Türk Eğitim-Sen Seçim Öncesi Eğitim Çalışanlarının Taleplerini Belirledi

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Haziran ayında yapılacak olan seçimlerde eğitim çalışanlarının siyasi partilerden en büyük talebinin sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi ve öğretmen atamalarının da ihtiyaca göre yapılması olduğunu ifade etti.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, yaptığı yazılı açıklamada, eğitim çalışanlarının 2011 genel seçimlerinden beklentilerini açıkladı. Koncuk, 350 bin ataması yapılmayan öğretmen bulunduğunu belirterek, "Eğitim fakültelerinden mezun olan, bilgileri KPSS ile yeniden test edilen, buna rağmen yıllardır atama bekleyen ve işsizlikle mücadele eden 350 bin öğretmen yarınlarından umutsuzdur. Milli Eğitim Bakanlığı‘nın yaptığı öğretmen atamaları ihtiyacı karşılamadığı gibi, atama bekleyen öğretmen sayısı

da yıldan yıla artmaktadır. Ataması yapılmayan öğretmenler, KPSS‘de yaşanan rezalet nedeniyle bu yıl geçen yıla göre daha da mağdur olmuştur. Bu nedenle talebimiz, öğretmen atamalarının 40 bin, 50 bin ile sınırlandırılmaması, ihtiyaca göre yapılmasıdır. Öte yandan KPSS hırsızlarının mağdur ettiği öğretmenlerin yaşadığı acıyı, döktüğü gözyaşını azaltabilmek için bu yıl ek 30 bin öğretmen alımı mutlaka yapılmalıdır" dedi.

KPSS‘deki kopya iddiasının sorumlularının halen bulunamadığını ifade eden Koncuk, sorumluların ellerini kollarını sallayarak dolaştığını ifade etti. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu‘nun sözleşmeli öğretmenleri kadroya alacağına ilişkin söz verdiğini hatırlatan Koncuk, bu sözün üzerinden uzun süre geçmiş olmasına rağmen, sözleşmeliler kadroya geçirilmediğini, sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına da devam edildiğini vurguladı. Bakan Çubukçunun tüm sözleşmelileri hayal kırıklığına uğrattığını savunan

Koncuk, "Türk Eğitim-Sen olarak güvencesiz çalıştırmanın bir diğer adı olan sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının kaldırılmasını ve tüm sözleşmelilerin ayırt edilmeksizin kadroya alınmasını istiyoruz. Ayrıca bugün 70 bin civarında ücretli öğretmen çalıştırılmaktadır. Girdiği ders başına ücret alan ve karın tokluğuna çalıştırılan bu öğretmenlerin hiçbir güvencesi yoktur. Ücretli kölelik olarak adlandırdığımız ücretli öğretmenlik uygulamasına da son verilmeli, tüm öğretmenler sadece kadrolu olarak istihdam

edilmelidir" dedi.

Siyasi partilerin, tüm eğitim çalışanlarına eşit mesafede olması gerektiğine işaret eden Koncuk sözlerine şöyle devam etti:

"Ne yazık ki mevcut iktidar, eğitimciler arasında ayrımcılık yapmakta, kendinden olmayanları dışlamaktadır. Yandaşlarına kol kanat geren iktidar, yandaş olmayanlara adeta hayatı zindan etmektedir. İktidar yandaşlarını yüceltirken, usulsüz atamalar, geçici görevlendirmeler yaparak onları ihya ederken, onlara makam, mevki verirken, diğer eğitimcilere aynı bonkörlüğü göstermemektedir. Siyasi partilerden talebimiz, seçimlerden sonra bu yapının değişmesidir. Siyasi partiler her sendikaya, her eğitimciye eşit

uzaklıkta olmalı, onların sorununu kendi sorunu gibi görmeli, adaletsiz uygulamalardan kaçınmalıdır. Usulsüz atamalar yapılmamalı, haksız ve hukuksuz uygulamalardan uzak durulmalıdır. Eğitim camiasını yönetmeye talip olanlar, makamını kullanarak, birtakım çevrelere çıkar sağlamamalıdır. Bakanlıkta torpil ve kadrolaşma devri sona ermeli, atamalar kariyer ve liyakat ilkeleri göz önüne alınarak gerçekleştirilmelidir. MEB, hukukçu bir Bakan tarafından yönetilse de, ne yazık ki Bakan‘ın uygulamaları hukukla

bağdaşmamaktadır. Şu anda on binlerce eğitim çalışanı kendi bakanlığı ile davalıktır. Bu nedenle seçimlerden sonra oluşacak hükümetin Milli Eğitim Bakanı, mevzuat alanında doğru uygulamalara imza atmalı, hukuku çiğnememeli, çalışanlarla Bakanlığı karşı karşıya getirmemelidir. Türkiye‘de okullaşma oranları AB ülkelerinin çok gerisindedir. Okul çağındaki çağ nüfusunun tamamının okula devamı sağlanmalıdır. Eğitimde fırsat eşitsizliği sona erdirilmeli, her çocuk eğitim-öğretim hakkından yararlanmalıdır."

Okullarda öğretmen açığının yanı sıra okul ve derslik açığının da giderilmesi gerektiğini belirten Koncuk, sınıflarda öğrenci sayısının 25‘e düşürülmesi, okullarda fiziki mekanlar iyileştirilmesi, bilgisayar ve ders araç-gereç donanımı sağlanması gerektiğini kaydetti. Kamu çalışanlarına toplu sözleşmeli sendika hakkının tek başına tanınmasının sonuç getirmeyeceğini ifade eden Koncuk, "Toplu sözleşmeli sendika hakkı grev hakkı ile birlikte anlam kazanmaktadır. Mevcut iktidar ise kamu çalışanlarına grev

hakkı verilmesini tabu olarak görmekte, adeta bu hakkı vermekten korkmaktadır. Türk Eğitim-Sen olarak, seçimlerden sonra oluşacak hükümetin kamu çalışanlarına grev hakkı vermesini istiyoruz. Bu konuyla ilgili sendikamız her platformda mücadelesini sürdürecektir" dedi.

Kaynak: İHA