
Sincan 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan hakkında Ankara Başsavcılığı'nın verdiği takipsizlik kararını, "usul" yanlışlığı gerekçesiyle kaldırdı. Mahkeme, soruşturma yeri olarak YÖK'ü ve soruşturma kararı verip vermeme makamı olarak da Danıştay'ı gösterdi. YÖK Başkanı Özcan, İstanbul Üniversitesi'nde öğrencilerin başörtüsü ile derslere girmeye başlaması üzerine bu üniversiteye gönderdiği yazıda, "öğrencileri dersten atmayın, sadece durumu tespit eden tutanak tutun" demişti. Yazıda, öğrencileri dersten çıkaran öğretim üyeleri hakkında soruşturma başlatılacağı uyarısında da bulunulmuştu. Türkiye Gençlik Birliği üyeleri bu yazı üzerine Özcan hakkında, "Anayasayı ihlal ve halkı kanunlara uymamaya tahrik" suçunun işlendiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştu. Ankara Başsavcılığı'nda soruşturmayı yürüten Savcı Mustafa Şahin Tanrıöver takipsizlik kararı vererek, şöyle demişti: "Başörtülüler veya türbanlılar insandır. Tüm insanların okuma ve eğitim hakkı vardır. Bu hak evrensel bir insan hakkıdır. Bunun istisnası yoktur. Bu nedenle, başörtülüler veya türbanlılar insan olduğundan, bu insanların da diğer insanlar gibi okuma ve eğitim hakkı bulunduğundan ve bu hak evrensel bir insan hakkı olduğundan, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi." Ancak başkanlığını Osman Kaçmaz'ın yaptığı Sincan 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara Başsavcılığı'nın takipsizlik kararını usul hatası nedeniyle kaldırdı. Mahkemenin kararında, Özcan'ın suç işleyip işlemediğine dair herhangi bir değerlendirme yapılmadı.
ADRES YANLIŞ
Kararda, Ankara Başsavcılığı'nın YÖK Başkanı hakkında soruşturma yapma yetkisinin bulunmadığı, YÖK'te oluşturulacak komisyonun vereceği kararın daha sonra Danıştay 2'nci Dairesi'ne gideceği, dava açılmayacağına da Danıştay'ın karar vereceği belirtildi. Mahkeme'nin kararı Ankara Başsavcılığı'na gönderildi.
'Takdir sizin'
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan kararla ilgili şunları kaydetti: "Benim görevim, üniversite öğrencilerimizin en iyi ve eşit şartlarda eğitim ve öğretim görmelerini sağlamaktır. Bu kapsamda öğrencilerimizin kendilerini 'özgür ve rahat' hissedecek şekilde derslere katılmalarını desteklemenin suç olarak görülmesini kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Hukuki süreçte üzerime düşen ne ise yerine getireceğim."