GTÜ Öğretim Üyesi'nden Bilişim Sektörü
GTÜ Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Mehmet Göktürk, "İlk-orta dereceli okullarda bilime ve teknolojiye verilen önem artırılmalı, üretme ve öğrenme sevdasında olan, sadece iş garantisi ya da en rahat iş peşinde olmayan bir nesil oluşturulması için politikalar üretilmelidir" dedi.

BACASIZ SANAYİ
Bilişim teknolojilerinin ‘Bacasız Sanayi’ olarak nitelendirildiğini belirten Göktürk, “Aslen yarı iletken sensör ve donanım teknolojilerinin ardında geniş kapsamlı bir fizik, malzeme, elektronik, kimya gibi diğer alanlardaki çalışmalar, Ar-Ge kültürü ve kapasitesi bulunmaktadır. Ülkemizde yazılım alanında görece daha kolay ilerleme kaydedilebilmesinin ardında yazılım alanında bu diğer alt bileşenlerin daha az gerekli olması, donanım ve sermaye yatırımının büyük bölümünün yalnızca insana yapılabiliyor olması yatmaktadır. Bu nedene hızlı büyüyebilme mümkündür. Diğer sektörlerde bu durum aynı karakterde değildir. Ülkemizde bilişim teknolojileri ve yazılım alanında her geçen gün istihdam açığı büyümektedir. Kaliteli ve yaratıcı gücü olan çalışkan ve elit personelin çok büyük sıkıntısı çekilmektedir. Üstelik önümüzdeki yıllarda bu sıkıntı hem artacaktır hem de giderilmediği takdirde bırakın ihracatı, mevcut süreçlerin yurtiçinde yürütülebilmesi için eleman ithalatı bile gündeme gelebilecektir. Bu nedenle Türkiye, bilişim alanında yeni bir vizyon ile insan kaynaklarını dünya seviyesinin en üst noktasındaki kalitede tutabildiği ve yeterli sayıda eleman yetiştirebildiği takdirde uluslararası varlık gösterebilecektir” şeklinde konuştu.
İLK VE ORTA DERECELİ OKULLARDA BİLİM V TEKNOLOJİYE VERİLEN ÖNEM ARTMALI
Türkiye’nin bu istihdam açığını kapatabilmesi için izlemesi gereken yollara da değinen GTÜ Öğretim Üyesi Göktürk, “Öncelikle başarılı olan ve istidatlı olan öğrencilerin daha ortaokul ve lise aşamasında motive edilerek, görece maddi olarak halk arasında garantili olduğu sanılan ancak iş bileşenleri Ar-Ge ve üretim unsuru içermeyen hekimlik, eczacılık, dişçilik gibi alanlardan bilişim alanına kaydırılması, iş garantisi kaygısı ile yanlış karar vermelerinin engellenmesi uygun olur. Doğrudan paraya odaklı bir yaşam tatmini ve beklentisi algısından iş tatminine ve üretmeye, bilgiden görgüden tatmin olmaya doğru toplumun gerek eğitim sistemi, gerekse medya tarafından yönlendirilmesi gereklidir. Öte yandan üniversitelerde Bigisayar Mühendisliği, Bilgisayar Bilimleri, Matematik, Elektronik gibi bölümlerin eğitim kalitesi daha da yükseltilirken, buraya öğrenci besleyen ilk-orta dereceli okullarda bilime ve teknolojiye verilen önem artırılmalı, üretme ve öğrenme sevdasında olan, sadece iş garantisi ya da en rahat iş peşinde olmayan bir nesil oluşturulması için politikalar üretilmelidir” ifadelerini kullandı.
PERSONEL AÇIĞI HIZLA BÜYÜYOR
Bilişim sektöründeki personel açığının da hızla büyüdüğüne dikkat çeken Göktürk, “Firmalar istedikleri personeli bulamamakta, bu yüzden bazı büyük uluslararası projelere kolayca girememektedir. Gebze Teknik Üniversitesi olarak örneğin yeni başlayacağımız bir ulusal proje ile mevcut diplomalı farklı disiplinlerden gelen lisans mezunlarını uygun alanlarda bilişime kaydırabilmek, bilgilerle donatmak ve istihdam etmeyi hedeflemekteyiz. Ancak bütün bunlar, derme çatma yazılım ya da donanım geliştirme, ithal çözümlerden kurtulamama, çözüm ortaklığına takılıp kalma gibi sıkıntıların bertaraf edilebilmesi durumunda anlamlı olacaktır. Bu sıkıntıların aşılması için ise kanımca en önemi husus kendine güvenen, üretme, merak ve sorgulama dürtüleri mevcut olan öğrencilerdir. Bu nesli yaratmak görevi ise hem ilk ve orta dereceli okullara, hem de büyük ölçüde üniversitelerimize düşmektedir. Gebze Teknik Üniversitesi olarak bunun bilinci ile uluslararası en üst seviyede eğitim vermeyi kendimize ilke edinmiş durumdayız. Tüm diğer üniversitelerin ve diğer okulların da bunu ilke edinmesi ve alanda uluslararası liderliği hedeflemesi ile ancak anlamlı bir gelişme ve ilerleme sağlamamız mümkün olacaktır” diye konuştu.
