Bu kararlar Türkiye'nin başını ağrıtacak

İngiliz ailenin Rum topraklarına villa inşa etmesinin ardından mahkeme nihai kararını verip İngiliz aileyi suçlu buldu.

KKTC’de mülk sahibi olan yabancıları ilgilendiren, ünlü Orams Davası sonuçlandı. İngiltere’de mahkeme, KKTC’de satın aldığı araziye ev yapan İngiliz Linda ve David Orams çiftinin, arazinin 1974’ten önceki Rum sahibine tazminat ödemesine hükmetti. 6 yıldır temyiz mahkemelerinden görüşülen dava, KKTC’de mülk edinmiş birçok yabancının bu haklarını hukuki açıdan etkilemesi ihtimali bulunuyor. Dava süreci, Orams çiftinin 2002’de Lapta’da eski bir Rum arsasını satın alarak üzerine havuzlu bir villa yapmalarıyla başladı.

Bu malı, 1974’ten sonra ailesinden devralan Meletis Apostolides, “malını kendisinden izin almadan kullandıkları” gerekçesiyle, 2004’te Rum Kesimi’ndeki mahkemeye Orams çiftini dava etti. Mahkeme aynı yıl Orams çiftinin evi yıkmasına, ayrıca Apostolides’e, tazminat ödemesine karar verdi. Apostolides, bu kez de İngiliz mahkemelerine başvurarak, Rum mahkemesinin kararının, AB antlaşmaları çerçevesinde orada da tanınmasını istedi. İngiltere’deki davalarda, Orams’ları ülkenin eski First Lady’si Cherie Blair savundu. İlk etapta, Yüksek Mahkeme, Rum mahkemesinin kararını tanıdı, ancak Blair, konuyu temyize götürdü. Temyiz Mahkemesi, 2006’da Oramslar’ı haklı buldu. Ancak bu karar da İstinaf Mahkemesi’nde dün bozuldu.

KARAR NE ANLAMA GELİYOR?

“Kıbrıs Türklerine haciz gelebilir”

Avrupa hukuku uzmanı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Füsun Arsava VATAN’a kararı değerlendirdi: “Rum mahkemelerinin kararları AB üyelerinde kabul edilmeye başlandıkça Kıbrıs Türkleri’nin mal ve mülklerinin haciz edilmesi ya da tazminata mahkûm olmaları gibi sonuçlar ortaya çıkabilecek. 2001 tarihli Avrupa Birliği’nde Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi isimli tüzüğe göre Adalet Divanı kararlarının AB üyesi ülkelerinde tanınması söz konusu. Bu da Kıbrıs Türklerinin yaklaşık 200 İngiliz’e sattığı mal ve mülkün haciz altında olması demektir”

Ermeni yüksek yargısı protokolü ‘sakatladı’

TÜRKİYE ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleşmesini ve iki ülke arasındaki sınırların açılmasını öngören protokolün Ermenistan Anayasa Mahkemesi tarafından onaylandığı açıklanmıştı. Ancak mahkemenin dün gece açıklanan gerekçeli kararı Türkiye’yi şoka uğrattı. Mahkeme, kurulması öngörülen tarih komisyonunun “soykırımın” uluslararası arenada tanınması için çalışması gerektiğini, “1915’te yaşananların bu komisyon tarafından ele alınamayacağına” hükmetti. Ayrıca, karşılıklı sınırlara saygı duyulacağına ilişkin ifadenin de “Kars Anlaşması’nın kabulü anlamına gelmediği”, sadece 1990’dan sonra yapılan anlaşmaların kabul edilebileceği vurgulandı. Bu ifade “toprak talebi” kaygılarının sona ermesine engel oluyor. Son olarak mahkeme protokollerin ancak “diplomatik ilişkilerin kurulması” ve “ortak sınırın açılması” şartıyla geçerli olabileceğini belirtti.

Türkiye ise bu kararını sert dille eleştirdi. Dışişleri Bakanlığı “Kararda, protokollerin ruhuna aykırı önkoşullar ve kısıtlayıcı hükümler yer alıyor” denildi. Kararın, protokollerle hedeflenen amacı “sakatladığı” ve bu durumun “kabul edilemez” olduğu da vurgulandı. Türkiye’nin protokollerdeki en büyük kazanımı olarak görülen tarih komisyonu ve sınırla ilgili bu ifadeleri kabul etmesinin zor olduğu yorumları yapılıyor. Ankara’da ise protokol metni TBMM Dış İlişiler Komisyonu’na gönderilmiş durumda.