kimlik bilgileri ve aile bağlarıyla ilgili bilgiler konusunda anayasal hakları ihlal etmemek koşuluyla düzenleme yapma yetkisi bulunduğu açıktır.
Bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olan kimliği ve aile bağlarıyla ilgili bilgileri içeren nüfus kayıtlarında haklı nedenlerin varlığı halinde değişiklik ve düzeltme yapılmasını isteme hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma, geliştirme hakkı kapsamında olup, bunun dava yoluyla bir defadan fazla talep edilememesini öngören kural Anayasa'nın 17. maddesi ile bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, itiraz konusu kuralla kişilerin ad, soyadı, cinsiyet ve doğum kaydı gibi bilgilerinde herhangi bir nedenle meydana gelen değişikliklerin resmi kimlik kayıtlarında yer almasını sağlamak amacıyla dava açmaları hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucudur. Ancak dava hakkının bir kere ile sınırlandırılarak maddi gerçeğin resmi kayıtlara geçmesinin engellenmesi hak arama özgürlüğüne müdahale niteliğindedir. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 17. ve 36. maddelerine aykırıdır.''
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesinin ilk fıkrasının bendindeki ''Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir'' cümlesinin oyçokluğuyla Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildi.
Kaynak: AA
Davalı nüfus temsilcisi ise 5490 sayılı Kanun'un ilgili maddesi ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi kararı doğrultusunda söz konusu davaların bir defa açılabileceğinden davanın reddini istedi.
Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, söz konusu yasa hükmünün; herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak üzere yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip bulunduğu ve Türk toplumunun temelinin aile olduğuna ilişkin ilkeleri ihlal etmesi nedeniyle Anayasa'nın 17, 36 ve 41. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
Yüksek Mahkeme, kararında Anayasa'nın 17. maddesinde, ''Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir'' hükmünün düzenlendiği anımsatılarak, kişinin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma hakkının birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilemez, vazgeçilemez temel haklardan olduğu vurgulandı. Kararda, bu haklara karşı her türlü engelin ortadan kaldırılmasının devlete görev olarak verildiği belirtildi.
Anayasa'nın 36. maddesine göre, herkesin meşru araç ve yollardan yararlanarak yargı mercileri önünde davacı ya da davalı olarak sav, savunma ve adil yargılanma hakkı bulunduğu ifade edilen kararda, maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğünün, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden olduğu anlatıldı.
Ad, soyadı, cinsiyet, doğum kaydı gibi kişilere ait kimlik bilgileri ve aile bağlarıyla ilgili bilgilerin vazgeçilmez, devredilmez, feragat edilmez, kişiye sıkı surette bağlı kişilik hakları kapsamında bulunduğuna işaret edilen kararda, şöyle denildi:
''Kişilere ait kimlik bilgileri ve aile bağlarıyla ilgili bilgileri içeren kayıtların kişilik haklarından olması, onlara hiçbir müdahalede bulunulamayacağı anlamına gelmez. 5490 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde açıklandığı gibi, Türkiye Cumhuriyeti'nin en belirgin temel niteliklerinden olan sosyal hukuk devletinin genel çerçevesi içerisinde Türk toplum yaşamı hukuk kuralları ile düzenlenmiştir ve bu düzenlemenin konusunu oluşturan kişilere ait çeşitli bilgiler de hukuk kurallarına uymanın bir gereği olarak kamu yönetimlerince kayıt altına alınmıştır. Bu nedenle, yasa koyucunun kamu yararı ve kamu düzenini sağlamak amacıyla kişilere ait kimlik bilgileri ve aile bağlarıyla ilgili bilgiler konusunda anayasal hakları ihlal etmemek koşuluyla düzenleme yapma yetkisi bulunduğu açıktır.
Bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olan kimliği ve aile bağlarıyla ilgili bilgileri içeren nüfus kayıtlarında haklı nedenlerin varlığı halinde değişiklik ve düzeltme yapılmasını isteme hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma, geliştirme hakkı kapsamında olup, bunun dava yoluyla bir defadan fazla talep edilememesini öngören kural Anayasa'nın 17. maddesi ile bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, itiraz konusu kuralla kişilerin ad, soyadı, cinsiyet ve doğum kaydı gibi bilgilerinde herhangi bir nedenle meydana gelen değişikliklerin resmi kimlik kayıtlarında yer almasını sağlamak amacıyla dava açmaları hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucudur. Ancak dava hakkının bir kere ile sınırlandırılarak maddi gerçeğin resmi kayıtlara geçmesinin engellenmesi hak arama özgürlüğüne müdahale niteliğindedir. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 17. ve 36. maddelerine aykırıdır.''
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesinin ilk fıkrasının bendindeki ''Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir'' cümlesinin oyçokluğuyla Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildi.
