Atsız: İzlanda ve Kıbrıs
Kıbrıs seçimlerini Star gazetesi yazarlarından Yağmur Atsız değerlendirdi. Yazar Kıbrıs seçimleri ile ilgili “İzlanda ve Kıbrıs” benzetmesi yaptı.

Aslında dün sabah katılmayı çok istediğim İstanbul’daki bir toplantıyı yazacakdım ama İzlanda’da patlayan yanardağ teyyâre seyrüseferlerini felce uğratınca hesablar altüst oldu. Küreselleşme bu zâhir. Ama habere nasıl ulaşamadığını haber yapan “acar” muhâbir pozuna düşmek istemediğim için başka konu:
Bugün KKTC’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hâlen görevde bulunan Mehmet Ali Talat’ın muhâlefetdeki Derviş Eroğlu’ndan daha az şansı olduğu tahmîn ediliyor. Talat Rumlarla anlaşıp Kıbrıs Sorunu’nu çözmeğe daha yatkın bir politikacı olarak kabûl ediliyor. Eroğlu ise Rauf Denktaş çizgisinde, çözümsüzlüğü “çözüm” olarak telakkıy eden bir politikacı. 2004 Yılı’ndaki “Annan Planı” oylamasında Türkler bâriz bir çoğunlukla “evet” oyu kullanırken Rumlar ondan da bâriz şekilde “hayır” demiş ve işler yine çıkmaza girmişdi. Zâten Kıbrıs’da işlerin çıkmazdan kurtulduğu zaman dilimini ben hatırlamıyorum. Kıbrıs Türklerinin Rumlarla ortak bir devlet kurma fikrine artık soğuk bakmalarına sebeb, AB’nin Rumlara iltimas geçmesi ve Kuzey Türk Bölgesi üzerindeki izolasyonları kaldırmaya yanaşmaması. Yâni Türklerin bir tür “Canınız Cehenneme!” psikolojisi. Eroğlu tarafından temsîl edilen siyâsî cenâha yöneltilen eleştiri, bölünmüşlük ve izolasyondan maddî menfaat sağladıkları için bunu savundukları yolunda.
Ada’da 35.000 asker bulunduran TSK’nın da, perde arkasından her şeye hâkim olduğu için statükodan memnûn olduğu kanısı yaygın.
Bütün bunları notetdikden sonra üç husûsa dikkati çekmek istiyorum:
Bir - Buna benzer anlaşmazlıklarda sert ve
aşırı görünen politikacıların isterlerse barışçıl bir çözümü daha kolay sağlayabildikleri sıkça görülmüşdür. Zîrâ yumuşak politikacıların aksine, tâviz verdikleri vakit onlara kolayca “hâin ve satılmış” damgası vurulmaz.
İki - Türk Genelkurmayı, eğer cunta kurup darbe yapma planlarından baş alıp ara sıra askerî meselelerle uğraşmaya da fırsat buluyorsa Kıbrıs’ı elde bulundurma isteğinde kendi açısından haklıdır. Adalar hem stratejik hem ekonomik açılardan hayâtî önem taşıyabilirler. Örnekler: Korsika, Malta, Doğu Timor, Diego García, Falkland... Bunlardan Doğu Timor’da kesinlikle, Falkland ve Kıbrıs’da çok büyük ihtimalle zengin petrol yâhut doğalgaz yatakları da bulunmaktadır.
Üç - Eğer 1974’den bu yana “zahmet edilip” Anadolu’dan Kıbrıs’a bir denizaltı su ve bir de enerji hattı çekilseydi bugün Rum Kesimi Kuzey’in eline bakıyor olurdu. Dehşetli su ve enerji sıkıntısı çekiyorlar. Bu iş Türkiye için 1970’lerin teknik olanaklarıyla dahî nisbeten kolaydı. Ben muhtelif gazetelerde nâçizâne en az beş kere yazmışımdır. Fakat maalesef sakalım olmadığı için...
Hannibal Romalıları mahvetdiği meşhur Cannae Meydan Muhârebesi’ndan sonra (M.Ö. 216) Roma’ya yürüyecek yerde oyalanarak vakit kaybedince yüzbaşılarından biri yüzüne ne diye bağırmışdı, bilir misiniz?
“Vincere scis, Hannibal, victoria uti nescis!” (Yenmeği biliyorsun, Hannibal, ama zaferden yararlanmayı bilmiyorsun!)
Derviş, Eroğlu falan filan... Kıbrıs’da barış 1974 Temmuzu gümbürtüye gitdi! Bay Ecevit o eşsiz ferâsetiyle ikinci harekâtı vaktinden 48 saat erken bitirince!!!
