Başbakan Erdoğan, 'Açık Görüş' Programına Katıldı(2)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yüksek yargı organlarının taleplerinin Anayasa değişiklik taslağı içerisinde bulunduğunu belirterek, "Samimi davranmışız, ama istediğiniz her şeyi biz yapmaya da mecbur değiliz ki, biz yasama organıyız" dedi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yüksek yargı organlarının taleplerinin Anayasa değişiklik taslağı içerisinde bulunduğunu belirterek, "Samimi davranmışız, ama istediğiniz her şeyi biz yapmaya da mecbur değiliz ki, biz yasama organıyız" dedi.
Kanal 24'te yayınlanan "Açık Görüş" programında gazetecilerin soruların yanıtlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa değişikliği çalışmalarının "AK Parti'nin kendi yargısını oluşturma çabası" olarak algılandığı yönündeki eleştiriler bulunduğunun belirtilmesi üzerine yaptığı konuşmada, "AK Parti kendine ait yargıyı nasıl yaratacak? Yargıtay diyor ki 'Benim elimde yeteri kadro olmadığı için dosyalar birikti'. Milyonlarca dosya var elinde. Biz, kadro için alım yapacağız, Danıştay kalktı, bir karar
verdi. Ne dedi, 'Mülakatlar tamamıyla kamera altında yapılacak'. Bizim iktidarımıza kadar böyle bir uygulama yok, kamera nereden çıktı? Siz yine vardınız bizden önceki iktidarda böyle bir uygulama olmadı. Kameralar olacak, orada yetkililer mülakat yapacak. Böyle bir şey olur mu" şeklinde konuştu..
Erdoğan, "Yargının bu anayasa değişikliğiyle derdi ne" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, Adalet Bakanı'nın Yargıtay, Danıştay ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'yla (HSYK) görüşmeler yaparak, bu kurumların kanaatlerini istediğini söyledi.
Yargı organlarının bazı talepleri olduğunu, bazılarının da bilgi notu şeklinde kendilerine ulaştığını belirten Başbakan Erdoğan, "Yüksek yargının taleplerinin yüzde 70'i şu anda bizim tasarımızın içinde var. Hadi, 'Hayır' desinler, ama var. Samimi davranmışız, ama istediğiniz her şeyi biz yapmaya da mecbur değiliz ki, biz yasama organıyız" görüşünü dile getirdi.
"KÜRESEL SERMAYE, SÜREKLİ YARGIYA TAKILDIĞI BİR YERE GELİP GİRMEZ"
Yasama organının içerisinde, ayrıca kendi partisinin içerisinde anayasa hukukçusundan ceza hukukçusuna varıncaya kadar yıllar yılı mahkemelerde görev yapan, avukatlık yapan birçok arkadaşları olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, "Bu kurumlar arasındaki sıkıntı değil, koltuklarda oturanlar arasındaki sıkıntı, dert burada. Eğer biz aklıselim ile birbirimize yaklaşmış olsak. Bu ülkede yani ben Başbakanım, benim gururum, kibirim yok, ama isterim ki diğer kurumların başındakiler de seçilmişleri kastediyorum,
böyle bir gururun, kibrin içinde olmasın. Bizim paydamız önce millet olsun, ondan sonra da devletimiz olsun. Milletimizin itibarını, hakkını, hukukunu koruyalım. Devletimizi de muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkartalım, bu hedefe kilitlenmemiz lazım, ama inanın böyle gitmiyor. Bize çelme takmak için ne gerekiyorsa bu yapılıyor, bunlar bizim hızımızı zaman zaman kesiyor. Çünkü, örneğin ülkemizi biz küresel sermayenin önemli merkezlerinden biri haline getirmek istiyoruz, ama küresel sermaye,
sürekli yargıya takıldığı bir yere gelip girmez. Onlar da bir istikrarı bekliyorlar, bir adli istikrarı. Bunu göremeyince o zaman kaçıp gidiyor, daha uygun bir yere gidiyor" diye konuştu.
Bazı yargı kararlarının ekonomiyi olumsuz etkilediğini, buna rağmen büyük mesafeler alındığını, ancak küresel sermayenin gelişini engelleyen yargı kararları olmasa Türkiye'nin şu anda bulunduğu yerden çok daha ileride olabileceğini kaydeden Başbakan Erdoğan, "Burada ciddi sıkıntı var, temenni ederim ki bu tür olayların hepsinde bir hayır vardır. Sonunda yine bir hayrı yakalarız" ifadelerini kullandı.
Anayasa değişiklik taslağının oylanmasından ve referandumdan ne beklediğinin sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, Meclis'te açık oylama yapılmayacağını, 3 neticeli bir sonuç olacağını ifade etti.
MHP, CHP, BDP ve bütün milletvekillerinden destek beklediklerini söyleyen Başbakan Erdoğan, "Destek vereceklerine inanıyorum, milletimizin de şu andaki arzusu, talebi bu istikamette. Asıl böyle talep ederse, inanıyorum ki vekilleri de bu istikamette hareket edecektir. Bunu başarmamız halinde o zaman bir referandum sürecine gerek kalmayacak. Bu parlamento içinde biz 411'i bile yakaladık, ama oradaki konsensüste CHP dışında oluşmuştu. 411'i yakalayan bir parlamento var şu anda, şimdi niye olmasın, gene
olabilir. 367-330 aralığı da olabilir, biz en kötü ihtimal olarak bunu görüyoruz. Bunun dışında bir ihtimali düşünmüyoruz, düşünmek de istemiyoruz" dedi.
"Anayasa paketi Türkiye'de neyi değiştirecek" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, "Anayasa mini paketi, bana göre Türkiye'yi demokratik standartlar noktasında çok ileri taşıyacak. Öz güven getirecek, çok daha rahat hareket alanı doğuracak diye düşünüyorum'' şeklinde yanıt verdi.
Erdoğan, ''Özellikle aile, çocuk hakları, toplu sözleşmeyle ilgili bu yeni değişim ve dönüşüm, kamu denetçiliği, bunun yanında özellikle yüksek yargı kurumlarıyla ilgili atılan adımlar, siyasi partilerle ilgili atılan adımlar. Bunlar Türkiye'de yeni bir başlangıcın en önemli işaret fişekleri. Bu bakımdan çok çok önemli" şeklinde devam etti.
"İSTİHDAMLA MÜCADELE HER ŞEYİN TAM RAYINA OTURDUĞU ÜLKEDE OLUR. AMA ŞU ANDA SIKINTILAR VAR"
TOBB'a bağlı iş yerlerine birer işçi alınması önerisiyle ilgili bir soruya Başbakan Erdoğan, "Oksijen çadırında olan bir ekonomiyle ilgili bir öneri yaptım TOBB'a. '1 milyon 300 bin üyem var' diyorsunuz. Her biriniz bir işçi alsa 1 milyon 300 işçi eder. Bu işsizliği bizde ortalama 3-4 puan götürür. 'Tamam, yaparız' falan dediler. 'Bize bazı şeyler yapın' dediler. 'Ne yapalım' dedik. 'Tekstilde KDV'nin düşürülmesi' dediler, indirdik. İşverenin SSK primi yükünü yüzde 5 düşürdük. Kurumlar Vergisi'ni
düşürdük. TOBB, bu konuda adım atmadı. Bugün açılışını yaptığım işverene sordum, 'Ne kadar işçi aldın' diye. '700 işçi aldım' dedi. Bu, milli bir sorun. Böyle bir dönemde yapılmayacak, ne zaman yapılacak. Birer kişi almayı kendileri için köşeye sıkıştırma operasyonu olarak görüyorlar. 700 kişiyi bir firma alıyor. Bu, daha da artacak. TOBB'un içinde, TÜSİAD'ın içinde bunu yapacak firmalar var. TÜSİAD, istihdamla mücadele sürdürülebilir olmalı diyor. O dediğiniz, her şeyin tam rayına oturduğu
ülkede olur. Ama şu anda sıkıntılar var" dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla yaptığı konuşmanın hatırlatılması üzerine de Erdoğan, Türkiye'de, Müslüman olan, olmayan herkesin, en azından aklıselim ile davrananların Hz. Muhammed'e sevgisinin ortada olduğunu kaydetti. Ana muhalefet partisi liderinin bu noktada olumlu yaklaşımlarını ben her yıl Şeb-i Arus gecelerinden bildiğini söyleyen Erdoğan, "Bu yıl ben de orada olmak isterdim. Ancak ABD seyahati nedeniyle olamadım. Güzel ifadelerde bulunduğunu gazetelerden
okudum. Bunun devamı, bunun aslında Peygamberimizin birlik beraberlik çağrısına her yerde her zaman uymak. Dinin üzerinden siyaset yapmamak hepimizin zaten ortak kanaati. Siyasetteki yanlışları da dine yansıtmamak. Bu da hepimizin asli görevidir diye düşünüyorum. Burada sıkıntı söz konusu değil. O günkü toplantıya kattıkları güzellikler olmuşsa, ben bir vatandaş olarak, başbakan olarak, genel başkan olarak değil, vatandaş olarak teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Kanal 24'te yayınlanan "Açık Görüş" programında gazetecilerin soruların yanıtlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa değişikliği çalışmalarının "AK Parti'nin kendi yargısını oluşturma çabası" olarak algılandığı yönündeki eleştiriler bulunduğunun belirtilmesi üzerine yaptığı konuşmada, "AK Parti kendine ait yargıyı nasıl yaratacak? Yargıtay diyor ki 'Benim elimde yeteri kadro olmadığı için dosyalar birikti'. Milyonlarca dosya var elinde. Biz, kadro için alım yapacağız, Danıştay kalktı, bir karar
verdi. Ne dedi, 'Mülakatlar tamamıyla kamera altında yapılacak'. Bizim iktidarımıza kadar böyle bir uygulama yok, kamera nereden çıktı? Siz yine vardınız bizden önceki iktidarda böyle bir uygulama olmadı. Kameralar olacak, orada yetkililer mülakat yapacak. Böyle bir şey olur mu" şeklinde konuştu..
Erdoğan, "Yargının bu anayasa değişikliğiyle derdi ne" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, Adalet Bakanı'nın Yargıtay, Danıştay ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'yla (HSYK) görüşmeler yaparak, bu kurumların kanaatlerini istediğini söyledi.
Yargı organlarının bazı talepleri olduğunu, bazılarının da bilgi notu şeklinde kendilerine ulaştığını belirten Başbakan Erdoğan, "Yüksek yargının taleplerinin yüzde 70'i şu anda bizim tasarımızın içinde var. Hadi, 'Hayır' desinler, ama var. Samimi davranmışız, ama istediğiniz her şeyi biz yapmaya da mecbur değiliz ki, biz yasama organıyız" görüşünü dile getirdi.
"KÜRESEL SERMAYE, SÜREKLİ YARGIYA TAKILDIĞI BİR YERE GELİP GİRMEZ"
Yasama organının içerisinde, ayrıca kendi partisinin içerisinde anayasa hukukçusundan ceza hukukçusuna varıncaya kadar yıllar yılı mahkemelerde görev yapan, avukatlık yapan birçok arkadaşları olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, "Bu kurumlar arasındaki sıkıntı değil, koltuklarda oturanlar arasındaki sıkıntı, dert burada. Eğer biz aklıselim ile birbirimize yaklaşmış olsak. Bu ülkede yani ben Başbakanım, benim gururum, kibirim yok, ama isterim ki diğer kurumların başındakiler de seçilmişleri kastediyorum,
böyle bir gururun, kibrin içinde olmasın. Bizim paydamız önce millet olsun, ondan sonra da devletimiz olsun. Milletimizin itibarını, hakkını, hukukunu koruyalım. Devletimizi de muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkartalım, bu hedefe kilitlenmemiz lazım, ama inanın böyle gitmiyor. Bize çelme takmak için ne gerekiyorsa bu yapılıyor, bunlar bizim hızımızı zaman zaman kesiyor. Çünkü, örneğin ülkemizi biz küresel sermayenin önemli merkezlerinden biri haline getirmek istiyoruz, ama küresel sermaye,
sürekli yargıya takıldığı bir yere gelip girmez. Onlar da bir istikrarı bekliyorlar, bir adli istikrarı. Bunu göremeyince o zaman kaçıp gidiyor, daha uygun bir yere gidiyor" diye konuştu.
Bazı yargı kararlarının ekonomiyi olumsuz etkilediğini, buna rağmen büyük mesafeler alındığını, ancak küresel sermayenin gelişini engelleyen yargı kararları olmasa Türkiye'nin şu anda bulunduğu yerden çok daha ileride olabileceğini kaydeden Başbakan Erdoğan, "Burada ciddi sıkıntı var, temenni ederim ki bu tür olayların hepsinde bir hayır vardır. Sonunda yine bir hayrı yakalarız" ifadelerini kullandı.
Anayasa değişiklik taslağının oylanmasından ve referandumdan ne beklediğinin sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, Meclis'te açık oylama yapılmayacağını, 3 neticeli bir sonuç olacağını ifade etti.
MHP, CHP, BDP ve bütün milletvekillerinden destek beklediklerini söyleyen Başbakan Erdoğan, "Destek vereceklerine inanıyorum, milletimizin de şu andaki arzusu, talebi bu istikamette. Asıl böyle talep ederse, inanıyorum ki vekilleri de bu istikamette hareket edecektir. Bunu başarmamız halinde o zaman bir referandum sürecine gerek kalmayacak. Bu parlamento içinde biz 411'i bile yakaladık, ama oradaki konsensüste CHP dışında oluşmuştu. 411'i yakalayan bir parlamento var şu anda, şimdi niye olmasın, gene
olabilir. 367-330 aralığı da olabilir, biz en kötü ihtimal olarak bunu görüyoruz. Bunun dışında bir ihtimali düşünmüyoruz, düşünmek de istemiyoruz" dedi.
"Anayasa paketi Türkiye'de neyi değiştirecek" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, "Anayasa mini paketi, bana göre Türkiye'yi demokratik standartlar noktasında çok ileri taşıyacak. Öz güven getirecek, çok daha rahat hareket alanı doğuracak diye düşünüyorum'' şeklinde yanıt verdi.
Erdoğan, ''Özellikle aile, çocuk hakları, toplu sözleşmeyle ilgili bu yeni değişim ve dönüşüm, kamu denetçiliği, bunun yanında özellikle yüksek yargı kurumlarıyla ilgili atılan adımlar, siyasi partilerle ilgili atılan adımlar. Bunlar Türkiye'de yeni bir başlangıcın en önemli işaret fişekleri. Bu bakımdan çok çok önemli" şeklinde devam etti.
"İSTİHDAMLA MÜCADELE HER ŞEYİN TAM RAYINA OTURDUĞU ÜLKEDE OLUR. AMA ŞU ANDA SIKINTILAR VAR"
TOBB'a bağlı iş yerlerine birer işçi alınması önerisiyle ilgili bir soruya Başbakan Erdoğan, "Oksijen çadırında olan bir ekonomiyle ilgili bir öneri yaptım TOBB'a. '1 milyon 300 bin üyem var' diyorsunuz. Her biriniz bir işçi alsa 1 milyon 300 işçi eder. Bu işsizliği bizde ortalama 3-4 puan götürür. 'Tamam, yaparız' falan dediler. 'Bize bazı şeyler yapın' dediler. 'Ne yapalım' dedik. 'Tekstilde KDV'nin düşürülmesi' dediler, indirdik. İşverenin SSK primi yükünü yüzde 5 düşürdük. Kurumlar Vergisi'ni
düşürdük. TOBB, bu konuda adım atmadı. Bugün açılışını yaptığım işverene sordum, 'Ne kadar işçi aldın' diye. '700 işçi aldım' dedi. Bu, milli bir sorun. Böyle bir dönemde yapılmayacak, ne zaman yapılacak. Birer kişi almayı kendileri için köşeye sıkıştırma operasyonu olarak görüyorlar. 700 kişiyi bir firma alıyor. Bu, daha da artacak. TOBB'un içinde, TÜSİAD'ın içinde bunu yapacak firmalar var. TÜSİAD, istihdamla mücadele sürdürülebilir olmalı diyor. O dediğiniz, her şeyin tam rayına oturduğu
ülkede olur. Ama şu anda sıkıntılar var" dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla yaptığı konuşmanın hatırlatılması üzerine de Erdoğan, Türkiye'de, Müslüman olan, olmayan herkesin, en azından aklıselim ile davrananların Hz. Muhammed'e sevgisinin ortada olduğunu kaydetti. Ana muhalefet partisi liderinin bu noktada olumlu yaklaşımlarını ben her yıl Şeb-i Arus gecelerinden bildiğini söyleyen Erdoğan, "Bu yıl ben de orada olmak isterdim. Ancak ABD seyahati nedeniyle olamadım. Güzel ifadelerde bulunduğunu gazetelerden
okudum. Bunun devamı, bunun aslında Peygamberimizin birlik beraberlik çağrısına her yerde her zaman uymak. Dinin üzerinden siyaset yapmamak hepimizin zaten ortak kanaati. Siyasetteki yanlışları da dine yansıtmamak. Bu da hepimizin asli görevidir diye düşünüyorum. Burada sıkıntı söz konusu değil. O günkü toplantıya kattıkları güzellikler olmuşsa, ben bir vatandaş olarak, başbakan olarak, genel başkan olarak değil, vatandaş olarak teşekkür ediyorum" diye konuştu.
