Yeni AA'yı ve Hedeflerini Biliyor muyuz?
Bazı kesimlerin tepkilerini paratoner misali kendine çeken şey, Anadolu Ajansını "özel" yapan köklerini unutmadan, yeni bir vizyon için yola çıkan yeni yönetimdir…

Anadolu Ajansı bu ülkenin özbeöz malıdır. Daha bu ülke kurulmadan ve kurtulmadan önce, 6 Nisan 1920 'de kurulmuş ve bu ülkenin kuruluşu ve kurtuluşu için Kuvay-ı Milliye 'nin haklı direnişini ulusal ve uluslararası kamuoyuna duyurmuştur. İlk kurulduğu günlerde tüm imkansızlıklara rağmen Fransızca, İngilizce ve Türkçe yayın yapan bu güzide kuruluş, zamanla birilerinin arpalığı haline getirilmiş, çalışarak değil yatarak para kazanılan bir yer haline gelmiştir.
Öz kaynakları giderlerinin sadece onda birini karşılayabilen bir işletme olmaktan öteye gidememiştir. Rakipleriyle yarışamayan, yönetim anlayışı eski, Nuh Nebi'den kalma araçlarla haber üretmeye çalışan bu kurumu hiç kimse düzeltme çabasına girmemiştir. Bu köklü kuruluş, dünyadaki güçlü rakipleriyle bu şartlarda elbette ki yarışma imkânına sahip değildir.
Durum tam böyleyken 8 ay önce yenilikçi bir başkan ve ekip kurumun başına gelmiş, hedefler ve idealler ortaya koymuştur. Bu milletin onuruna yakışır, dünyada saygın bir yer edinme hedefi belirlenmiştir. İlk kurulduğu günlerdeki amacıyla bu milletin onurlu direnişini dünya kamuoyuna en doğru, hızlı ve etik bir şekilde duyurmak için ne olması gerekiyorsa onu hedeflemiş ve bu gayeyle altyapısal reforma başlanmıştır.
100. Yıl Vizyonu ve hedeflerini ilan ederek 8 yıllık bir maratona başlamış, büyük bir taahhüdün altına imza atılmıştır. Kurumda bulunmayan ama var olması gereken finans müdürlüğü, pazarlama müdürlüğü, yeni medya editörlüğü ve hukuk müşavirliği gibi, ciddi bir kuruluş için hayati öneme sahip birimler kurmuştur. Gerçekçi bakış açısıyla ihtiyaçlar tespit edilmiş, dünyadaki saygın ajansların kullanmış olduğu hangi teknoloji varsa onlardan daha üstün teknolojilerle yeni bir yapılanmaya gidilmiştir.
Teknoloji tek başına başarı getirmez. Bundan daha önemli olan faktör o teknolojiyi kullanarak haber yapacak, yayacak yetişmiş insan gücüdür. Bu gerçekten hareketle yola çıkan Anadolu Ajansı yakın zaman önce iki yeni eğitim projesi ile atılımlarına yeni halkalar eklemiş durumda:
İlk çalışma olan 'Haber Akademisi ' ile hem kurumun, hem de Türk basınının ihtiyacı olan 'teorik ve pratik haberci özelliklerine ve daha da önemlisi haberci etiği ve kültürüne ' sahip genç insanlar yetiştirilmesi amaçlandı. Projenin ilk dönem öğrencileri şu anda sahaya inmiş durumdalar ve yakın zaman içinde Türk basınında pırıl pırıl özellikleriyle kendilerine yer bulacaklar. Türkiye'de haberci standartlarını tek başına belirleyecek ve çıtayı oldukça yükseltecek bu çalışma medyada maalesef yeterince yer bulamadı.
İkinci çalışma ise 'Savaş Haberciliği ' eğitimi. Dünya üzerinde sıcak gündemin yaşandığı bölgelerde görev yapacak, dünyanın o bölgelerden sağlıklı ve doğru haber almasını sağlayacak habercilerin hem mesleğin genel özelliklerine, hem de kendi içinde ayrı bir branş olması gereken 'savaş muhabirliği ' özelliklerine sahip olmasını amaçlayan bu eğitim de Türkiye 'de ilk. Ders programının oluşturulmasından derslerin ve saha çalışmalarının uygulanmasına kadar deyim yerinde 'kılı kırk yararak ' şekillendirilen bu eğitimin de Türk medyasında hak ettiği kadar yer almaması üzülerek teşhis ettiğimiz bir eksiklikti.
Son günlerde ardı ardına içinde 'Anadolu Ajansı ' kelimeleri geçen haberler okumaktayız.
Farklı mecralardan çıksa da sonuçta Anadolu Ajansı'nın hem kurumsal kimliğine, hem de çalışanların moraline zarar verebilecek bu haberlerde nedensebir türlü 'söz savunmanın ' denemiyor.
Oysa 1920'de Milli Mücadele'nin en çetin yıllarında kurulan Anadolu Ajansı yazılı, görsel ve internet medyasının deyim yerindeyse 'haber mutfağı ' sayılan bir kurum. 600 'e yakın çalışanıyla günde 600 haber, 600 fotoğraf ve 120 görüntü üreten, bunu anlaşmalı olduğu kurumlara servis eden ve 'halkın haber alma hakkına ' ulaşmasında üzerine düşen onurlu görevi yerine getirmeye çalışan bir kurum.
'Hedefleri ve idealleri olmayan kurumlar yerinde sayar. Yerinde saymak ise aslında gerilemektir ' felsefesiyle kuruluşunun 100. yılı olan 2020 yılına dair heyecan verici hedefler belirlemiş bir kurum aynı zamanda. Bu hedeflere ulaşmak için gerçekçi stratejiler belirleyen, bu stratejiler gereği yeniden yapılanma sürecinde yeni adımlar atan Anadolu Ajansı bir taraftan da 'hep eleştirilen ' ve ağzıyla kuş tutsa bile birilerine yaranamayan şanssız bir kuruluş..
Ayda 20 bin civarı haber servis ediyor, ama bu haberlerin çok azında kurumun adı ve logosu kullanılıyor. Bu kadar çok sayıda haber içinde bir haberde cümle düşüklüğü bile yaşansa, ayak üstü kolayca eleştirilebilen ve hatta linç edilebilen şanssız bir haber ajansı.
Dünya üzerinde 'marka ' sayılan Reuters, AP, AFP gibi haber ajanslarıyla aynı klasmanda kendine yer bulmak ve ülkemizi basın ve habercilik anlamında da başarıyla temsil etmek için yola çıkan genç ve idealist insanların emekleri ve çalışmaları Türkiye'nin genel anlamda kabuğunu kırmak için döktüğü alın terinin de yansıması aynı zamanda.
Logo, kurumsal imaj gibi ilk bakışta görülebilen değişikliklerin yanı sıra kurum işleyişindeki yapısal değişimlerin hayata geçmesiyle her geçen gün daha güzel şeyler olmaya devam ediyor..
Anadolu Ajansı 2012 Mart ayında Boşnakça ve bölge dillerinde yayın yapmaya başladı. Buna Arapça, Azerice, Rusça ve Kürtçe eklenmek üzere. Önümüzdeki yıllarda dünya üzerinde çok konuşulan diğer diller de buna eklenecek ve Türkiye'nin haber ajansı, Türkiye'den haberleri bütün dünyaya farklı dillerde verme şansı bulacak.
Balkanlar bölge temsilciliğini açan Anadolu Ajansı orta vadede dünya üzerinde farklı noktalarda da kurumsal temsilciliklerini açmış olacak. Hem habere yerinde ulaşma, hem de Türkiye'nin o ülkedeki vizyoner temsilcisi olmak gibi bir misyonu da yerine getirmiş olacak.
Anadolu Ajansı hakkında yeterli bilgisi olmayan birinin yapacağı her insafsız eleştiri bu nadide kurumu, alın teri ve emeğiyle daha güzel şeyler yapmak için çalışan genç ve idealist insanları daha çok üzecektir.
Oysa unutulmamalıdır ki Anadolu Ajansı Türkiye'dir, Türkiye'nindir... Ve başarısı uluslararası arenada bu güzel ülkenin başarısı olacaktır.
