'Osmanlı Padişahları Birer Ahi Önderiydi'

KAEÜ Ahilik Kültürünü Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hüseyin Öztürk: 'Osmanlının kuruluşunda Ahilerin rolü büyük. Kuruluş dönemindeki bütün Osmanlı padişahları, Fatih dahil birer Ahi önderiydi' 'Devlet büyüdükçe Ahilerin rolü devam ediyor. Padişahlar, 20. yüzyıla kadar Ahilere destek veriyor ve dayanışma içindeler'

SERKAN GÜNER - Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi (KAEÜ) Ahilik Kültürünü Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hüseyin Öztürk, üç kıtaya hükmeden Osmanlı Devletinin kuruluş dönemindeki tüm padişahların birer Ahi önderi olduğunu söyledi.

Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ahiliğin Osmanlı Devletinin kuruluşundaki etkilerinin fazla bilinmediğini belirtti.

Ahiliğin 12 ve 13'üncü yüzyıllarda Anadolu'da siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel, dini ve askeri alana etki etmiş büyük bir sistem olduğunu vurgulayan Öztürk, Osmanlının kurulması ve büyümesinde de temel dinamikler arasında yer aldığına dikkati çekti.

Şeyh Edebali'nin Kırşehir'de yaşadığını ve Ahiliğin kurucusu Ahi Evran Veli'nin en büyük yardımcısı olduğunu hatırlatan Öztürk, daha sonra bir Ahi önderi olarak Bilecik ve Eskişehir gibi dönemin uç bölgelerine gittiğini anlattı.

Öztürk, Şeyh Edebali'nin açtığı zaviyede, Söğüt ve Domaniç bölgesinde aşiretiyle yaşayan Osman Gazi'yi bir Ahi önderi olarak yetiştirdiğini, daha sonra kızını onunla evlendirdiğini dile getirdi.

Osmanlının bir cihan devleti olmasında Ahiliğin öneminin büyük olduğunun altını çizen Öztürk, şöyle devam etti:

"Osmanlının kuruluşunda Ahilerin rolü büyük. Kuruluş dönemindeki bütün Osmanlı padişahları, Fatih dahil birer Ahi önderiydi. Bu çok önemli bir husus. Ondan sonra da devlet büyüdükçe Ahilerin rolü devam ediyor. Padişahlar, 20. yüzyıla kadar Ahilere destek veriyor ve dayanışma içindeler. Başlangıçta kuruluş olarak Osmanlı padişahları Ahilik teşkilatından faydalanmışlar. Türklerdeki Alpler, Ahilik bünyesinde İslamiyet ile yoğrularak Alperen halini almış. Bunlar cihat ruhuyla devletin sınırlarını genişleterek çok önemli fonksiyon icra etmişler."

- Dünyevi ve uhrevi bir sistem

Ahiliğin 13. yüzyılda Kırşehir'de ortaya çıkan, daha sonra Balkanlar ve Kırım'a yayılan, tüm Osmanlı coğrafyasında kabul gören dünyevi ve uhrevi bir sistem olduğuna işaret eden Öztürk, bu öğretinin ortaya çıktığı dönemde ve sonrasında dünyada benzerinin olmadığını ifade etti.

Öztürk, Ahi Evran'ın Türklükteki Alplik ile İslam'ın ahlaki öğretilerini birleştirdiğine vurgu yaparak, şunları kaydetti:

"Ahilik, kişiyi usta çırak ilişkisi içinde mesleğinde eğitiyor. Ahi Evran Veli, debbağların temsilcisi. Yamaklık, çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemi aşamaları var. Akşam da Ahi zaviyelerinde manevi terbiye alınıyor. İslami terbiye veriliyor. Kur'an okuması öğretiliyor, dini bilgiler veriliyor. İyi bir insanın özellikleri anlatılıyor. Sözünde durma, müşteriyi aldatmama gibi konular işleniyor. Bir de iç denetim sistemi var. O dönemde Ahi Evran, bu sistemi çok güzel uygulamıştır."

Kaynak: AA