GÖRÜS – Bosna'nin Yeni Bir Uluslararasi Arabulucuya Ihtiyaci Yok
Yüksek Temsilciligi ihdas edilme amaci dogrultusunda kullanma iradesi olmadigi sürece ülkede ona bir ihtiyaç yok. Bu amaç ise Bosna Anayasasinda da açikça belirtildigi üzere; demokrasinin, hukukun üstünlügünün ve insan haklarinin en yüksek standartlarini tesvik etmek ve uygulamaktir Yüksek Temsilciligin fonksiyonlarini tamamen yitirip veya baska bir sekilde nihayete ermesi veya tamamen lagvedilmesi ille de kötü bir haber olmayabilir. Bu ülkenin dürüstlükten nasibi olmayan yeni bir araciya ihtiyaci yok Uluslararasi toplumun iradesizliginin adeta tecessüm etmis hali olan Schmidt, ABD ve AB’nin eski Yugoslavya’ya yaklasiminda radikal bir degisiklik olmadikça, büyük olasilikla sadece Yüksek Temsilciligin resmen sona erme sürecine nezaret ediyor olacaktir
Bu tespitime dair meseleye biraz baglam kazandirmak gerekirse sunlari söyleyebilirim:
Eski Yüksek Temsilci Valentin Inzko, bu yil 23 Temmuz’da, görevinin son günlerinde, “Bonn Yetkileri” olarak bilinen, -yani, “herhangi bir zorlugun çözülmesini… gerekli gördügü sekilde baglayici kararlar vererek kolaylastirma”- yetkisini, soykirim inkarini yasak kapsamina almak maksadiyla ülkenin Ceza Kanununda degisiklikler yapmak için devreye soktu.
Yüksek Temsilcilik ayni zamanda, Bosna-Hersek’e yapilan uluslararasi müdahaleden geriye kalan son önemli mekanizma. Baris uzlasisinin askeri ayagi ise, yillar içinde güçlü bir operasyonel unsur olmaktan artik tamamen göstermelik bir askeri varliga dönüstü.
Soykirimi inkâr etmeyi veya yüceltmeyi yasa disi kilma karari, Inzko tarafindan birkaç yil önce vaat edilmisti ve Bosnali Sirp kurumlari tarafindan savunulan, desteklenen ve finanse edilen soykirim inkârinin yeniden hortlamasini durdurmaya yönelik adimlarin atilmasi uzun zamandir bekleniyordu ve gerekliydi de. Soykirim inkâri, Bosnali Sirplar kadar Sirbistan’daki Sirplar arasinda da kurumsal bir hüviyete sahip. Soykirim inkâri, simdilerde Banja Luka ve Sirbistan’in, yani “Sirp dünyasinin” paylastigi ve son zamanlarda Karadag’da dramatik boyutta bir siddete yol açan Sirp siyasi ajandasinin en önemli payandalarindan birini olusturuyor. Ayrica, belli açilardan diyebiliriz ki soykirim inkâri, savastan hemen sonraki yillarda oldugundan daha kin dolu ve kötücül sekilde seyrediyor. Ve artik, zanlilarin veya hüküm giymis savas suçlularinin medya tarafindan yildiz muamelesi görmesiyle, folklorun bir parçasi haline gelmis durumda.
Inzko’nun kararina yanit olarak, Sirp siyasi sinifi hükümetten ve diger devlet kurumlarindan ayrilarak hükümeti resmen boykot etti. Hatta Sirp Cumhurbaskanligi üyesi Milorad Dodik, bir noktada Bosnali Sirplarin Bosna-Hersek’i “dagitma yönünde ilerlemekten baska seçeneklerinin olmadigini” bile ilan etti. Siddet çagrisinda bulunan söylemler –zira ayrilik fikri siddeti de beraberinde getiriyor– ortadan kalkarken, yeni Yüksek Temsilci Christian Schmidt’in gelisiyle kriz yine tirmandi. Alman Hiristiyan Demokrat ve Alman hükümetinin eski federal bakani olan Schmidt, Almanya Basbakani Angela Merkel’in kisisel destegiyle atandi. Öncelikli olarak Rusya (ve ona daha yakin zamanda eklenen Çin) tarafindan desteklenen Bosnali Sirplar Schmidt’in atanmasina karsi çiktilar; Rusya ve Çin ise Birlesmis Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) Yüksek Temsilciligin kalici olarak kapatilmasina yönelik bir karar alinmasini önerdiler.
Bosnali Sirp siyasi sinifinin tamami da Schmidt’i boykot ediyor; kendisi henüz hiçbir Bosnali Sirp politikaci ile görüsemedi. Bosnali Sirp siyasetçiler bir Yüksek Temsilcinin atanmasi için gerekli olmayan BMGK’nin resmi onay eksikligini öne sürerek makamin mesruiyetini tanimayi reddediyor.
Açik konusalim: Yüksek Temsilciligi ihdas edilme amaci dogrultusunda kullanma iradesi olmadigi sürece ülkede ona bir ihtiyaç yok. Bu amaç ise Bosna Anayasasinda da açikça belirtildigi üzere; demokrasinin, hukukun üstünlügünün ve insan haklarinin en yüksek standartlarini tesvik etmek ve uygulamaktir. Schmidt, son zamanlarda Yüksek Temsilciligin Bonn yetkilerini açikça antidemokratik bir yönde kullanmaya, yani ülkede apartheid tarzi bir güç paylasimi düzenlemesini pekistirmeye istekli oldugunu belirtti. Eger buna göre hareket ederse, Schmidt, insanliga karsi suçlardan ve nihayetinde soykirimdan sorumlu olmalarina ragmen, Bosna-Hersek’te Sirp veya Hirvat milliyetçiliginin suyuna gitmeye çalisan uzun bir uluslararasi aracilar silsilesinin izinden gidiyor olacaktir.
En çok da uluslararasi toplumun iradesizliginin adeta tecessüm etmis hali olan Schmidt, ABD ve AB’nin eski Yugoslavya’ya yaklasiminda radikal bir degisiklik olmadikça, büyük olasilikla sadece Yüksek Temsilciligin resmen sona erme sürecine nezaret ediyor olacaktir.
Schmidt kisa süre önce Almanya’da bir panele katildi, burada es panelistlerinden biri olan ve Almanya’nin önde gelen bir “Balkan uzmani” olan Prof. Marie-Janine Calic, soykirimi anmanin bir Bosnak milliyetçiligi projesi oldugunu iddia ederek Srebrenitsa soykirimini reddetmeye çikan ifadeler kullandi. Diger es panelist, Bosna-Hersek’in bölünmesinin “önemli bir çatisma potansiyeli olan bir Müslüman ada” birakacagini açikça ifade eden Federal Meclis Baskani Wolfgang Schauble idi. Bastan sona asikare bir sekilde sömürgeci bir havanin hakim oldugu panel, bazi Alman siyasi çevrelerinin Balkanlara, özellikle de Bosna’ya ve orada kendini -diger özelliklerin yani sira- Müslüman olarak da tanimlayan tek gruba yönelik önyargisinin derinligini ortaya koymus oldu. Schmidt bahsi geçen ifadeler karsisinda sükut etti.
Ayni seyleri 30 senedir dinlemekten artik biktik.
Bu nedenle, Yüksek Temsilciligin fonksiyonlarini tamamen yitirip veya baska bir sekilde nihayete ermesi veya basbayagi lagvedilmesi ille de kötü bir haber olmayabilir. Bu ülkenin dürüstlükten nasibi olmayan yeni bir araciya ihtiyaci yok.
[Dr. Emir Suljagic, Srebrenica Soykirim Aniti Merkezinin müdürüdür. Uluslararasi Saraybosna Üniversitesi (IUS) Uluslararasi Iliskiler Bölümünde yari zamanli ögretim üyesi olan Dr. Suljagic, ayrica iki kitabin da yazaridir: “Ethnic Cleansing: Politics, Policy, Violence - Serb Ethnic Cleansing Campaign in former Yugoslavia” ve “Postcards from the Grave”]
Mütercim: Ömer Çolakoglu
“Görüs” basligiyla yayimlanan makalelerdeki fikirler yazarina aittir ve Anadolu Ajansi’nin editöryel politikasini yansitmayabilir.
