İhracatçının sermaye yetersizliği

Döviz kurunun düşüklüğünden şikâyet eden ihracatçılara vadeli işlem yapmaları tavsiyesinde bulunan Merkez...


Döviz kurunun düşüklüğünden şikâyet eden ihracatçılara vadeli işlem yapmaları tavsiyesinde bulunan Merkez Bankası’nın da, ihracatçıların temsilcisi TİM’in de telaffuz etmediği bir sorun var.
Bu sorun, ihracatla uğraşan kimi firmaların yeterli sermayelerinin olmamasıdır. Öyle ki, bu sorun su yüzünde pek görünmeyen ama önemi yüksek sorunların başında gelmektedir. Bu soruna sahip ihracatçı şirketlerin rekabetçi olmaları, pazarlarda pay kapıp orta vadede kazanç sağlamaları olanaksızdır. İhracat bedellerini görece daha yüksek bir kurdan TL’ye çevirmeyi arzulayan ihracatçı şirketlerin, döviz kurunu ‘hedge’ edecek mekanizmaları kullanma, vadeli döviz işlemi yapma ‘yetenekleri’ sermayeleri ile sınırlıdır.
Vadeli işlem yapma ‘yeteneği’, ihracatçı şirket sermayedarları ya da yöneticilerinin bireysel nitelikleriyle değil, şirketin sermayesiyle biçimlenen bir ‘yetenektir’. İşte ne TİM’in, ne de Merkez Bankası’nın kamuoyuna açıkça söyleyemedikleri bu sınırlı ‘yetenek’, sermaye yetersizliği sorunudur.
TİM’in yılın ikinci çeyreğinde hazırlattığı İhracatçı Eğilim Anketi’ne göre; ihracatçı şirketlerin yüzde 38.1’i vadeli döviz işlemi yapıyor. Büyük bir çoğunluk (yüzde 61.9) döviz kuru riskinden kaçınmak için bir finansal araç kullanmıyor.
Mekanizma ile ilgili kısa bir özet:
Vadeli döviz satışı, opsiyon ya da swap gibi herhangi bir vadeli döviz işlemi için bir muhatap banka gerekir. İkincisi de; bankada da ihracatçı şirketin kredisinin olması gerekir. Banka açısından
risk, ihracatçı şirketin vadesinde dövizi bozdurmak için getirmemesidir.
Bu durumda sözleşme yapılan tarihle, işlemin edim vadesinde ortaya çıkan kur farkı bankanın üzerinde kalacaktır.
İşte bu tür ‘işlemden kaçınma’ halinde ortaya çıkacak risklere karşı, bankanın şirket lehine bir kredi limiti tahsis etmesi söz konusudur. Tam bir kredi tahsis süreci işlemektedir. Bu noktada da, şirketin defterindeki değerler, sermaye yapısı gibi temel unsurlar hesaba katılmaktadır.
Sonuçta, sermayesi yetersiz bir ihracat şirketinin sağlayabileceği kredi limiti de sınırlı kalmaktadır. Bu durumda, işletme sermayesi için gereken krediden tutun, döviz kuru riskinden kaçınmak için sağlamak istediği işlem limitine kadar çok önemli alanlarda hareket yeteneği kısıtlı kalmaktadır.
Döviz geliri olup da kurdaki düşüşten kaçınmak isteyen ihracatçılar için ikinci bir yol da, döviz yükümlülüğü yaratmaktır. Örneği döviz kredisi ya da dövize endeksli kredi almaktır. Ama bunun için de bir bankada kredi limiti açılması ya da kredi limitinin genişlemesi gerekmektedir.
İşte ihracatçı örgütlerinin de, Merkez Bankası’nın da yüksek sesle söyleyemeyeceği konu budur. Bazı ihracatçılarımızın sermaye yetersizliği, onların ellerini kollarını bağlamaktadır.
Son bir aylık dönemde sadece döviz kuruna odaklı tartışmalar yerine; döviz kurunda daha çok hasar veren maliyetler ve enflasyon ile ihracatçılarımıza kalıcı olarak rekabetçilik kazandıracak yapısal adımları düşünmek daha yararlı olmayacak mıdır?