Mhp Grup Toplantısı...(2)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Kıbrıslı kardeşlerimize besleme diyerek hakaret eden ve orada seçimle işbaşına gelen yönetimi küçültücü beyanlarda bulunan Başbakan’ın sözlerini şiddetle telin ettiğimizi buradan duyuruyorum" dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada geçen hafta Perşembe günü, Ankara Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi ile İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde meydana gelen iki ayrı patlamada 20 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda vatandaşın da yaralandığını belirterek, bu son derece elim hadisenin Türk milletini derinden üzdüğünü söyledi. Özellikle işyeri denetimlerindeki zafiyetler ve yetersizlikler ve kayıt dışı çalışan tezgah altı işyerlerinin pıtrak gibiyayılmasının doğal olarak hem çalışan sağlığını hem de işyeri ve çevre güvenliğini fazlasıyla tehdit ettiğini belirten Bahçeli, bununla birlikte işyeri denetimlerindeki açmazları yalnızca denetim elemanlarının eksikliğine bağlayarak sorumluluktan kaçmaya çalışmanın doğru olmadığını vurguladı. Bahçeli, "Eğer sorun ilgili bakanın iddia ettiği gibi denetim elemanlarının sayısı ise, o halde eksik tamamlanır ve gerekli çalışmalara hız verilir. Ne üzücüdür, Ankara’nın tam ortasında canımızı yakan ve ekmeğinikazanmaya çalışan onlarca insanımızın hayatına mal olan kazaların ağır bilançosu konu üzerine gecikmeli olsa da eğilmeyi zorunlu kılmaktadır. Önümüzdeki süreçte yürürlükteki mevzuatlara uygun olarak denetim ve işyeri kontrollerinin daha etkin ve verimli yapılması kaza risklerinin azalmasında önemli katkılar sağlayacaktır. Bu konuda sorumluluk öncelikle iktidar partisine düşmektedir" diye konuştu. "AK PARTİ’NİN YAKIN COĞRAFYADAKİ GELİŞMELERİ DİKKATLİ OKUMASI GEREKİR"Türkiye’nin yakın coğrafyasında önemli ve dikkatle takip edilmesi gereken olayların cereyan ettiğini kaydeden Bahçeli, Tunus merkezli olarak başlayan halk hareketinin akislerinin geniş bir çevrede karşılık bulduğunu ve bulmaya devam ettiğini dile getirdi. Dün baskıcı, despot, zulüm taraftarı yönetimlere arka çıkarken, bugün birden bire bunların karşısında duruş sergileyen ve çıkarları uğruna milyonlarca insanı telef etmekten bile çekinmeyen Batılı anlayışın ikiyüzlülüğünü bu son olaylarla bir kez dahagörmenin mümkün olduğunu ifade eden Bahçeli, demokrasinin gerçek anlam ve uygulamasıyla devlet ve toplum hayatına nüfuz edemediği Müslüman toplumlarının, sürekli olarak dış yönlendirme ve dayatma altında olmalarının üzüntü verici olduğunu söyledi. Tunus’tan Mısır’a uzanan hatta kabından taşan halk hareketlerinin öncelikle yolsuzluğa, işsizliğe, yoksulluğa ve baskıya duyulan tepki ve bu haliyle de saygıdeğer olduğunu belirten Bahçeli, "Ne var ki demokrasiye duyulan özlemlerin yeni otoriter yönetimlerinkurulmasına enerji ikmali yapma ihtimali, bölgeyi daha büyük dengesizlik sarmalına ve belirsizlik ağına sokabilecektir. Gelişmelerin seyri bize bu olumsuzluğun ortaya çıkabileceğini de göstermektedir. Mesele yalnızca bir kişinin ya da yönetimin görevini bırakması değildir. Gerçekten demokrasi ve özgürlüklerin esas anlamıyla karşılık bulması arzu ediliyorsa, topyekun bir değişimin ve gücünü iç dinamiklerden almış reform sürecinin başlaması kaçınılmazdır. Bu haliyle yakın coğrafyamızdaki gelişmeleri AK Partihükümetinin çok dikkatli bir şekilde okuması ve sonuç çıkarması gerekmektedir. Zira olayların bulaşıcı etkisinden korunmamız ve bunlara karşı bağışıklık kazanmamız takınacağımız tutum ve izleyeceğimiz yolla yakından ilgili olacaktır" değerlendirmesini yaptı. "BAŞBAKAN ABD POLİTİKALARININ HAYATA GEÇMESİ İÇİN ÜZERİNE DÜŞENİ YAPTI" Özellikle Mısır’daki gelişmeleri AK Parti iktidarının yanlış değerlendirdiğini ve teşhisini başkalarının yönlendirmesi altında koyduğunu ifade eden Bahçeli, iki haftayı bulan Mısır’daki toplumsal yangınla ilgili, ’Tribünden seyretmeyeceğiz’ diyerek pozisyon almaya çalışan Başbakan Erdoğan’ın bu zamana kadar, ABD’nin beklentilerini, isteklerini yansıtmaktan başka bir şey yapmadığını savundu. Başbakan’ın, ABD Başkanıyla telefon görüşmesine kadar geçen bir hafta süresince sessizliğini korumasının manidarolduğunu belirten Bahçeli şunları söyledi:"Özellikle Mısır Devlet Başkanı’na yönelik halkın sesine kulak ver çağrısı ve görevinden ayrılmasına dönük imalar, Recep Tayyip Erdoğan vasıtasıyla Ortadoğu bölgesine indirilmiştir. Bu gelişmeyle birlikte bir kez daha taşeronluk görevi yerine getirilmiş ve AK Parti, ABD politikalarının hayata geçmesi için üzerine düşen sorumluluğu eksiksiz uygulamıştır. Nitekim Başbakan Erdoğan’ın, komşusu olan bir ülkeye bakışta bile, binlerce kilometre uzaklıktaki ABD’yle tam olarak örtüştüğünü söylemesi ve ayrıştığıhiçbir noktanın olmadığını dile getirmesi, başlı başına AK Parti zihniyetinin kimin planlarını hayata geçirmek için uğraştığını göstermesi bakımından ibretlik olmuştur. Bu kapsamda konuyla ilgili olarak, Başbakan Erdoğan’ın cevap vermesini merakla beklediğimiz sorularımız şunlar olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Mısır konusunda, ABD’den hiç mi ayrı ve farklı politikası yoktur? Tamamen küresel alana havale edilen dış politikada proaktif davranmak, oyun kurmak veya ön almak iddialarının inandırıcılığıbundan sonra nasıl ileri sürülecektir? ABD’nin görüş ve yaklaşımlarının aynısının, Başbakan Erdoğan tarafından tekrar edilmesi bir bakıma bölgenin ve AK Parti’nin hangi ülke tarafından yönlendirildiğini bir kez daha göstermiştir. Bize göre, Başbakan Erdoğan bu süreçte BOP Eşbaşkanlığının hakkını vermekte ve küresel kanlı projelerin servisini yapmaktadır. Anlaşıldığı kadarıyla Mısır Arap Cumhuriyeti de bunu anlamıştır ve Türkiye’nin iç işlerine müdahil olmasından duyduğu rahatsızlığı açıkça dilegetirmiştir." Başbakan Erdoğan’ın yabancı ülkelerin eline tutuşturduğu pusulayla yol aldığını ve kendisine tanınan imkanlar çerçevesinde Müslüman coğrafyasında şöhret olmaya çalıştığını öne süren Bahçeli, çünkü kendisine güvenilmesi ve inanılması gerektiğini kaydetti. Ancak Başbakan Erdoğan’ın, şahsına gösterilen ve aslında cesameti tam belli olmayan ilgiyi istismar ettiğini ve Müslüman coğrafyasını Batılı güçler lehine dönüştürmek amacıyla ön almaya çalıştığını iddia eden Bahçeli, Türkiye için, komşu ülkelerin veOrtadoğu bölgesinin istikrar ve barış içinde yaşamasının, vazgeçilmez bir hedef olması gerektiğini söyledi. Bahçeli, "Bunun dışında, sorun yaşayan ülkelerin sınırları içinde meşru bir aktörmüş gibi yorumlarda bulunmak, teşrifatçılık yapmak, geçici yönetimlerin kurulmasını istemek, Türkiye’yi bunalımlara ortak etmek anlamına gelecektir ve kendi içimizde bazı çevrelere emsal teşkil edecektir" dedi. "BÖLÜCÜ ÇEVRELERİN DE GÜNDEMİNE GİRDİ" Son derece tehlikeli olan bu küresel oyunun çekim alanına kapılan AK Parti iktidarının aklını başına alması, Ortadoğu ateşinin alevlerinin, Türkiye’nin sınırlarına geçmesine neden olacak eğilim ve politikalardan bir an önce uzaklaşması uyarısında bulunan Bahçeli, bulaşıcı etkisini sık sık gündeme getirmeye çalıştıkları toplumsal hareketlenmelerin, bölücü çevrelerin gündemine girdiğine işaret etti. İmralı canisinin bir yanda AK Parti ile yaptığı pazarlıklara devam ederken, diğer tarafta da Diyarbakırmerkezli olmak üzere, Mısır örneğini göstererek ayaklanma ve isyan teşvikinde bulunduğunu söyleyen Bahçeli şunları kaydetti: "Bölücülüğün, 15 Şubat’tan itibaren Mısır’dakine benzer kitlesel eylemlerle, hain planlarına ivme vereceği bir aşamaya geçmek için hazırlık yaptığı anlaşılmaktadır. Başbakan Erdoğan, başka ülkelerin nasıl ve ne şekilde bir yönetime sahip olmasıyla ilgili değerlendirmelerine bir an önce son vermeli ve ülkemizin karşı karşıya olduğu tehdidi bertaraf edecek tedbirleri hemen almaya başlamalıdır. Hükümetin müzakerelerle İmralı canisinin dayatmalarına boyun eğer bir hale gelmesi ve Türk milletine cezaevindengözdağı vermesine sessiz kalması bir rezalettir ve tükenmişliğinin acı da olsa ispatıdır. İmralı’yla görüşmelerin açığa çıkmasıyla şeref ve haysiyet konusunda yerin dibine batan iktidar zihniyetinin, Hüsnü Mübarek’le iktidar oyunu oynarken, kendi vatanımızda ayaklanma hazırlıkları yapanları görmezden gelmesi, küresel senaryolara figüran olmak için sıraya girmesi ihanetle eşdeğer bir kendini bilmezliktir." Geçtiğimiz yıllar içinde özellikle İslam coğrafyasında yerleşmiş antiemperyalist ve ABD karşıtı duyguları terbiye etmek için yine eşbaşkanı olmakla iftihar edilen Medeniyetler Arası İttifak çalışmalarının herkesin gözü önünde sahnelendiğini hatırlatan Bahçeli, asıl dikkat edilmesi gereken noktanın, BOP kapsamında sıranın Türkiye’ye gelip gelmeyeceğinin kestirilmesi hususu olduğunu söyledi. Bahçeli, "Bugün sokağa haklı veya haksız dökülmüş eylemciler için düne kadar destekçisi olduğu Mısır hükümetine’sokağa kulak ver’ çağrısı yapan küresel gücün, yarın AK Parti hükümetine de isyancı PKK ile bir şiddet eylemi sonrasında fütursuzca ’el sıkışma çağrısı’ yapmayacağının bir garantisi yoktur. Bugünden böylesi bir skandalın olmayacağına dair güvence de, hali hazırda ortalıkta görülmemektedir. En tehlikelisi ise Recep Tayyip Erdoğan olduğu sürece böylesi alçak ve emperyalist taleplere karşı durmak ve direnmek mümkün değildir" dedi. Bugün Ortadoğu’da adeta ABD sözcülüğüne soyunanların, Türkiye’nin kendi içinde birçok sorunu varken tercih ettikleri politikalarla başkalarının da Türkiye’nin içişlerine karışmasına zemin hazırladıklarını bilmelerinde yarar olduğunu belirten Bahçeli, "Ateşle oynadığını idrak etmesi gereken Başbakan’ın, ABD’den aferin almak adına ve bu ülkenin politikalarını sahiplenerek güç elde etmek uğruna bekamızı tehlikeye atacak her adımdan kaçınması gerekmektedir. Aksi takdirde ’tribünden izlemeyiz’ derken, girdiğisahadan mağlup, yılgın ve her tarafı yara bere içinde çıkan bir takımın kaptanı olmaktan kurtulamayacağını unutmaması hayrına olacaktır" şeklinde konuştu. KKTC’DEKİ PROTESTOLARBahçeli, KKTC ile yaşanan gerginliği ilişkin yorumlar da yaptı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile AK Parti iktidarı arasındaki uyuşmazlık ve ihtilafların ciddi bir aşamaya geldiğini savunan Bahçeli, iktidar partisinin milli konulardaki alerjisi, tahammülsüzlüğü ve tepkisinin geçtiğimiz günlerde bir kez daha kabardığını ve bu defa da hedefe KKTC’nin konulduğunu belirtti. KKTC’de yapılan bir protestoya haddinden fazla öfkelenen Başbakan Erdoğan’ın hakaretamiz sözlerle ve hoşgörüsüz kaba üslubuyla Kıbrıslısoydaşları rencide ettiğini savunan Bahçeli, "Elbette Kıbrıs’taki protestoda dile getirilen ve afişlere yazılan bazı ifadeler doğru ve yerinde olmamıştır. Türkiye’ye yönelik olarak suçlayıcı ve aşağılayıcı sözlerin sarf edilmesi, tabiidir ki hepimizi üzmüştür. Düne kadar Başbakan’ın koruyucu kanatları altında beslenen ve başı okşanarak cesaretlendirilen Kıbrıs’taki bazı mahfiller, ne gariptir ki bugün Türkiye’ye çek git demektedir. Bunlar 2004 yılında da, ’Yes Be Annem’ diyerek Annan Planına destekvermişlerdir ve AK Partiyle aynı safta buluşmuşlardır. Başbakan Erdoğan’ın daha önce ittifak kurduğu, emel ve amaç birliği içinde olduğu bu çevrelere gösterdiği tepkiler ise danışıklı dövüşten ibarettir. Netice olarak bir zamanlar AK Partiyle kol kola olanların gerçekleştirdiği protesto eyleminin çok fazla ciddiye alınması ve önem atfedilmesi de yersizdir ve anlamsızdır" diye konuştu.Buna rağmen, Başbakan Erdoğan’ın soğukkanlılığını ve basiretini kaybedercesine hiddetlenmesi ve tüm Kıbrıslı soydaşları suçlayıcı ifadeler kullanmasının, asıl niyetini deşifre etmesi bakımından kayda değer olduğunu dile getiren Bahçeli, "Kıbrıslı kardeşlerimize besleme diyerek hakaret eden ve orada seçimle işbaşına gelen yönetimi küçültücü beyanlarda bulunan Başbakan’ın sözlerini şiddetle telin ettiğimizi buradan duyuruyorum" dedi.Başbakan’ın Kıbrıslı Türklere ’besleme’ demeye asla hakkı olmadığını vurgulayan Bahçeli, sevsin ya da sevmesin, beğensin ya da beğenmesin, katılsın ya da katılmasın Kıbrıslı Türklerin her birinin Türkiye için önemli olduğunu ve onlara yönelik kötü sözün misliyle sahibine ait olacağını belirtti. "ERDOĞAN’IN VER-KURTULCU POLİTİKASI DUVARA TOSLAYACAK"Kıbrıs’ta Yunanistan’ın ne işi varsa Türkiye’nin de aynı nedenle orada olduğunu söyleyebilecek kadar gerçeklerle bağını ve bağlantısını koparan Başbakan’ın, Rumlara verdiği ödünlerden sonra yüzü kızarmadan ve vicdanı sızlamadan bu yorumu yapabildiğini söyleyen Bahçeli, AK Parti’ye rağmen Kıbrıs’ın Türk olduğunu ve sonsuza kadar Türk kalacağını vurguladı. Kuzey Kıbrıs’ın, Türkiye’nin en önemli milli davası olduğunu ve bunu yıpratmaya ve değersizleştirmeye yeltenenlerin her zaman karşılarında MHP’yibulacağını bildiren Bahçeli şöyle konuştu: "Kuzey Kıbrıs, Türk vatanının ayrılmaz bir parçası olarak varlığını sürdürecektir. Oradaki soydaşlarımızın aldıkları her yardım analarının ak sütü gibi helalleridir ve bunu da sorgulamaya siyasi taşeronların hiçbir şekilde gücü yetmeyecektir. Yunanistan’a gelince dostum, kardeşim diye hitap eden, ancak sıra Kıbrıslı kardeşlerimize gelince besleme diyerek hakları olan yardımı çok gören AK Parti zihniyetinin Türklüğün alevinde yanıp kül olması yakındır. İki bölgeli, iki milletli ve iki devletli birortaklık yapılanması içinde Kıbrıslı Türk kardeşlerimin huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşayacakları günler ufukta görünmüştür. Rum’lara şirin görünmeye çabalayan, Ermenilere el açan ve Brüksel kapılarında aman dileyen, Washington’dan kumanda edilen AK Parti zihniyetinin sonu artık gelmiştir. Şehitlerimiz, gazilerimiz ve milletimiz emin olmalıdır ki Kıbrıs’ı Yunan tezlerine peşkeş çekmek için hazırlık içinde olan ve Türkiye’nin sırtında bir kambur gibi gösteren AK Parti ve Başbakan Erdoğan’ın ver- kurtulcupolitikası duvara toslamaya eninde sonunda mahkum olacaktır." "DEMOKRASİ AHLAKINI ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANINDAN ÖĞRENECEK DEĞİLİZ" AK Parti iktidarı tarafından yargının siyalaştırılmasına dönük çabaların hızında bir eksilme ve gerileme olmadığına şahit olduklarını savunan Bahçeli, hukukun üstünlüğünü sağlamak yerine, üstünlerin hukukunu kurumsallaştıran iktidar partisinin, uygulamalarıyla adalete olan güveni ve inancı zayıflattığını ileri sürdü. Anayasa Mahkemesi’yle ilgili uyum yasasında yapılan düzenlemeler ve bu Mahkeme’nin üst temyiz mercii haline getirilme gayretlerinin, yargı içindeki tartışmaları daha da alevlendirdiğinibelirten Bahçeli, bu kapsamda Anayasa Mahkemesi Başkanı tarafından yapılan değerlendirme ve beyanların dikkat çekici olduğunu söyledi. Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın, iktidar zihniyetini aratmayacak yorumlarının kaygılarını artırdığını ifade eden Bahçeli, belirli aralıklarla manidar açıklamalar yapan bu Mahkeme Başkanı’nın, yargının yandaş hale getirilmesine yönelik düşünce ve kaygıların dile getirilmesini demokrasi ahlakıyla bağdaştırmaması ve bunu yargı mensuplarına saygısızlık olarak görmesinin, temelsizve içi boş bir itham olduğunu söyledi. Bahçeli şunları kaydetti:"Biz demokrasi ahlakının nasıl olacağını ve içeriğinin nelerden oluşacağını Anayasa Mahkemesi Başkanı’ndan öğrenecek ve duyacak değiliz. Kaldı ki yetki ve sınırını aşarak siyasetin alanına girmesi, taşıdığı sorumlulukla asla uyuşmamaktadır ve AK Parti’nin değirmenine su taşıyayım derken adalete darbe vurduğunu görmesi ve anlaması lazımdır. Madem Anayasa Mahkemesi Başkanı yargının bu kadar sorunlu olduğunu düşünmektedir, o halde bugüne kadar yargının temel sorunlarını gündemine tam olarak nedenalmamıştır? Yıllardır yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı örtüsü altında, yüksek yargının içine düşürüldüğü durumu kimsenin savunacak mecali kalmadığını Anayasa Mahkemesi Başkanı sıfatı taşıyan kişi itiraf etmektedir. O zaman var olan olumsuzluklarda bu Mahkeme Başkanı’nın da payı ve sorumluluğu vardır ve gerekli nedameti göstermesi ahlaki tutarlılık gereği olacaktır. Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın tarafsızlığında ve bağımsız duruşunda uzun zamandır gedikler açıldığı hepimizin malumudur. Bununlaberaber AK Parti’nin sözde yargı reformlarını meşrulaştırmaya çalışmak ve bunu övmek Anayasa Mahkemesi Başkanı’na düşen bir görev değildir ve olmamalıdır. Üzülerek ifade etmek isterim ki, yargının mevcut halinden şikayet edenlerin inandırıcılığı ve samimiyeti ucuz ve yapmacık bir hale gelmiştir." Parti olarak yargının kapsamlı bir reforma tabi tutulmasını içtenlikle istediklerini belirten Bahçeli, ancak yargının siyasallaştırılmasına ve AK Parti kontrolüne geçmesine de şiddetle karşı çıktıklarını belirtti. 28 Ocak 2011 günü açıkladıkları Seçim Beyannamesinde adalet ve yargıyla ilgili hedeflerini ve düşüncelerimizi Türk milletiyle paylaştıklarını kaydeden Bahçeli, "İktidarımızda adil ve hızlı yargılamanın sağlanması için gerekli altyapıyı oluşturacağız ve geçici bir tedbir olan tutukluluğuncezalandırmaya dönüşmesini önleyeceğiz. Yargıtay’ın hizmet kapasitesini geliştireceğiz. Yüksek yargının içtihat oluşturma işlevinin önündeki engelleri kaldıracağız. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin seçimini demokratik usullere uygun olarak ve yargı bağımsızlığını zedelemeyecek şekilde yeniden düzenleyeceğiz. Yargının genel bütünlüğünü bozmadan ihtisas mahkemelerini oluşturacağız. Hakim, savcı ve yardımcı personel ihtiyacını gidereceğiz, bunların mali ve sosyal haklarıyla diğer özlük haklarındagerekli iyileştirmeleri yapacağız. Adli hizmet sunan kolluk güçlerini idari yönden yeniden yapılandırıp, Adli Tıp Kurumunun özerk yapısını güçlendirerek, etkin denetim tesis edeceğiz" dedi. Değişik kurum ve kuruluşlarda, 5188 Sayılı Kanun kapsamında bulunan ve özel güvenlik görevlisi olarak çalışanların ciddi sorunları olduğunu bildiklerini belirten Bahçeli, bu sorunlar arasında, özel güvenlik kimlik kartları alınırken talep edilen özel glarüvenlik harçlarının geldiğini ve bunun kaldırılmasının mesleğe yeni başlayan çalışanları motive edeceğini söyledi. Kolluk kuvvetleri içinde en düşük gelire sahip bu meslek çalışanlarının daha iyi şartlara kavuşmalarının, öncelikli düşünceleri arasındaolduğunu ifade eden Bahçeli, ilave olarak fiili hizmet zammından yararlanabilmeleri için gerekli tedbirlerin alınmasının doğru ve hakkaniyetli bir uygulama olacağını söyledi.
Kaynak: İHA