Küresel Göç Ve Kalkınma Forumu
Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, Avrupa'da yaşanan sığınmacı krizine ilişkin olarak, "Halihazırda devam eden çatışmaları sona erdirmek için barış süreçlerini desteklemez ve etkili bir şekilde sürdürmezsek, insanlık dramlarının yaşandığı yerleri öncelikli olarak ele almazsak, sivilleri şiddet olaylarından koruyabileceğimiz güvenli bölgeler oluşturmaz ve sığındıkları yerlerde teröristlerle kararlılıkla savaşmazsak, hepimizi şiddetli bir şekilde etkisi altına alan kitlesel göç dalgalarına engel olamayız" dedi.

Sinirlioğlu, Türkiye'nin şu ana kadar sürekli olarak devam eden çatışmalara son vermek amacıyla proaktif şekilde barış süreçlerini desteklediğinin altını çizdi.
Devletler olarak, bugün görülen kitlesel göçleri tetikleyen nedenleri dikkate alan etkili politikalar ortaya koyma zorunlulukları olduğuna değinen Sinirlioğlu, "Halihazırda devam eden çatışmaları sona erdirmek için barış süreçlerini desteklemez ve etkili bir şekilde sürdürmezsek, insanlık dramlarının yaşandığı yerleri öncelikli olarak ele almazsak, sivilleri şiddet olaylarından koruyabileceğimiz güvenli bölgeler oluşturmaz ve sığındıkları yerlerde teröristlerle kararlılıkla savaşmazsak, hepimizi şiddetli bir şekilde etkisi altına alan kitlesel göç dalgalarına engel olamayız" diye konuştu.
Sinirlioğlu, kolay olmamakla birlikte ancak bu dört unsurun bir arada uygulanması ve uluslararası işbirliğiyle göç dalgalarının katlanarak büyümesinin önlenebileceğini ve var olan zorluklara etkin bir şekilde odaklanılabileceğini vurguladı.
Sinirlioğlu, bahsettiği 4 ana unsurun bölgeden göçmen akımının artışını kesecek önemli unsurlar olduğunu ve bu unsurlara bugün en çok da Suriye'nin ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bakan Sinirlioğlu, çoğu kişinin kısa süre içinde en ufak bir kıvılcımın sonucunda yerinden edilmeyle karşı karşıya olduğuna işaret etti.
Son yıllarda sürekli hareket halinde olan insanların sayısının arttığını ve dünya çapında 230 milyon kişinin göçmen durumuna düştüğünü anlatan Bakan Sinirlioğlu, "Küçük Aylan'ın hayatını kaybetmiş bir şekilde terkedilmiş bir kumsaldaki görüntüsünü hatırlayacaksınız. O görüntü zihinlerimizi etkiledi. Artık işbirliğini teşvik etmenin, göçmenleri koruma ve onlara yardım etmenin zamanı gelmiştir" diye konuştu.
Türkiye'nin hem hedef hem de geçiş ülkesi olarak göç konusunda çeşitli çalışmalar yürüttüğünü belirten Sinirlioğlu, şöyle devam etti:
"Bunun yanında göçmenlerin içinde yaşadıkları topluma sosyal ve ekonomik açından katkıda bulunmaları gerekir. Ancak o zaman geldikleri ülkelere de katkıda bulunabiliyorlar.
Bu forum, başlangıcından itibaren göç ve kalkınmayla ilgili diyalogu hızlandırmıştır ve göç alanındaki en önemli paydaşları ve göçmenleri bir araya getirmiştir. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi'nin kabulünün ardından göç, artık resmi olarak hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Şimdi bu hedefleri kapsamlı bir şekilde uygulamaktayız ve 2030’dan önce de bir başka başarı hikayesini daha yazacağımızı düşünüyoruz. Bu zirve 2030 gündeminin kabulünün hemen akabinde en üst düzeyde gerçekleştirilen ilk uluslararası toplantı olması açısından hayati derecede önemlidir ve bu fırsatı kaçırmamamız gerekir. "
Göçün küresel bir sorun olduğunun altını çizen Sinirlioğlu, "Artık çabalarımızı harekete geçirmek için uygun zamandır. Türkiye işbirliğinin ve ortaklıkların güçlendirilmesi yoluyla insan hayatını kurtarmak için sürekli çaba gösterme yönünde kararlılığını sürdürmektedir" dedi.
