Reklamların 'Ahlak' Karnesi Çıkarıldı
Türkiye’de tüketicilerin en çok reklamlardaki yanıltıcı bilgilerden ve kadının cinsel obje olarak kullanılmasından rahatsız olduğu belirlendi.

İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Karahan, İGİAD olarak yüklendikleri misyona değinerek "İGİAD, ahlâki olmayan bir işi meşru kabul etmeyerek piyasa şartlarını yeniden sorgulamakta” ifadesini kullandı. ’Üretme, tüketme ve kar etme’ üzerine kurulu iktisadi sistemin etkilerinin açık bir şekilde reklamcılık sektöründe de görüldüğüne dikkat çeken Karahan, “Reklamlar ürünlerin tanıtımından öte çoğunlukla tüketicilerin beğenilerini, hayat tarzlarını ve tercihlerini yönlendirmeye yönelik araçlar olarak kullanılmaktadır" dedi.
Sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte reklamların etki alanının da genişlediğine değinen Karahan, “Reklamlar artık sadece televizyon, radyo, gazete gibi medya araçlarında değil, baktığımız her yerde karşımıza çıkmakta ve bizlere sandığımızdan daha fazla tesir etmektedir. Dolayısıyla, hem toplumsal etkileri hem de iş dünyasındaki konumu itibari ile reklamcılık sektörü ve reklamlar ahlaki açıdan analiz edilmeye ve tekrardan düşünülmeye muhtaçtır" ifadelerini kullandı.
EN BÜYÜK SORUN YANILTICI BİLGİLER
Afyon Kocatepe Üniversitesi İİBF İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şuayıp Özdemir; aşırı kazanma hırsı, rekabet, denetim eksikliği, tüketicilerin tepkisizliği gibi hususların Türkiye’deki reklamları, ahlaki açıdan sorunlu hale getirdiğine değinerek "Araştırmamız, reklam ve ahlakın bir arada olup olmadığına dair önemli tespitler sunuyor. Yaptığımız çalışmanın sonuçlarına göre tüketiciler reklamlarda en çok yanıltıcı bilgi kullanımından; ikinci olarak kadının cinsel obje olarak kullanımından ve üçüncü olarak da erkeğin cinsel obje olarak kullanımından rahatsızlar" dedi.
Özdemir yaptıkları çalışmada, reklam içeriğinden en çok sorumlu olan tarafın ’reklam ajansının kendisi’ olduğu sonucuna erişildiğini ve bunun akabinde ise ikinci sırayı ’reklamı yayınlayan medya kuruluşunun’ aldığını belirtti.
Araştırmanın ’Reklamlar hakkındaki tutumlara ilişkin’ bölümünde ise, tüketicilerin ’reklamların zaman ve yer olarak fazlalığına’ dair tutumlarının ilk sırada yer aldığını, ’reklamın yönlendirici bulunmasına’ yönelik tutumların ise hemen ikici sırada geldiğini belirten Özdemir, "Reklamların güvenilir olduğuna ilişkin tutumun ise en az oranla son sırada yer aldı" dedi.
