Eskisehir'de Deprem Riski
Son günlerde bazi ünlü deprem uzmanlarinin Eskisehir hakkinda yaptiklari risk açiklamalarini degerlendiren Eskisehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Genel Jeoloji Anabilim Dali Baskani Prof. Dr. Erhan Altunel, yillardir Eskisehir faylarinda herhangi bir gelisme olmadigini, açiklamalarin sebebini anlayamadigini söyledi. Prof. Dr. Altunel, planlamanin dogru yapilmasi için sehir idarecilerinin durumu kontrol etmesi gerektigini de belirterek, Eskisehir’de Porsuk Çayi havzasinda deprem kaynakli büyük hasar olusmasi beklendigini dile getirdi.

"Eskisehir fayinin üzerinde depremselligi anlamaya yönelik önemli çalisma yapan birileri de olmadi"
Geçtigimiz subat ayinda Kahramanmaras merkezli meydana gelen depremler sonrasi sikça konusulmaya baslayan Türkiye’deki diri faylar ve deprem riski gündemden düsmüyor. Özellikle beklenen Marmara depremi hakkinda açiklamalar yapilirken, aktif fay sebebiyle Eskisehir’in de riskli bir bölge oldugu söyleniyor. Son günlerde bazi ünlü deprem uzmanlari, yaptiklari açiklamalarda Eskisehir’in deprem riski üzerine konustu.
ESOGÜ Genel Jeoloji Anabilim Dali Baskani Prof. Dr. Erhan Altunel, Eskisehir’de riskli bir deprem beklendigi iddialarini degerlendirdi. Son yillarda Eskisehir’de deprem riskinin arttigina yönelik herhangi bir gelisme olmadigina deginen Altunel, “Bu açiklamalari kim yapiyor bilmiyorum açikçasi. Benzer sorulari siz geçtigimiz yil da sordunuz, 3 yil önce de sordunuz. Dolayisiyla bu süre içerisinde Eskisehir’deki deprem riskini artiracak herhangi bir gelisme olmadi. Bildigim kadariyla da Eskisehir fayinin üzerinde depremselligi anlamaya yönelik önemli çalisma yapan birileri de olmadi. Sunu söyleyebiliriz, Eskisehir’in yakinlarindan geçen ve orta büyüklükte deprem üretme potansiyeli olan bir fay zonumuz vardir. Örnegin 1956 yilinda bir deprem meydana gelmisti biliyorsunuz. Orta büyüklükte deprem üretme potansiyeli olan bir fay var, ama dedigim gibi deprem riskini arttiracak herhangi bir gelisme olmadi. Onun için bu söylenenler ya da bu tür degerlendirmeleri yapanlar neye dayanarak, hangi verilere dayanarak bu tür degerlendirmeleri yapiyorlar, bunu anlamak mümkün degil” dedi.
“Porsuk Çayi havzasinda deprem kaynakli büyük hasar olusmasi bekleniyor”
Deprem hasarinin en büyük etkenlerini üst yapi planlamasi olduguna deginen Prof. Dr. Erhan Altunel, planlamanin dogru yapilmasi için sehir idarecilerinin durumu kontrol etmesi gerektigini söyledi.
Eskisehir’de Porsuk Çayi havzasinda deprem kaynakli büyük hasar olusmasi beklendigini dile getiren Altunel, “Deprem 2 türlü hasar veriyor, bir, yüzeyde yirtilma meydana gelirse, o yirtik üzerinde, yani fayin üzerindeki binalar yikilir çünkü onun kaçisi yok. Bir de siddetli yer sarsintisi var. Iste bu yer sarsintisinda binalarin bulundugu yerin jeolojik özellikleri son derece önemli, bir de üst yapinin kalitesi önemli. Gelelim simdi Porsuk Havzasina. Sonuçta Porsuk daglardan, taslardan yüksek enerjili iken, içerisine aldigi malzemeleri gelip Eskisehir ovasinda akarken birakiyor çünkü enerjisi azaliyor. Onun için havzada ince, silt, kil ve kumdan çakil boyutuna kadar bir sürü gevsek çökel bulunuyor. Bunlar deprem sirasinda tehlikeli, sikilasmaya neden olan zeminlerdir. Bu tür zeminler üzerinde zemin özelliklerini arastirmadan üst yapiyi olusturursaniz, deprem sirasinda hasar kaçinilmaz olur. Antakya’da da örnegini gördük. Eskisehir’de yetkilerimizi hep uyariyoruz, belediye baskanlarimizi mümkün oldugunca havzanin disina, yüksek yerlere kaymak, yogunlugu oralara vermek lazim diye. Ama ne yazik ki su ana kadar dikkate alinmadi. Bunun mutlaka idareciler tarafindan dikkate alinmasi gerekir” ifadelerini kullandi.
“Herkes kendi sinirlari içerisinde isini yaparsa depremde insan ölmez”
Depremler sonucunda hasar meydana gelmesinin en büyük sebebin plansizlik oldugunu söyleyen Prof. Dr. Erhan Altunel, bilgililerin ve yetkililerin islerini dogru bir sekilde yapmalari gerektigini söyledi.
Idarecilerin, zemin özellikleri ve üst yapi planlamasinda jeologlarin ve jeofizikçilerin çalismalari istikametinde karar vermesi gerektiginin altini çizen Altunel, “
Zemin özelliklerini bildikten sonra, o zemin özelliklerine uygun sartlarda üst yapiyi gerçeklestirirseniz, ülkemizde hiç kimse depremden ölmez. Örnegin, depremsellik konusurken hep ya jeologlar konusur ya da jeofizik konusur. Ben örnegin bir jeologum, biz jeologlar herhangi bir yerin jeolojik durumunu ortaya koyariz. O durumu ortaya koydugumuzda bizim isimiz biter. Ondan sonra iste üst yapicilar bizim ürettigimiz verileri alarak, üst yapiyi ona göre planlamalari lazim. Dolayisiyla böyle bir disiplinler arasi, yani meslekler arasinda da bir isbirligi olursa. Herkes birbirinin alanina böyle tecavüz etmeden kendi sinirlari içerisinde isini yaparsa, bu ülkede yani ben çok net söylüyorum depremden insan ölmez. Örnegin 100 kilometre uzakta bir deprem oluyor. Onun sarsintisindan Eskisehir’de bina yikiliyor. Biraz önce dedik ki, örnegin Eskisehir’de de orta büyüklükte deprem üretme potansiyeli olan bir fay var. Orta büyüklükteki bir depremin Eskisehir’de oldugunu düsünün, çok daha yakin olacak. Hele ki bir de yine daha önceki çalismalarda da hep söylendigi gibi Eskisehir’in fay zonu üzerinde muhtemelen yerlesim yerleri vardir, eger bunun üzerinde bir deprem meydana gelirde, yüzeyde kirik olusursa, fay zonunun üzerindeki binalarda dogal olarak hasar olacak. Bir de onun disinda deprem çok yakin oldugu için, 1999 yilinda da burada yorulan binalarda hasar görebilir. 99 depreminde bile merkez üssü uzakta olmasina ragmen bildigim kadariyla 200 üzerinde bina oturulamaz hale geldi. Orta büyüklükteki bir depremin Eskisehir fayinda meydana gelmesi dogal olarak hasari arttiracaktir. Allah korusun biz can kaybi olmasini istemiyoruz tabii ama bu da yani gerçek, yani yorulan binalarin yikilmasi muhtemel. Depremin hangi saatte, ne zaman meydana gelecegini bilemiyoruz, iste Kahramanmaras’ta deprem sabaha karsi, herkes yataklarindayken oldu. Benzer sey burada da olursa kaçinilmaz olacak” ifadelerini kullandi.
“Belediyelerin halkina yapabilecegi en iyi hizmet vatandasi maddi manevi güvende tutmak”
Depremler olmadan idarecilerin sorumluluklari oldugunu belirten Prof. Dr. Erhan Altunel, bunun bir görev oldugunu söyledi.
Yerel idarecilerin, yönettigi kentlerde zemin özelliklerini bilerek üst yapi planlamasi gerektigini ifade eden Altunel, söyle konustu;
“Dedigim gibi biz yerlesimciler artik Türkiye’nin neresinde deprem olur? Fay dedigimiz sey nerelerden geçiyor, hangi pay tehlikelidir, hangisi degildir? Bütün bunlari biliyoruz. Biz bunlari ortaya koyduktan sonra, zemin özelliklerini ortaya koyduktan sonra idarecilerin yapacagi tek sey, benim yönettigim yerlesim yerinin jeolojik durumu bu, zemin özellikleri böyle. O zaman üst yapilara diyecek ki ‘buna uygun üst yapiyi gelistirin ya da bakin.’ Onlar da ona uygun üst yapiyi gelistirdiklerini de hiçbir sikinti kalmayacak ve aslinda bir idarecinin yani yerel yönetim açisindan örnegin belediyelerin halkina yapabilecegi en iyi hizmet, o yasadigi, yönettigi yerdeki insanlarin maddi olarak ve manevi olarak güvenli midir degil midir? Hesaplamak. Çünkü düsünün, Kahramanmaras’taki deprem ne kadar süreli oldu? Deprem 90 saniye civarinda yasandi, 90 saniyede 10 binlerce insani kaybettik. Maliyeti ne kadar? Milyarlar dolar. 90 saniyede bu kadar maddi kaybimiz oluyor iste. Eger her yerel idareci, idare ettigi yerin jeolojik özelliklerini belirlerse, ona uygun üst yapi gelistirirse ne can kaybi olur, ne maddi hasar olur. Insanlar da kendi canlarinin güvende oldugunu hissettiklerinde, mallarinin güvende oldugunu hissettiklerinde o zaman mutlu mutlu yasayacaklar ve bir idarecinin halkinin yapabilecegi en iyi hizmet, onlarin can güvenligini ve mal güvenligini garantiye almaktir. Yoksa en iyi sosyal aktivite olsun, insanlarin kendi canlarinin güvenligini hissetmedikten sonra eglence olsa ne olur olmasa ne olur? Çünkü öncelik can ve mal güvenligidir.”
