Ak Parti Grup Toplantısı...(1)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, meclisi boykot ederek, meclisin meşruiyetini tartışmaya açarak ulaşılabilecek bir hedef olmadığını belirterek, "Hukuka karşı imtiyaz talep etmek ne tadar yanlışsa, dayatmalarla, oldu bitti yapmaya çalışmak da o kadar yanlıştır" dedi.

AK Parti‘nin bugün gerçekleştirilen ilk toplantısından dosta, düşmana da ve tüm dünyaya seslendiğini belirten Erdoğan, "Milli irade üzerinde vesayeti kabul etmiyoruz. Demokrasi ve hukuk dışı uygulamalara asla tevessül etmiyor, asla göz yummuyoruz. Ancak en az bunun kadar hukukun zorlanmasını, hiçe sayılmasını, demokrasinin istismar edilmesini de tasvip etmiyor, bunu da asla onaylamıyoruz. Dayatmalarla, tehditlerle netice alınamayacağını çok iyi biliyoruz. Meclisi boykot ederek, meclisin meşruiyetini
tartışmaya açarak ulaşılabilecek bir hedef olmadığını çok iyi biliyoruz. Hukukun siyasallaştığından dert yanıp hukuka siyasi müdahalede bulunulmasını istemenin ne kadar büyük tutarsızlık olduğunu, ne kadar vahim bir hata olduğun çok iyi biliyoruz. Bilmeyenlere, bilmek istemeyenlere, kabul etmek istemeyenlere buradan bir kez daha duyuruyorum; ekranları başında bizi izleyenlere bunu bir kez daha duyurmak istiyorum. Türkiye bir hukuk devletidir. Üstelik bugün Türkiye üstünlerin hukukunu değil, hukukun
üstünlüğünün egemen olmaya başladığı bir ülkedir. Hukuka karşı imtiyaz talep etmek ne tadar yanlışsa, dayatmalarla, oldu bitti yapmaya çalışmak da o kadar yanlıştır" diye konuştu.
"Yargının kararlarından dolayı doğrudan AK Parti‘yi itham edenler, hükümeti itham edenler eski alışkanlıkları nüksedenlerdir" diyen Başbakan Erdoğan, geçmişte yargının doğrudan yasamadan veya yürütmeden talimatlar almış olabileceğini ancak AK Parti hükümetleri döneminde yargının, millet adına karar verdiğini, kimseden de emir ve talimat almayacağını vurguladı. Erdoğan, kendi iktidarları döneminde kapatılma davasına maruz kalmış bir parti olduklarını belirterek, parlamentonun yüzde 65‘ne sahipken
kapatılma davasına muhatap olduklarını söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:
"O durumda dahi mücadelemizi hukuk içinde verdik. Başka bir yola tevessül etmedik. Üstelik bugün milli iradeyi temsil ettiği söylenen ve terör örgüt kurmaktan yargılanan o yazarlar, AK Partiye kapatma davası açıldığında ‘Yargı da milli iradedir‘ şeklinde yazılar kaleme aldılar. Benim arşivimde var. Yasamanın da yargının da milli iradeyi temsil ettiğini köşelerinde yazdılar. Dün milli iradeyi temsil eden yargı bugün temsil etmiyor mu? Dün güya millet adına karar veren yargı, bugün millet adına karar
vermiyor mu? AK Parti iktidarını çoğunluğun azınlığa tahakkümü olarak sorgulamak isteyenler, acaba bugün azınlığın çoğunluğa tahakkümünü sorgulamayacak mı? Şu anda aradıkları bu. Azınlık çoğunluğa tahakküm etsin; böyle bir şeyp olabilir mi? O zaman bu milletin iradesini bir nereye koyacağız? Diyorlar ki; ‘Başbakan bu işi çözsün‘. Ben şimdi onlara sesleniyorum. Başbakan ne yapacak? Hakimleri, mahkemeleri arayıp talimat mı verecek? Başka iktidarlar döneminde bunlar yaşanmış olabilir, yaşandığını da biz çok
iyi biliyoruz. Mağduriyeti yaşayanlar olarak biliriz. Ama bizim dönemimizde bunlar yaşanmaz ve yaşanmayacak. Yargı karalarından dolayı TBMM‘ye gelmeyenler, gelip de yemin etmeyenler, yasama, yürütme, yargı güçlerini ayrımını hala kabullenemeyenlerdir."
