Nazım Alpman: Artı ve eksi

İnternethaber yazarlarından Nazım Alpman bugünkü köşesinde Başbakan Erdoğan ve Anayasa paketine değindi.

Başbakan Tayyip Erdoğan birden çok cephede savaş veriyor. Bu yüzden zaman zaman gardı düşüyor. Mesela Anayasa değişikliği konusunda TBMM’de süren maratonda önce gün hiç beklemediği bir darbe aldı.
Başbakan’ın bir anda yüzü düştü, morali bozuldu!
Oysa büyük siyasi mücadeleler, böylesi küçük darbeleri sineye çekebilmeyi gerektirir. Mesela İsmet İnönü, 1950’de koltuğunu Demokrat Parti’ye bıraktığında CHP’nin 1923’ten beri süren iktidarı da bitiyordu. İsmet Paşa tarihi şahsiyetini konuşturarak şöyle dedi:
-En büyük yenilgim, en büyük zaferimdir!
CHP seçimi kaybetmiştir ama Türkiye çok partili demokrasiye adım atmıştır. Hem de iktidar değişikliğiyle…
Erdoğan, İsmet İnönü’nün “liderlik” yönüyle ilgilense kendisi için daha hayırlı sonuçlara ulaşabilir. Çünkü CHP’de artık o çapta liderler çıkmıyor. O yüzden İnönü’nün liderlik özellikleriyle ilgilenip istifade edecek kimse yok o tarafta…

1 MAYIS HÂSILATI OLMAZ

Tayyip Erdoğan hiç gereği yokken 1 Mayıs için sendika liderleriyle “Taksim kavgasına” girdi. Sendika liderleri “Taksim’i aldık” deyince Erdoğan hemen atıldı:
-Siz almadınız ben verdim!
Ne gerek var ki?
Taksim’i işçi sınıfına Tayyip Erdoğan değil, 12 Eylül yasaklamıştı.
Tarih böyle yazdı.
İlerde 2010 1 Mayıs’ı yazılırken de iktidarda kimin olduğu elbette görülecektir. Böylesi toplara girmesi Erdoğan çapında bir lider için kendi kendisine eksi yazması anlamına geliyor.
Ayrıca DİSK Başkanı Süleyman Çelebi 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması konusunda hükümete de teşekkür ederek hakkını teslim ettiğini görmesi gerekirdi.
Erdoğan’ın da DİSK’in hakkını teslim etmesi beklenirken “ben verdim” diye atılması sıklet olarak onu aşağı çekti. DİSK’in Taksim için yıllardır süren direngenliği, işçilerin yediği coplar, gazlar ucu ucuna eklense Taksim’den Brüksel’e (AB) köprü olurdu!

ERDOĞAN BÖYLE BAŞBAKAN OLDU

Mağdurların inadı, güce dönüşmezse kimsenin kılı kıpırdamayacağını en iyi Erdoğan’ın bilmesi gerekir.
Hatırlayın, Tayyip Erdoğan 2002 Seçimleri’ne sokulmamıştı. Ama AK Parti ezici bir zafer kazanınca Siirt’in Pervari ilçesine bağlı Doğanköy’de seçimler iptal edilmişti. Sadece Siirt için yapılan özel seçimle Tayyip Erdoğan önce milletvekili, sonra da başbakan oldu.
AK Parti 2002 seçimlerinde 100 milletvekilinin altında bir sayı Meclis’e girseydi, Siirt’te seçim falan olmaz, Erdoğan da milletvekili seçilemezdi.
Siirt seçimlerini yenileten kuvvet AK Parti’nin seçmen gücüydü, İl Seçim Kurulu’nun sandık hassasiyeti değil!
Bu yüzden Taksim’in artısı DİSK’e ve işçi sınıfının diğer örgütlü yapılarına, eksisi ise 12 Eylülcülere yazılır. Erdoğan aldım-verdim hesabına girişmeseydi, 12 Eylülcülerin kararını yürürlükten kaldırdığı için Taksim’in artı puanları ona da gelirdi.
Erdoğan, TEKEL Direnişi sırasında işçiler arasında kaybettiği itibarını Taksim 1 Mayıs kutlamasıyla bir ölçüde kazanabilirdi. Bunun için hiçbir şey yapması gerekmiyordu. Susması yeterdi!
Oysa Türkiye’yi yeniden kanlı bir cendere içine almak isteyenlerin operasyonlarını değerlendirirken, iktidar temsilcisi gibi değil de muhalefet sözcüsü cümleleriyle tespitler yapabiliyor.
Yaşananlar böylesi bir muhasebeyi gerekli kılıyor:
-Erdoğan’ın artıları ile eksileri…


İNTERNETHABER 10 YAŞINDA

Bugün İnternet Haber’in yaş günü…
Türkiye’nin en fazla ilgi gören, merak edilen ve okunan haber siteleri arasında ön sırada gelen İnternet Haber 10 yaşına girdi.
10 yaş, insan için küçüktür. 10 yaşında bir insan daha küçücük bir çocuk kabul edilir.
Ama bir yayın organı için çok büyük bir aşamayı gösterir.
Sadece Türkiye’de değil, dünyada da çok yeni olan bir medya alanında kesintisiz 10 yıl habercilik yapabilmek başlı başına bir başarı öyküsüdür. Bu sürece tamamlayanlar bakımından da ödül değerinde kabul edilmelidir.
İnternet Haber’in etki gücü hakkında epeyce deneyim sahibi olduğumu belirtmeliyim. Mesela soğuk bir kış gecesi Bulgaristan’ın sahil kenti Varna sokaklarında dolaşırken, tanıştığımız Türkiyeli gençler içinden ikisinin İnternet Haber okuru çıkması, tanışmamızı da bu yazar-okur ilişkisine borçlu olduğumuzu öğrenmek yabana atılamaz.
Bir başka yıl Diyarbakır’da bir miting sırasında çok ünlü bir sanatçı dost ile birlikteyken onu tanıyan hayranları fotoğraf çektirme kuyruğu oluşturmuşlardı. Bu sırada iki genç kız yanıma gelerek “biz de fotoğraf çektirmek istiyoruz” dediler. Onlara izin için aracıya gerek olmadığını doğrudan yanına gitmelerinin yeteceğini söyleyince itiraz ettiler:
-Biz sizinle fotoğraf çektirmek istiyoruz.
-Ama ben onun ekibinden biri değilim, yanlışlık olmasın!
-Biz İnternet Haber okuruyuz Nazım Bey!
Önce şaşırdım, sonra mutlu oldum, birlikte bir İnternet Haber hatırası oluşturduk.
Son bir yıl içinde birkaç yurt dışı seyahati yaptım. Gittiğim her ülkede, şehirde birçok İnternet Haber okuruyla tanışma fırsatım oldu.
Gelen e-postaları harita üzerinde birbirine bağlarsak dünya çapında bir İnternet Haber okur ağı olduğunu görebiliriz.
Böylesi bir haber mecrasını yaratan, geliştiren başarılı bir ekip var İnternet Haber’in başında… Hepsi adına bu sitenin kurucusu, elde ettiği büyük başarılarla birlikte gazeteciliğe, gazetecilere karşı saygı ve sevgisini yitirmeyen Hadi Özışık’ı kutluyorum.
Ama en fazla da okurların alkışı hak ettiğini düşünüyorum.
İnternet Haber aktif okurlarıyla gelişerek güçleniyor.
İnternet Haber’in yeni yaşı kutlu olsun!